Üye değilmisin? Üye ol | Şifrenimi unuttun?
Paneli kapat

26

Ara

2008

Kendi dünyanın küçüklüğünü keşfetmek

Yazar Klavye. bulunduğu kategoriler Kategorilenmemiş |

2jg58o3.jpg

Artık eskisi gibi boş insanlar istemiyorum. Beni yoran ilişkiler, yeni tanışmalar, yeni yüzler aramıyorum. Eski dostlukların da özetini çıkarmaya başladım. İlişkilerde tasarrufa gidiyor, her şeyde olduğu gibi ve gereksiz insanları hayatından atmak istiyorsun… Yapmacık, inanmadan konuşmak istemiyorsun artık. Beni anlamayanlarla konuşmak cümle kirliliği yaratıyor ve hak edenlere saklıyorum enerjimi.İstediğime istediğimi deme özgürlüğüne sahibim, eleştirme hakkını oluşturan yaşamışlık ve yeterli yaş faktörü artık bende de var. "Ben demiştim" ,"ben bilirim","ben zaten anlamıştım", sendromunda olanlarla arkadaşlıkları bir kez daha sorguluyorum.İlişkilerini sadeleştirmeye başlayınca sıra iyi ve kötü gün dostlarını ayıklamaya geliyor. Kötü gün dostlarını belirliyor ve onlara daha çok önem veriyorsun. İyi gün dostu bulmak ne kadar kolaysa kötü gün dostu bulmak bir o kadar zor, biliyorum. Dostlar ihtiyaç olduğunda göçmen kuşlar gibi sıcağa uçuyor ve sadece seninle birlikte sürüden ayrı düşenler kalıyor.Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu öğreniyorsun buralara kadar gelirken. Uzun düz otobanlardan olduğu gibi, kestirme bozuk yollardan da ulaşabilirsin hedeflerine. Kestirmeleri de öğrendim gide gele. Bos geçen her saniye değerli artık. Daha yapılacak çok şey var ama, kendimi çok yormaktan çok hırpalamaktan yana değilim artık…Gerektiğinde "HAYIR" demeyi öğrendim ve bu kelime başta karsındakine kırıcı gelse de senin için hayat kurtarıcı olabiliyor. Sevgiye önem vermek gerektiğini, zamanı geldiğinde elinde sadece sevginin kalacağını biliyorum.Sevgi paylaşıldıkça oluşuyor, olgunlaşıyor. Aileme ve seçtiğim tüm dostlarıma daha önce göstermediğim sevgi, anlayiş ve ilgiyi gösteriyorum. Biliyorsun ki gidenlerin ardında sadece iyilikler kalıyor, ne kadar sevgi dolu olduğu hatırlanıp anılıyor. Bana çok genç olduklarını hatırlatırcasına nedense tecrübelerimi, fikirlerimi sormaya başladılar. Vereceğim cevaplar belki çok anlamsız geliyor ama yine de dinliyorlar ama ben biliyorum ki yaşamadan hiçbir şey öğrenilmiyor. Yaşamışlığın oluşturduğu bir alçakgönüllülükle gülüyorum:))) içimden sadece. Artık daha şık giyiniyorum, senelerle birikmiş dolaplar dolusu kıyafet var ve bunları kendimle paylaşmalıyım. Önce kendine güzel görünmelisin, kendi zevkime göre giyinmek istiyorum, böyle hissediyorum. Modaya uymak adına popomun sığmadığı düşük bel pantolonlara sığmıyorum diye kendimi üzme tercihini de kullanabilirim. Ayıp, günah ya da ne derler korkuları çoktan geride kaldı…Dostlarıma, kendimize yemek yapmak hoşuma gidiyor. Mutfak eskiden bir zulüm iken simdi zevk aldığım mekanlar arasına giriyor. Farklı lezzetler denemek güzel ve kendi lezzetimi kendimde yaratabileceğim belli bir damak zevkim ve mutfak kültürüm oluştu. Parfümü özel günler için saklamıyorum artık;benim için hergün özel ,yaratıldığım için özel,nefes alabildiğim için özel, yaşadığım için özel…Sonra Sezen’in şarkısındaki gibi anneni daha sık düşünüyorsun ve hatta anlıyorsun. İste bu yeni alışmaya başlanan ve giderek hoşa giden yeni duruma olgunluk deniyor. Yaşamışlığın, görmüşlüğün, geride kalmış üflenmiş doğum günü mumlarının bir sonucu kendiliğinden ortaya çıkıyor ,hayatın bir dönemecinde bu olgunluk. Ne zaman dersen herkese göre, ne kadar dolu yaşadığına göre değişiyor bu olgunluk çağına ermek. İnanın bana hayattaki düşüşler, zor alınan virajlar bu zamanı hızlandırıyor. Kendi dünyanın küçüklüğünü keşfetmek ve buna rağmen kendinin kıymetini bilmek çok işe yarıyor. Bir gün hepimizin bu huzurlu olgunluğu bulmasını diliyorum…Hayata gülen gözlerle bakın,sevgiyle kalın..

Klavye yazıları
Yazara mail gönder | tarafından yazılan tüm yazılar Klavye | Yazıları takip et (RSS)

 

One Response to “Kendi dünyanın küçüklüğünü keşfetmek”

  1. 1
    BiR_MaVi_oLuM Says:

    En son ne zaman ağlamıştım bir gereksiz için ? Ne zaman dökmüşüm yaşlarımı anlamsız bir serüven için! Hmm. .Hatırlayamadım şimdi.. Ne yani, o kadar eski mi ?!
    Sanırım evet…
    Artık geçmişimde kalmışsın sen! Tozlanmış raflarımın arasındaki sarı sayfalı kitaplar.. Bak! Seni anlatmak için ne çok tamlama kullandım! Oysaki sadece ‘gereksiz’ demem bastan sona anlatıyordu seni! dimi ? ..
    Çocuksu ruhlara kaptırdım kendimi. Bilmem kaç serüvenlik bir dizi! Kaç bölüm oynandı ki? Yine de, hayatımı anlatmaya yetmezdi.. Kaç sezonluk filmler gördüm ben! Hiçbiri de sevdayı anlatmaya yetmedi, yetemedi !
    Daha devam eder senaryolar yazılmaya.. Hepsinin sonu aynıdır! Kla**** Türk filmi ..

 

Yorum yap

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.