Aldığımız nefesle bir kahkahalık düşlerdir sürekli sararan takvim düşüşümüz. Yorgun düşüncelerimizden mavi gemiler kalkar mutluluk adalarına. Nafile sarılışların sonsuz finalleridir oysa biletimizdeki tarifsiz tarih. Uzun gecelerin kapsül dokunuşlarına sancımızı gömerek, olur olmaz serüvenlere söverek tüketiriz ruhumuzun son seferini. Restimiz aleni ve durdurulamaz dokunuşlarla çiçeklenir, sevda pazarına sun**** asil köleler panayırında sonlanır..Avut**** düşlerimizin hiç düşünülmeden sarf edilmiş sözcükleriyle kapanır göğsümüzdeki özlemin paslı vanaları. Dalda kiraz çiçeği üşürken geceleri, asmada üzüm kararır. Gözlerimizde anı bekleyen özlem kristallerine ansız çiyler düşer aynı anda, göle yağmur damlar, bir balık denizini arar, söz susar, oltada iğne ağlardan hüznü toplar. Yakamozların dansıdır yaşam, toprak suya bakarken, rüzgar kuytularda şafağa soluğunu saklar…Bir hapishane duvarından güneşi arıyoruz!
Yaşadığımız hayat göğsümüze girecek kurşundan daha mı acımasız?
Ardımıza bakmadan yüreğimizdeki okyanuslara erişmek varken
Neden suratsız gardiyanların, şarkıların kölesi oluyoruz…Değişiyoruz bizde iklimler gibi.Her yana savurduğumuz yürek parçalarımızdı,sözcükler değil ve senin bildiğin sadece gözlerimden yağandı.Değişti işte iklimimin rengi.Kara çalındı bir an tüm yağmur bulutlarıma.Ellerime siyah düştü damlalar ve soğuktu bu kez yaz yağmurları.Doğru,yeşermek için önce solmak gerekiyor.Kanıt istiyor bu kez aşk,hangi dilden olursa olsun duymak istiyor o sözcükleri.
Camlara vuran deli yağmur taneleri gibi gözyaşı istiyor.Ama doğru,gülmemiz için önce ağlamamız gerekiyor.Sabahın ilk saatleri bir küçük yaprak misali üzeri beyaz örtü kaplanmış uyanıyor gözlerim.Kuşlar başka bahara göç ediyorlar usulca. Öyle soğuyor ki iklimim can suyum buz tutuyor….Yüzüne biriken ışıkların yosunlarla dans ettiği anlarda tutardım ellerini, ben gecenin sorgularını yanıtlarken. Ruhunun ara notlarında kelimelerin utançsız kulelerinde sevdaya sokulurdum. Alevin yakardı içimi, dudaklarının pınarlarında yıkardım bütün yoksul geçmişimi. Gecenin akrebinde düşlerimiz çoğalır, yelkovanın derinliklerinde ay ve yıldızlara kendi tepemizden bakardık…Yüreğindeydim yüreğimin yangınıyla. Hayatımın son demindeyim belki son haykırışlarımla.. İçimdeki tarifsiz acıyı anlatma mümkün değil. Sensizliği sana anlatmak, imkansız…
Derin bir nefes alıyorum,kalbim yaşlandığını anlıyorum. Aslında sensiz hayatımda bile her şeyin sen olduğunu anlıyorum. Yemek yesem aklımda sen,uyusam,yürüsem… Yağmurda bile sen varsın. Hayatımın her deminde, bedenimin her hücresinde sen varsın. Atamıyorum seni içimden.. Söküp fırlatamıyorum bir kenara. Uzaklara sesleniyordun inatla… Yüreğinin sesine ses verecek bir yürek arıyordun çaresizce…Hani Zara.Ablanın dedigi gibi.. Bunca diyar gezdim gözlerin için Niye küstün bana el sözü için.Hayatın acımasızlığına inat sevmek ve de sevilmek istiyordun yüreğinde yaşayan temiz duygularınla… Bekledikçe içinde kaybolduğun meleğini düşünüyor, gelmesi için ağıtlar yakıyordun her an… Hayatın anlamsızlığı yüzüne yansırken bir parça da olsa kaybediyordun içinde sevgiye değer veren o masum çocuğu… Yürüdükçe ayaklarına batan dikenler canını yakıyordu yakmasına ama sen sabırla hayata tutunuyordun sevdiklerin uğruna…Zamanı gelmişti belki de sevgiyi tekrar yüreğine almanın… Korkarak elini uzattığın melek duygularına yanıt vermişti… Acıları vardı yüreğinde senin gibi… Geçmişinin rahat bırakmadığı sevgiye lanet ediyordu dili… Herkes aynıydı onun için. Hayata anlam katan gerçek bir sevgi yoktu onun için… Nasıl olsun ki! Zamana karışıyordu acıları ama bir türlü kabuk bağlamıyor ve her güne bir damla gözyaşı armağan ediyordu… Ant içmişti yaşanacak en güzel aşka bile… Ta ki kendi yüreği gibi bir yürek karşısına çıkana kadar… Zaman durmuştu sanki. Hayallerle avuttuğu yüreği bulmuştu sevgiyi. İnanamıyordu… Bir elin sıcaklığını hissetmek onun için sadece rüyalardaydı. Hayaldi her zaman mutluluk… Ama şimdi hayali değil gerçeği yaşıyordu seninle… Güldüğünde mutlu oluyor, üzüldüğünde seninle birlikte üzülüyor… Yüreğinin yarısı sendin. Senelerce yaşanan acıların üzerine gelen bardaklar dolusu mutluluktun onun için… Geçmişte akıttığı gözyaşları ayakuçlarına mutluluk olarak dökülüyordu… Değer veriyor ve karşılığını alıyordu… Sevmek duygusuna sitem eden dili seninle birlikte sevgiye inanıyor. Yalan hayatın tek gerçeği olarak ömrünü ayaklarının altına seren sana teşekkür ediyor dualar eşliğinde.?
İ.Yakuphan ULU
Klavye yazıları
Yazara mail gönder | tarafından yazılan tüm yazılar Klavye | Yazıları takip et (RSS)






