Üye değilmisin? Üye ol | Şifrenimi unuttun?
Paneli kapat

27

May

2009

martılar ne renkti?

Yazar Klavye. bulunduğu kategoriler K e n d i m c e |
http://yedincifotograf.blogspot.com/2007 Şubat
Yalova - Gebze arası
fotoğraf makinesi: Panasonic FZ7

2007_02_09

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Martılar ne renkti?
Rüzgârla dans ederken
Gözlerimin dalıp gittiği noktada
Benden kopup giderken…
Ne varsa sana ait
Durmuş bekliyordum
Deniz ne renkti ?
 
 
 
 

 

Ya gökyüzü…


Martıların kanatlarıyla ,

Gözlerinin hayaline sarılmak isterken
Kabaran dalgalar kadar hırçındı yüreğim
Kayıp giderken avuçlarımdan
Senin varlığın,
Özleminle biraz daha büyürken
Bense gömülüyordum biraz daha
O anda martılara takılıyor, gözlerim
Denizin rengi ,gökyüzü
Benimse halsizliğim
Birbirine karışıyordu
Martlılar m a v i
 
 
 

 

 

Martılar  m a v i  bugün
Onlarla uçacak halim bile yok bugün
Yorgunum …
Çünkü senden kalan bir şeyler  var bende
 
 
 
 

 

Yılların kederi .rüyalarımın gizemi
Özlemeyi unuttum,sen bana umuttun,
Gölgesinde uyuduğum  beyaz bir buluttun.

 

h@CeR  DöNmeZHeeey Martılar !!!

Çok Kişisel Not  ;Çok  sevdiğim birine yazar gibi yazdım bu şiiri.Evet çok sevdiğim birine Hani olur ya  yazdığın son mektubu postaya verip buralardan giden kadına saygısızlık etmemek, onu incitmemek için yazdım  Nerededir, ne yapar hiç bilmiyorum. Ama yaşadığından eminim. Onunla öylesine iç içe yaşadık ki bir zamanlar. Bazen papatya kokan saçlarının kokusunu duyuyorum. Ve eğer ben ölmemişsem diyorum, o da ölmemiştir. Ve hâlâ direnmek gerektiğini düşünüyordur. Başka adlarla başka  yazılar  söylensin, mutlaka söylensin, diyordur. Yazı/yazılar  şiirler, öyküler, masallar, hkayeler…hiç bitmesin…kalem tükenmesin ..İşte bunun için yazdım…O yazmamı isterdi…Arada yine yazabilir miyim !!?

 

Klavye yazıları
Yazara mail gönder | tarafından yazılan tüm yazılar Klavye | Yazıları takip et (RSS)

 

3 Responses to “martılar ne renkti?”

  1. 1
    bir_mavi_olum Says:

