Benim sevgim göklere sığmadı
Yerde de kalmadı
Korudum hep dua ettim
Benim başka bir ricam olmadı
Sadece sev beni
Her gece gördüğüm o rüya gerçek olsa
Yanıma koşa koşa gelsen
Geceyi yedi güne bölsen
Elini tuta tuta ölsem
Bizi kaybetmem…
Bazen rüya o kadar gerçekçi olur ki, uyandıktan sonra belli bir süre kendinize gelemezsiniz. Gözünüzde sadece sizin bilebileceğiniz nedenlerden oluşmuş iki damla göz yaşı akar ve rüya’dan gelen görüntülerle, yeniden ağlamaya başlarsınız. Aslında yaşadığınız olaya kendinizi o kadar
kaptırmışsınızdır ki, bir türlü toparlanamıyorsunuzdur. Kendi kendinize söylenir, olanların sadece bir rüya, bir imge olduğunu anlatmaya çalışırsınız.Ve bunun doğru olduğunu içten içe bilirsiniz ama yine de olmaz. Göz yaşları, sanki sözleşmiş gibi arka arkaya dizilir ve gecenin bir körü darma duman olarak ayağa kalkarsınız. Ta ki, tamamen rüyanın etksininden kurtulana kadar, en azından tekrar uyuyabilene kadar …
işte o zaman en saklı duyguların, en derine gömdüğünü sandıkların açığa çıkar. Bazen bir sayıklama eşliğinde, bazen kan ter içinde, bir çığlıkla.
Bir rüya bir aşkı alevlendir bazen, biri diğerinin üzerine toprak atar. Uzaktakini yakın eder, yakındakini uzağa iter.Bir rüya çok şeyi değiştirir. Hatta, sabaha uyandığında artık sen, sen değilsindir. Vücudunda hayat bulan şey, seni tamamen yenilemiştir.
Bu yüzdendir ki ne zaman hayal kırıklığına uğrasam ben, gözlerimi dünya dedikleri yere kaparım. İçimde olup bitenleri seyreylerken rüyalara dalarım. Bilirim ki her defasında benim için yeni bir yolculuk başlar… Labirentin orta yerinde beni gerçekten de canlı kanlı bir kalp bekler…Tanıdık…Ehemmiyetli…
Tarif edemezdi bu karanlığı…Karanlıktı, bir rüyada olması gerektiği kadar. Belki daha fazlası,bilmiyordu…Sadece mutluydu …
sonra uyandı…
En azından uyandığını hayal ediyordu…
Belki de uyanmamıştı…
Klavye yazıları
Yazara mail gönder | tarafından yazılan tüm yazılar Klavye | Yazıları takip et (RSS)






