Bitiyor zaman… Tüm saatler kum saatinin içinde birbiri üstüne yığılıyor. Sahte mutluluklar giyiniyor sözcükler. Sen-ben savaşında imtiyazsız yarınlara bugünden açıyorum gözlerimi. Savaşacak kadar bile yakın olmayışımızı bilirim. Bilirim acı verişindir, bu kadar sözcük dizdiren.444 Ömrümü ömrünün ardında sürüyen… Kapatıyorum gözlerimi,hadi git yar geldiğin gibi. Acıttığın yerden tüm acılarımı da topla git hadi.
Anlamadım yar Sen mi yar olmadın yoksa ben mi yarenlikten uzaktım?
Hangi kıyıya vurmuştu aramızdaki eksik o taş?
Hangi şarkıda yarım kalmıştı notamız?
Hangi satır içine sığdırabilmişti de seni; sen bulunmazım olmuştun?
Ah yar sana bağlamazsam sözcüklerimi hep anlamsızlık oluyor yüreğimin dili. Sana bağlandığında da gözyaşına paralel oluyor. Yok mu önümde senden gayri gidecek bir yol? İçim yine aynı mısraları tekrarlıyor.Bulamadım yar…. Seni bu kadar ararken ,kendime bir mutluluğu da bulamadım. Zamandan bir bir çalıp saatleri ,sızlayan yanlarıma kattım.
Yüzünde küçücük çocukların kırılgan ifadesiyle aralık bir bakışta tutulmuştum gözlerine. Benim kadar derin bakıyordun. Öyle zamana borcun yoktu diğerleri gibi. Göz kapaklarımın ağırlaştığını hissettirene kadar içime doğru bakıyordun. İçim ne de çok ezildi gözlerimi kaçırdığım, başımı öne eğdiğim ve hatta ilk defa tenime dokunduğun zaman.
Söylesem hangi izi taşırsın bedeninde ,benden kalan ve kim bilir hatırlar mısın sırılsıklam bedenine dokunduğum anda sana söyledikleri mi?
Siyah-Beyaz bir film içinde , rolu belirlenmiş hayatın dublörlüğünü yapmak ne kadarda anlamsız..Sensiz şu hayatımın tek rengi kırmızı… ”kan kırmızısı”…Olmuyor işte sensiz olmuyor;kan ağlıyor kanımın her damlası..Masallardan düşüyorum bu gece…
Bir martının gözlerinde üşüyorum…Sonrası yok..Harabe gülüşlerim vardı masal diye okudunuz…
İlişmedim kimseye…İçimde bir yangın vardı sığındım gözlerinize…Hepsi bu…Yaşam denilen zımbırtıyla uğraşmaktan bıktım. Ne beni anlayan kulak ne beni gören göz ne sesime ses katan bir yankı var. Sesim yankısını yitirmiş bedenim kokusunu.Artık kimseyi istemiyorum.Kafese kilitlenmiş esir gibi yerimde dolaşıp durmaktan bıktım….. Kaçıp gitsem uzaklara kimse görmese,tanımasa beni ,yok olsam o kalabalıkta eriyip gitsem, karışsam karanlığa..Yanımda değilsin, yakınımda degilsin, aynı havayı bile solumuyoruz, ama bu acı ne?Herkese mi yaparsın bunu, acı mı verirsin sonra çekip gidermisin? Belki de masallardaki gibi yapmalıyım.Her masal mutlu sonla bitmez ya ,bu masalda da ölen ben olayım ,gülen sen…İbreti alem görsün diye aşkımın yüceliğini sallandırayım cesedimi,TAVAN ARASI nda… Boşluklarda gelme gelme sakın mezarımın başına…Ve bu masal bitsin ,Tavan arasında…Gece karanlık, ay daha şeklini almamış, herşey için çok erken ,ama sen gittin ya benden ,bende gittim artık benden…Yakıştırdın ama sahipsiz caddelerde ismimi..Adı konmamış ayrılıklarda bıraktın yüreğimi.Ne kadar masum bir aşktı bizimkisi.