Üye değilmisin? Üye ol | Şifrenimi unuttun?
Paneli kapat

26

Tem

2009

kum taneleri gibi hayat

Yazar Klavye. bulunduğu kategoriler K e n d i m c e |

Kum taneleri gibi hayat.. Her bir bölümü yaşamımda bir kum tanesi gibi. Bir bakmışsın avuçlarında; bir bakmışsın parmaklarının arasından usulca sessizce süzülür durumda.. Ne kadar kapasan parmaklarını nafile. Kendine bir yol bulup kaçan taneler hep oluyor. Ve ben kaçan taneleri ne kadar sevdiğimi bilip üzülerek nemli gözlerle bakıyorum ardından..
Umutlarım gidiyor aslında her akan kum tanesi ile.. Boğazım düğüm düğüm oluyor “Sizi çok seviyorum” diyemiyorum.. Bunu dememin çok şey değiştirmiyeceğini bilmekte avuçlarımı kapamamı engelliyor. Çünkü ne kadar kaparsam avuçlarımı o kadar hızlancak kum tanelerinin kaçması..
Çıkmaz bir vuslata sürüklenen yüreğimde sen yanıyorsun! Bu gün kelimelerin tutsaklığına yer yok yüreğimde;


ister anla, ister es geç ve vur sensizliği yalnızlığıma. Çiğne kalabalığımı, tıkansın yürüyüşlerimi ve duyma ayak seslerimi gidişinin ardından. Aslında yazacak çok şey var. Ama içimden bu aralar pek birşey yazmak gelmiyor.
Niye derseniz onu da bilmiyorum. Aslında elle tutulur birşey yok. Hani insana arada bi gelir ya birşey yapası gelmez aynı öyle işte.Anlamanı istediğim bir şey var! Ama o içimdeki umut değil hatta o kadar umutsuzum ki kelimelerim aciz ve yetersiz kalıyor… İçimde öyle bir şey var ki adını sakladığım. Bu öyle yürüyüp gidecek bir şey de değil… “Sen kapını açık tut hayata benden hayır yok sana. Bir hayaldi yaşanan ve bir düştü gördüğün rüya… Anlasana… Uyanma vaktin geldi. Haydi… Yolcu yolunda gerek ve senin biletin bile hazır. En önde cam kenarında. Açık görüş manzaralı bir yolculuk. Önce benden geçeceksin sonra senden. Yolun sonu yine yalnızlık ve acılara çıkacak. Biliyorsun!… Sıkı giyin her yer buz gibi soğuk mevsim kış olacak. Sıkıca sarıl kendine hakim ol aklına fikrine. Unut gitsin beni ve sakın üzülme. Böyleymiş alınyazın kaderin bir heves de gitsin. En yakın komşun rüzgar olsun.

Savur içine hasreti savur yanık yürek küllerini… Martılar çığlık çığlığa sahilde… Sanki içimdeki bağırtıyı duyup ona tepki veriyorlar.. Sessizce ilerliyorum kumsalda. Kızgın kumlara batıyor ayaklarım.. Denize gitmek gerek belkide serinlemek için. O zamanda ayağıma yapışmış kum tanelerini çalar benden sular. Ben seviyorum onları.. Onlarda ben…i….mi? Bilmiyorum.. Artık hiçbirşey bilmiyorum..
Susmayın… Birşeyler söyleyin sizde kum tanelerim. Hep bir ağızdan konuşun güç verin bana.. Bunca zaman birlikte değilmiydik bu sahilde? Sizle paylaşmadımmı ben tüm duygularımı? Gözümden yaşlar aktığında sizin üstünüze akıtmadımmı? Siz saklamadınızmı o gözyaşlarımı? Neden susuyorsunuz?Yüzünü hiç görmediğim gözlerine değmediğim elini tutmadığım bir aşka savruluyorum. İçimde çıkan büyük savaşlara rağmen meraklı yanım gitmeyi seçti. Bir adım sadece sesini bildiğim kelimelerinden büyük hayat hikayeleri çıkarmaya çalıştığım büyük bir boşluğa doğru ilerliyorum.
“Lütfen sev beni!” diye bağıran kalbimi ruhumu isteyen biraz şair biraz acemi yaşam savaşından benim kadar büyük darbeler almadığı her halinden belli …
İ.Yakuphan ULU

