Üye değilmisin? Üye ol | Şifrenimi unuttun?
Paneli kapat

8

Nis

2009

Hayatın kendisi insanlara bir hazinedir

Yazar Klavye. bulunduğu kategoriler K e n d i m c e, makalelerim |

Hayat çetele tutmak değildir.Seni kaç kişinin aradığı,kiminle çıktığın,çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek değildir.Kimi öptüğün ,hangi sporu yaptığın veya kimlerin seni sevdiği değildir.Hayat ayakkabıların, saçın ,derinin rengi,nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.Aslında hayat,notlar,para,giysiler,girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir.Hayat çok arkadaş sahibi olmak ya da yalnız olmak,kabul görmek ya da görmemek de değildir.Hayat bunlar değildir. Hayat kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.Güven,mutluluk ve şefkattir.Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.Hayat kıskançlığı yenmek,önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.Neler söylediğin ve ne demek istediğindir.İnsanların sahip olduklarını değil,kendilerini oldukları gibi görmeleridir..Herşeyden önemlisi, hayatını başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.İşte hayat bu seçimlerden ibarettir…

Hayatın kendisi insanlara bir hazinedir.Ve bu hazinenin içindeki her şeyin değerini bilmeliyiz.Sevdiğimiz insanlar, sağlığımız,işimiz, sahip olduğumuz her şey için minnettar olmalıyız. Şu anda bulunduğunuz yerden hoşnut olmasanız bile , sizin yerinizde olmak isteyen milyonlarca insan var oysa…Asgari ücretle mi çalışıyorsunuz ? Ya işsiz olan insanlar ne yapsın … Doğru dürüst ayakkabınız mı yok ? Ayağı olmayan , o ayakkabıyı hiç giyemeyen insanlar ne yapsın… Hastasınız , ağrılarınızdan sürekli şikayetçi misiniz ? Şu an da , ölümle pençeleşen insanlar ne yapsın… Birkaç kilo fazlanız mı var ? hadi 10 kilo olsun bu kilo. Kat kat kilolardan hareket bile edemeyen , yatağa mahkum insanlar ne yapsın … Çocuklarınız sizi çileden mi çıkarıyor, sözünüzü mü dinlemiyor ? Çocuğunu bir daha göremeyen , kaybedenler ne yapsın…????

Bugün sorunun ne kadar büyük olursa olsun , başka birilerinin daha büyük sorunları , daha çetin hayat yolculuğu ve daha da acıtan bir hikayesi var.

Televizyonda izlediğim bir vatandaşın röportajı geldi aklıma. Depremzede ;günler sonra çöken binadan sağ olarak kurtulmuş ve ” bundan sonra ne yapacaksınız ? ” diye soruldu. Adam hiç düşünmeden cevap verdi ; ” eşimle hayatı bundan böyle dolu dolu yaşayacağım !!! ” .

Dolu dolu yaşamak kararını alabilmek için ille de üzerimize bir binanın mı çökmesi gerekiyor ? Hayatın değerini anlamak için ölümden mi dönmemiz gerekiyor ? Sahip olduklarımızın değerini onları kaybettikten sonra ya da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya geldiğimizde mi anlamamız gerekiyor ? Eşimizin kıymetini kapıyı vurup gittiğinde mi anlamamız gerekiyor ? Hayatınızdakilerin değerinin farkına varın…

Dünyada o kadar çok insanın üzerini örtecek bir çatısı bile yokken…Günlük geliri bir doların bile altında insanlar varken …Ülke olarak kendimizi sürekli ABD ve Batı Avrupa ülkeleri ile kıyaslar dururuz.Tamam gitmek istediğimiz yönü belirlemek için gerekli olabilir.Ama ne kadar şikayet etsek de , ne kadar daha iyi durumda olabilsek de , dünya da ki birçok ülkeye ve dünya nüfusunun bir kısmına göre oldukça iyi durumdayız.

Eskiye göre daha güzel evlerde oturuyoruz.Daha iyi arabalarımız var, daha çok kazanıyoruz …Her şey gerçekte daha iyiye gidiyor.Peki hala neden mutsuzuz ? Neden hiç bir şeyden zevk almıyoruz? Neden şükretmiyoruz, sahip olduklarımızın farkına varamıyoruz ?

Sahip olmadıklarımızın kaydını tutmak yerine, neden sahip olduklarımızın kaydını tutmuyoruz aklımızda, neden ???