Ölümü bile göze almıştık hani hani hiç bitmeyecekti ,içimizdeki kızgın ateş sönmeyecekti hani.Hani sen gün gelip benim olacaktın !!!..Unut demek kolay mı gelde bana bu asi yüreğime sor.Neden istedin bunu benden aşkın adını ayrılık koyalım diyemi.Savaşmadım mı senin için, ölüme her seferinde meydan okumadım mı ?!! Nasıl dalgasız deniz bir hiçseben sensiz sende bensiz bir hiçsin.O günlerin hatrına aşk dolu gecelerimizin hatrına Hakkını helal et gözbebeğim… Ona ruhumun yaralı olduğunu söyleyin… Nasıl yaralı olmasın ki. Doğrularından vazgeçmemiş olması yine kapının önüne konmasını gerektirmişti. Dünya mı garipti kendisi mi hiç bilemeyecekti. Tıkanıyordu hayat gelip kalbinde. Soldan soldan vuruyorlardı yine. Anlatamıyordu kimselere ne istediğini. Nasıl istediğini. Sanırım hiç anlatamayacaktı da. Belki anlatabilirdi de anlayan çıkmayacaktı…Kelimelerin büyüsü kayboluyor sanki yavaş yavaş Öncelerde tek bir kelimem yeterken yüreğine akmama , şimdilerde ise bir dizi kelime yetmiyor ruhuna dokunmama …Oysa ki aşktan öte bir duyguyla bağlıyım ben sana… Hani “öyle alıştım ki sana benden bir parça oldun sanki” demiştin bana. Alışma sevgili , sakın alışma bana .Alışkanlık önce heyecanı unutturur, sonra ardından sıradanlık gelir ,çarçabuk en sonda aşk yüreğinden çıkar gider ,ne olduğunu anlamadan alışma bu yüzden ,bana ne olur alışma… Aşkımı yüreğinden çıkarma…En umutsuz kelimelerim dilimin ucunda.Seni unutmak için söyleyeceğim yalanlarımı hazırlıyorum,ezberlemeye çalışıyorum yalanlarımı… Sensizlik bana ağır geliyor. Saçmalamaya başlıyorum…Yüreğimde ki eksikliğin ,utanmadan sana acıktırıyor beni .Ben sana doyamadım ya…Bundandır belki açlık nöbetlerim.Yada çok geç gelmiş olacaksın.Benden apayrı bir ben olacak karşında.Kulaklarım sesini duymayacak.Gözlerim seni görmeyecek.Kokunu ta içimde hissedemeyceğim.Ellerin bir mermer parçasını tutar gibi tutacak ellerimden.Avuçlarımın soğukluğu yüzümdeki çizgilerin derinliği, sana o zaman yaşamadığımı söyleyecek.Ne kadar uğraşsanda seni hatırlamayacağım.Camlaşan ve bütün canlılığını yitirmiş gözlerime korkuyla bakacaksın.Çok istediğin halde dudaklarım seni sevdiğimi söyleyemeyecek.Ansızın korkunç bir paniğe kapılacaksın.Kaçmaya alışkın ayaklarım seni uzaklaştıracak benden.İçindeki yaşama gücü seni alıp çok uzaklara çok uzaklara götürecek.Adımım anılmadığı çok uzaklara…Sevgilim son kez yüreğimi parmak uçlarıma bırakıp seni ve kendimi yazıyorum. Gözlerin cennetimin ışığıydı.Yüreğin yüreğimin dile gelen satırlarıydı. Ama sen beni duygularını sömüren olarak bil ne olur. Sana yazdıklarımı dilsiz şair olma yolunda daha yükseklere çıkmak için bastığım bir merdiven olarak gör. Lakin ben seni sen diye sevdim. Sevgimi adadığım kalbini bir oyuncak kadar değeksiz bil. Lakin ben seni gözlerine ,cenneti sakladığım yüreğine, yüreğimle dokunduğum nefesim olarak bileceğim… Seni yıkık bir yüreğin en sağlam parçalarıyla sevdim. Geçmişin kanlı izlerini senin yüreğinle silmek için değil; ben senin gülen yüzünü sıcak gülüşünü sevdim. Duygularım hep yarımdı ,lakin senin yüreğinle tamamladım içimdeki yarımlığımı. Senin gönül güzelliğiyle örttüm çirkin suretimi…Hiçbir zaman kavuşmayacak olsak da seni sevdim ben…Ellerini bir kez olsun tutmayacak olsam da avuç içlerindeki ter olmayı yeğledim hep. Susuz dudaklarımı düşlerimde ezip ,bir yudum sevgini kana kana içtim. Dudaklarından süzülen sigara dumanın arasında ben gökyüzünün en güzel bulutları seyrettim. Gülüşlerinde hep sevgi cennetinin gökyüzüne kanatlanan kelebeklerini gördüm ,gözyaşlarında ise kendimi ve ezikliğimi gördüm. Yetimliğimi senin yüreğinde unuttum..Lakin artık susuyorum…Kelimeleri yüreğimde ezip son kez susuyorum. Dilime senli anılarımı yüreğime gömüp, varlığının huzuruna gidiyorum.. Bu aşkın sevaplarını sana bırakıp günahlarını sırtıma giydirip seni sensiz yaşamaya gidiyorum. Sana bağlandığında da gözyaşına paralel oluyor. Yok mu önümde