    Aldığımız nefesle bir kahkahalık düşlerdir sürekli sararan takvim düşüşümüz. Yorgun düşüncelerimizden mavi gemiler kalkar mutluluk adalarına. Nafile sarılışların sonsuz finalleridir oysa biletimizdeki tarifsiz tarih. Uzun gecelerin kapsül dokunuşlarına sancımızı gömerek, olur olmaz serüvenlere söverek tüketiriz ruhumuzun son seferini. Restimiz aleni ve durdurulamaz dokunuşlarla çiçeklenir, sevda pazarına sun**** asil köleler panayırında sonlanır..Avut**** düşlerimizin hiç düşünülmeden sarf edilmiş sözcükleriyle kapanır göğsümüzdeki özlemin paslı vanaları. Dalda kiraz çiçeği üşürken geceleri, asmada üzüm kararır. Gözlerimizde anı bekleyen özlem kristallerine ansız çiyler düşer aynı anda, göle yağmur damlar, bir balık denizini arar, söz susar, oltada iğne ağlardan hüznü toplar. Yakamozların dansıdır yaşam, toprak suya bakarken, rüzgar kuytularda şafağa soluğunu saklar…Bir hapishane duvarından güneşi arıyoruz!
    Yaşadığımız hayat göğsümüze girecek kurşundan daha mı acımasız?
    Ardımıza bakmadan yüreğimizdeki okyanuslara erişmek varken
    Neden suratsız gardiyanların, şarkıların kölesi oluyoruz…Değişiyoruz bizde iklimler gibi.Her yana savurduğumuz yürek parçalarımızdı,sözcükler değil ve senin bildiğin sadece gözlerimden yağandı.Değişti işte iklimimin rengi.Kara çalındı bir an tüm yağmur bulutlarıma.Ellerime siyah düştü damlalar ve soğuktu bu kez yaz yağmurları.Doğru,yeşermek için önce solmak gerekiyor.Kanıt istiyor bu kez aşk,hangi dilden olursa olsun duymak istiyor o sözcükleri. Camlara vuran deli yağmur taneleri gibi gözyaşı istiyor.Ama doğru,gülmemiz için önce ağlamamız gerekiyor.Sabahın ilk saatleri bir küçük yaprak misali üzeri beyaz örtü kaplanmış uyanıyor gözlerim.Kuşlar başka bahara göç ediyorlar usulca. Öyle soğuyor ki iklimim can suyum buz tutuyor….Yüzüne biriken ışıkların yosunlarla dans ettiği anlarda tutardım ellerini, ben gecenin sorgularını yanıtlarken. Ruhunun ara notlarında kelimelerin utançsız kulelerinde sevdaya sokulurdum. Alevin yakardı içimi, dudaklarının pınarlarında yıkardım bütün yoksul geçmişimi. Gecenin akrebinde düşlerimiz çoğalır, yelkovanın derinliklerinde ay ve yıldızlara kendi tepemizden bakardık…Yüreğindeydim yüreğimin yangınıyla. Hayatımın son demindeyim belki son haykırışlarımla.. İçimdeki tarifsiz acıyı anlatma mümkün değil. Sensizliği sana anlatmak, imkansız…
    Derin bir nefes alıyorum,kalbim yaşlandığını anlıyorum. Aslında sensiz hayatımda bile her şeyin sen olduğunu anlıyorum. Yemek yesem aklımda sen,uyusam,yürüsem… Yağmurda bile sen varsın. Hayatımın her deminde, bedenimin her hücresinde sen varsın. Atamıyorum seni içimden.. Söküp fırlatamıyorum bir kenara. Uzaklara sesleniyordun inatla… Yüreğinin sesine ses verecek bir yürek arıyordun çaresizce…Hani Zara.Ablanın dedigi gibi.. Bunca diyar gezdim gözlerin için Niye küstün bana el sözü için.Hayatın acımasızlığına inat sevmek ve de sevilmek istiyordun yüreğinde yaşayan temiz duygularınla… Bekledikçe içinde kaybolduğun meleğini düşünüyor, gelmesi için ağıtlar yakıyordun her an… Hayatın anlamsızlığı yüzüne yansırken bir parça da olsa kaybediyordun içinde sevgiye değer veren o masum çocuğu… Yürüdükçe ayaklarına batan dikenler canını yakıyordu yakmasına ama sen sabırla hayata tutunuyordun sevdiklerin uğruna…Zamanı gelmişti belki de sevgiyi tekrar yüreğine almanın… Korkarak elini uzattığın melek duygularına yanıt vermişti… Acıları vardı yüreğinde senin gibi… Geçmişinin rahat bırakmadığı sevgiye lanet ediyordu dili… Herkes aynıydı onun için. Hayata anlam katan gerçek bir sevgi yoktu onun için… Nasıl olsun ki! Zamana karışıyordu acıları ama bir türlü kabuk bağlamıyor ve her güne bir damla gözyaşı armağan ediyordu… Ant içmişti yaşanacak en güzel aşka bile… Ta ki kendi yüreği gibi bir yürek karşısına çıkana kadar… Zaman durmuştu sanki. Hayallerle avuttuğu yüreği bulmuştu sevgiyi. İnanamıyordu… Bir elin sıcaklığını hissetmek onun için sadece rüyalardaydı. Hayaldi her zaman mutluluk… Ama şimdi hayali değil gerçeği yaşıyordu seninle… Güldüğünde mutlu oluyor, üzüldüğünde seninle birlikte üzülüyor… Yüreğinin yarısı sendin. Senelerce yaşanan acıların üzerine gelen bardaklar dolusu mutluluktun onun için… Geçmişte akıttığı gözyaşları ayakuçlarına mutluluk olarak dökülüyordu… Değer veriyor ve karşılığını alıyordu… Sevmek duygusuna sitem eden dili seninle birlikte sevgiye inanıyor. Yalan hayatın tek gerçeği olarak ömrünü ayaklarının altına seren sana teşekkür ediyor dualar eşliğinde.?