Birilerine iyilik yaptık diyelim…O ise teşekkür bile etmedi , hatta memnun olmadı,daha fazlasını istedi…Üstüne üstlük size kızarak , suçladı. Sorarım size ; bir daha o kişiye yardımcı olmak ister miydiniz ? Öyleyse sahip olduklarımızın değerini bilmezsek , sürekli yakınıp, şikayet edersek bize daha fazlasının verilebileceğini nasıl düşünebiliriz ?

İşinizden memnun değilsiniz, takdir edilmiyorsunuz belki de iş arkadaşlarınızla mı geçinemiyorsunuz.Daha fazla dayanamayacağım, patronumdan nefret ediyorum demeyin sakın….Öncelikle bulunduğunuz konumu gözden geçirin Karşıda ki tepe her zaman yeşil görünürmüş insana.Başkalarının işi şöyle şöyle ne kadar da rahat demeyin işte ne kadar mutsuz olsanız da sizin yeriniz de olmak isteyen insanları düşünün İşinizin ya da görevinizin bir basamak olduğunu düşünün . Şu anda bulunduğunuz yere düşünme alışkanlıklarınızla geldiğinizi ve uzun bir zamandır da bu yüzden bu seviyede kaldığınızı anlayın. Hep olumlu yönleri görmeye çalışın…

Mutlu olmak için saçınızın mükemmel olması mı gerekiyor ? Daha kaç defa diyet yapmanız gerekiyor ? Ne kadar paranızın olması gerekiyor ? Ya da hangi marka arabaya sahip olmalısınız ? Yada tuttuğunuz takımınızın şampiyon olması mı gerekiyor ? Ya beş altı yıl şampiyon olmazsa , o zaman bu yıllarını hep mutsuz mu geçireceksin ?

Şimdi her şeyi bırakın bir yere oturup gevşeyin…Mutluluğunuzu ve sevginizi bir şeylere bağlı olarak yaşamayın ..Kendinizi iyi hissedebilmeniz için mutlaka bir şeylerin mi olması gerekiyor ? Hayatınız da olanlar yetersiz mi ? N eden sürekli kendinize işkence yapıp , nefes aldırmıyorsunuz ki ? Hayatın içinde ki koşuşturmadan bir sıyrılın, bir adım geri çekilin ve hayata daha geniş bir pencereden bakın.Unutmayınız ki hayatının en önemli ögesi sensin.Dünya bir yana sen bir yana .Önemli olan sensin, bankada ki paranın mikatarı değil…giydiğin kıyafetler … oturduğunuz ev değil …Sen olmazsan hiçbir şeyin anlamı yok…Sen olmazsan hiçbir şeyin değeri yok.Elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorsan , mücadeleni veriyorsan da vereceksin zaten; kendinizle mutlu ve barışık olmalısınız…Sen sen olduğun için o anda elinden gelenin en iyisini yaptığınız için…

Mini bir hikayem var bu konu da ;

Küçük kedi durmadan kuyruğunu kovalıyormuş.Yakalayamadıkça da sinirlenmiş , daha da hırsla atılmış.Bunu gören büyük kedi küçük kediye sormuş : ” Neden kuyruğunu yakalamak istiyorsun ? “

Küçük kedi : ” Bana kuyruğumu yakalarsam mutluluğu bulacağımı söylediler de ondan ” demiş.

Büyük kedi bıyık altından gülmüş ve demiş ki : ” Yıllar önce bende senin gibiydim, kovaladım , kovaladım kuyruğumu ama yakalayamadım.Bir gün kovalamaktan vazgeçtim ve yürümeye başladım. O benim peşimden geldi.”

Ve en önemli de sahip olduklarımızı paylaşmak.Paylaştıklarımızın maddi değeri önemli değildir.Önemli olan kalpten verilmesidir. Etrafımıza kalkanlar kurup kendimizi saklamayalım.Hayata teslim edin kendinizi ve hayatla bütünleşin.Hayata güvenmezseniz ve insanlarla paylaşmazsanız korkarak yaşarsınız….

SİZDEN DAHA BÜYÜK BİR GÜCE GÜVENİN …¸Dünyada ki milyonlarca karıncayı aç bırakmayan yaratıcı seninde ihtiyacını karşılar… makale yazılarım…/…9…

Klavye yazıları
Yazara mail gönder | tarafından yazılan tüm yazılar Klavye | Yazıları takip et (RSS)

 

Yorum yap

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.