Bak şu yazılanlara şimdi ;

Hayat bu işte dediğimiz ,hep birileri birilerinden birşeyler bekler…”Derdine yandımın hayatı dersin ” aldım,verdim ile geçip gitmekte…ya bizler ? evet bizde ister istemez çıkar çatışmalarının tam ortasında oluyoruz.Bazen bu çatışmaları kendimiz çıkarıyoruz.Peki biz kim miyiz ? Biz hayatın uçurumun kenarına bıraktığı,rüzgarın bile arkandan eserken sana düşman olduğu,elleri olsa uçurumdan aşaya iten insanlardanız… Evet biz o insanlardanız …Ömürler geçiyor, gidiyor,yalan oluyor … Her şey yalan…. Yaşanılanlar,yaşayamadıklarımız,hayallerimiz…

Bozulmayan tek kurgunun hayaller olduğunu anlamam hiçte zor olmadı.Her zaman ilk kurulduğum kadar temiz,saf,el değmemiş;en azından, bir çıkar çatışmasına alet edilme şansları hiç yok…Biz neyiz bu dünya için,bu evren için…Kutsal kitaplar dünyanın bir kum tanesinden daha küçük olduğunu yazarlar hep…Bu kadar küçük ve değersiz bir yaşam formumuyuz biz ? Yaşadıklarımızı,yaşayacaklarımızı ciddiye aldığımız için yaşamı abartmış falan mı oluyoruz ? Nefes alıp nefes vermeyi…Kimi için yaşam budur;nefes al,nefes ver… İşte bu kadar basit yaşayanlar da var.Ben hiç sevmiyorum bunu söylemesini:( evet BEN kemimesini hiç hiç sevmiyorum …Ben geride kalan hiç bir şey için pişmanlık duymadım…Kusursuzmuyum ? elbette ki hayır…Bunu ismini bile bilmediğim birileri ile konuşasım var ki anlatamam…Deliriyorum ya da paranoyak bişi oldum ben.Rahmetli Sakıp Sabancı’nın sempozyumun da söylediği bir sözü vardır : “Ellerinizi açın ve bakın ne var elinizde ?” cevabı ne mi olmuştur , bakın ;”üçün biri var ! “demiştir. Yaşananlar , hayata katılmış yeni insanlar her zaman bana ek birşeyler kazandırdı…Evet bir insan bana gelmişse , boşyere değil , bir sebebi var bunun … Evet ben de birilerine gitmişsem ,bir olay yaşamışsam ,iyi yada kötü yine bir sebebi var bunun …Ben bu derece ciddiye aldım insanları…C İ D D İ Y E            A L D I M ….

Umursamaz olmak,hayattan bir anda çıkarmak - en azından karşıda ki insanların bunu bu şekilde görmesi - bu umursamamak değil aksine çok fazla umursamaktır…Yapılana tepkisiz kalmak umursamazlık,hissizliktir…Bu bir nevi etkiye tepkidir ama bunu kimse bu şekilde değerlendirmiyor ki…Hayatın sıra gelmiş örneklerini bir anda kafasında geçiriyor ve kararı veriyor insanlar “ee öle döte böle tarrak”bu değildir anlatılan…Koyulan tepki önemsememek değil aksine önemsemektir .Bildiğim tek bir şey var herşey geçici ama dostluk sonsuzdur…
Evet yaşadığımız hayattan çıkaracağımız ders bu…Beklentilerle dolu olan,hayatın her evresinde illaki hayattan çıkarılan insanlar kendi deyimim ile “her insan bir hikayedir ve hikayenin kopan yaprakları ile kendi hikayemi mahfetmekteyim ” Pişman mıyım değil miyim !!! ? Kendimi sorgulamaya başladım bu yüzden… h@cer Dönmez- Kl@vye Dostluğu…

Klavye yazıları
Yazara mail gönder | tarafından yazılan tüm yazılar Klavye | Yazıları takip et (RSS)

 

Yorum yap

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.