    ( Kişisel not..)
    Sahi ne çok canım yanmıştı hayat oyunundaki rolümden. kaç geceleri sabahlara bağlamıştım gözyaşlarımla. artık Arkadaşlıga özlemim olmayacaktı hayatımda. sonra bi anda sen çıktın karşıma. çok kısa sürede neler paylaştım senle. belkide aylar sonra yüzümü ilk sen güldürdün. aylar sonra ilk kez seninleyken mutlu oldum.Arkadaş`ca.sadece nefret, acı, hüzün değil; mutluluk, aşk, sevinç gibi duygularıda bildiğimi, hissettiğimi hatırladım sayende.. ( arkadaşım ) Buyazdıgım yazımı sana Armagan Ediyorum..saygıyla..i.yakuphan ulu.

  2. 2
    Klavye Says:

    Bu web sitesini bunca zamandır içimdeki sevinçleri ve üzüntüleri ; aşkları ve ayrılıkları dile getirmek için kullanıyorum. Yazdıklarımı beğenenler olduğu gibi beğenmeyenler de oldu.. Çoğu kişi yorumlarını bırakmadan şöyle bir bakıp geçti… Yorum yazarak görüşlerinizi dile getirdiniz için ve beni bu sanal ortamda yalnız bırakmadığınız için teşekkür ederim …
    Çoğu zaman açık olmaya çalıştım bu sayfalarda, anlatmak istediklerimi anlatırken… Bir yazar veya edebiyatçı olmadığım için de anlatmak istediklerimi bazen de anlatamadım…
    Son zamanlarda sizin de bildiğiniz gibi, hissettiğiniz biçimde karamsar ve genelde ayrılık üzerineydi tüm yazılanlar. Ve buram buram Özlem kokmakta … Ve testi ancak ve ancak içindekini sızdırırdı…
    Son olmayacak bu yazdıklarım bundan eminim…Anlattığım şeylerin ve duygularımın boşluğunu derinden hissetmeye başladım. Bu yüzdendir ki bir müddet kendi kabuğuma çekiliyorum, daha sade bir yaşam sürmek ve yazılarıma bu elim duyguları daha fazla karıştırmadan…
    Seni tanıdığıma ben de çok memnunum bu arada yazdığın yazı yı da yayınlamayı düşünüyorum ve bana hediye ettiğin içinde ayrıca teşekkür ederim…Dostluğumuzun daim olması temennisi ile ben de senin beğendiğin bir şiiri yazayım buraya:
    MAVı BıR ÖLÜM
    Yine sana sesleneceğim
    Senin kim olduğunu hiç bilmeden
    Senin kim olduğunu en çok bilerek
    ısyankar zambakların çılgın nilüferlerin
    Dört nala açan kiraz çiçeklerinin
    Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım
    Sarı bir hüzün kızıl bir gurur
    Ve siyah bir öfkeyle konuşacağım sana

    Hüznü, gururu ve öfkeyi bilseydin keşke
    Hüznün beni aşan taşkınlığını
    Gururumun binlerce yıl önceden miras kalmış hoyratlığını
    Öfkelerimin hiçbir zaman sona ermeyecek ve azalmayacak kararlılığını
    Anlayabilseydin
    Anlatabilirdim sana
    Seninle yaşanan bir aşktan sonra
    Ayrılığın ölüm bile olsa
    Mavi bir ölüm olacağını…!

  3. 3
    Klavye Says:

    Ve yine dinliyorum rüzgarı… Bu sefer gerçekten dinliyorum rüzgarı..sesi kulaklarım da.. Esintisini tenimde hissediyorum … Beni alıp başka dünyalara götürüyor.. Üşüyorum ama tatlı bir üşüme.. Beni mutlu eden bir üşüme… biz seninle aynı rüzgardayız.. Kapıldık ve gidiyoruz.. Ve diyorum tekrar rüzgara;O bensiz, ben onsuz …

    En güzel rüzgarlar seni bulsun . Ve beni sana anlatsın her korktuğunda.. Beni sana yaşatsın.. Tekrar tebessüm ettirsin tekrar heyecanlandırsın rüzgar her tenine değdiğinde her dinlediğinde… Kalk sevdiğim giyin kuşan.. yeni rüzgarlara kapılıp birlikte düşleri yaşayacağız…

 

Yorum yap

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.