senden gayri gidecek bir yol? İçim yine aynı mısraları tekrarlıyor.Bulamadım yar. Seni bu kadar ararken kendime bir mutluluğu da bulamadım. Zamandan bir bir çalıp saatleri sızlayan yanlarıma kattım. Ben acıyı aşka yama yaptım. Hafife almadım duyuları…Üşüyorum….Sorularım kar tanelerine tutunmuş beynimi kurşunlarcasına yağıyorlar geceme!Hatta bu üşümek de değil ,donuyorum, kalemin yazmaktan korkan renginde buz kesiliyor bedenim!Bütün şiirlerim yanarken ben üşüyorum!Yenmem gerek kendimi…Düşmemeliyim derdimin siyahına küçücük küçücük dertler birleşmişler de beni yıkacaklarmış! İnanmam! Biz neler atlattık kalbim seninle! Ne gözyaşlarını uğurladık.Güçlüyüm ben! Her şeyden öte ve her şeyden ziyade elimi uzattığım biri var.Er yada geç O’na yönelişime ses verecek.Göz yaşımı dindirecek bir sevinç…Evet O’nunla konuşmalıyım ,anlatmalıyım O’na içimi acıtan her şeyi ve nedenini bulamadığım bir türlü akıtamadığım ne kadar gözyaşı varsa anlatmalıyım…
Sen beni hiç sevmedin…Doğru dürüst cümlelerin diplerinde çıkan yalanları yolmayacağım. Gerçek her zaman iyidir. Saçmaladıkça ve çırpındıkça fark edemediğimiz bir bataklığa battık. Belki seni suçlamak da haksızlık. Ben battım…Ben aşık olduğumu gizlemezken. Gözlerimi parlatırken. Kaygılar sardı dört bir yanımızı. Geleceklerimiz muammaydı. Kariyerlerimiz ve isteklerimiz. Bilinmez ne varsa ortaya koyduk. Yan yanayken mutlu olmayı marifet saydık. Huzuru… Oysa anlaşmalı ve sözleşmeli çayları yudumladık. Sansürden geçmeyen hiçbir kelimeyi dilimize yaklaştırmadık. Göz yaşlarımla gerçek olduğum zaman titredik. Koşarak uzaklaştık. Erkendi. Gereksizdi. Eskisi daha bitmemişti. Medyatikti. Saçmaydı….Özgür bırakmak için özgür bırakmak gerekirdi. Anlamak ve sezmek için çaba sarf eder gibi yapınca soru işaretleri doldu fıçımıza. Boğazımıza kadar soruya bulandık. Önce tenimiz nefes alamadı. Sonra gözlerimiz ve ağzımı vıcık vıcık soru oldu. Ölmemek için bir şey yapmadık. Çünkü bir tarafta göz yaşı en gerçek haliyle. Diğer tarafta sorularla. Öldük…
Şimdi ben bu satırları yazarken. Sen kim bilir neler düşünüyor olacaksın?Şimdi ne olacak? İşte bir soru daha. Kaçmak istediğim şarkıların , şiirlerin düşüncelerin kucağına atacağım kendimi. Bakire acılarıma hunharca saldırılarına göz yumacağım. Kabuğum sertleşecek.Umurunda olmasa da burada y o k olacağım. Beş vakit yalnızlığa soyunarak…Seni seviyorum…Sen beni hiç sevmedin üstelik….Ya da sevdin söyleyemedin. Sana sarılmak istediğim şu an bütün duygularımı ayağından bağlayıp tavan arasına asıyorum…Minder yapıp oturayım üzerine desem olmuyor… Gözlerimin önünden gitmeyen görüntüne bakıp bakıp ağlayacağım ,bu derdime çareler arayacağım. Şarkılara tahammülüm kalmayacak mesela. Herhangi bir melodiyle yan yana yürüyemeyeceğim. Bir kitabı açamayacağım uzun bir süre. Yazamayacağım. seni düşünmemek çin çabalar sarf edeceğim. Ve çiçekçilerin önünden boynum bükük geçeceğim…Dahasını da var, umurunda olmasa da burada y o k olacağım….
Ama sana son sözüm şu olacak;
“Bu gece yıldızlara bakarsan, orada gör hiçlik evreninin içinde anlamlı yaşamak için yıldızları figüranlaştıran bir hazine olduğunu. Ola ki buluta çarparsa bakışların, orada gör bulutun arkasında yıldızlar olduğunu….”
YAZANLAR: HACER DÖNMEZ & YAKUPHAN ULU
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Klavye yazıları
Yazara mail gönder | tarafından yazılan tüm yazılar Klavye | Yazıları takip et (RSS)






