Üye değilmisin? Üye ol | Şifrenimi unuttun?
Paneli kapat

 

Ben kim miyim ? Belki sandığınız  kadar ukalayım …Belki ummadığınız kadar mütevaziyim!! Biraz saklıyımdır…Bazen yasaklıyım!! Kimseyi örnek almam diyemeyeceğim ancak kimseye örnek olmam!! Arkama bakmam ama unutmayı hiç beceremem …Hatta unutmamak için büyük gayret gösteririm …”ASLA”ları ve “KEŞKE”leri hiç sevmem. Eleştirileri  dinlerim Nasihatları da !! Ancak  kimse bana masal anlatmasın!! Çünkü ben kendi masallarıma inanırım!!! ..İnsanın kendini anlatması; ne kadar birşeyler söylesenizde ,anlatamazsınız aslında ben de o insanlardanım… O yüzden yazacaklarım sınırlı bir hakkım da yazısı olacak…

Adım Hacer (arapça .) Babamın babaannesinin ismi . O rahmetli olunca onun adını vermişler bana .Hangi yılda doğduğumu ise yazmayacağım nedeni ise nasıl olsa öleceğim yılı da bilmiyorum…Aslın da ben hissettiğim yaştayım…Her zaman çocuk tarafım ağır basmıştır.Belkide 2 tane oğlum var , onlarla birlikte büyüdüğüm içindir. ( 1 tanede cennet te kızım var: doğduğu gün kaybetmiştim meleğimi… ama o herzaman benim yanımda Cennet ‘ im) Evet evliyim… Nerelisiniz ? sorusuna gelince hiç sevmem dünyalım işte , Türkiyem ‘ de yaşıyorum . Ve Türkiye ‘ min çeşitli yerlerinde sevdiklerim var ben oralara gidince inanın ki oralı oluyorum… Eğitim konusuna gelince her zaman hayat okulundayım…Ancak A.Ö.F. İşletme mezunuyum…Bulunduğum şehir  (Eskişehir) de özel şirketlerde 12 yıllık çalışma  hayatım oldu (Muhasebe - Yönetici Sekreterliği - İnşaat İhale Departmanlarında  )…Sonra çocuklarım olunca evimin İç İşleri Bakanıyım …

Araştırmayı, okumayı , yazmayı çok severim …Bu siteyi açmamdaki amacımı da yazayım sizlere …Benim faydalandıklarım başkaları için de faydalı olacaktır düşüncesinden hareketle, bu sayfadan sizlerle bana bir şeyler katan, değerli bulduğum hikayeleri ve yazıları paylaşacağım. Bu dünyada sizden başka bir “siz” daha yok. İşte sırf bunun için bile çok değerli, eşsiz ve özelsiniz. Hiçbirimizin bu hayata katacağı değer bir diğerininkiyle aynı olamaz. Kendinizin değerini önce kendiniz anlamalısınız. Çünkü insanlar size, sizin kendinize verdiğiniz değer kadar değer verir sadece. Hayata her zaman gülen gözlerle bakmanız dileğiyle. Sevgiyle kalın….

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

bu kadar kolay mı yaşamak
yaşıyorken hala satır aralarında
anıları yudumlarken bir bardak çayla
derin bir nefes çekip
onu üflerken sigara dumanın da
öyle suskunsundur
öyle kalakalmış…
her yalnızlıkta…

space_238-”Korkma!
Sadece toprağa gideceksin;
Sonra toprak olacaksın,
Sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin,
Oradan özüne ulaşacaksın,
Çiçeğin özüne bir arı konacak.
Belki
Belki o arı ben olacağım.” (eşkiya filminden bu cümleler)
ani-bee_n_flower

 

2 Responses to “Hakkımda”

  1. 1
    bir_mavi_olum Says:

    Sevda, aşk, hayal ve gençlik rüyaları peşinde hayatını çıkmazlara atan bir genç cocuk`un` dram dolu, acı dolu ve ibret dolu hayatını dile getirmektedir. Olaylar zinciri o kadar etkileyici, o kadar şaşkınlık verici ve o kadar ibret dolu ki, insan kendini tutamıyor ‘Bu kadar da olur mu? ‘ diyerek kendinden geçiyor. “Hayat; büyük acıların içine saklanmış küçük mutluluklardır” nerede okuduğumu tam olarak hatırlayamıyorum ama çok etkilendiğimi itiraf etmeliyim…O gün bu gündür küçük mutluluklar inşa etmiştim kendime.Tıpkı kumdan kaleler gibi.Ama benim o küçük mutluluklarımın sonu da kum kaleciklerine benzedim.Yazmayı bıraktım önce.Elinden oyuncağı alınan küçük çocuklar gibi kalakalmıştım ortada.Sonra baktım ki dünya hala dönüyor. Film kaldığı yerden devam ediyor.Üstelik aynı oyuncular ve aynı senaryoyla.Sonra,sonra dedim ki kendime şarkıdaki gibi ‘yine yine yine yine yeniden’ “MERHABA HAYAT” .ilk ne zaman farkı keşfettim bilmiyorum ama daha çocukken bir farklılık olduğunu hissettim diyelim…bazen durup hiç böyle olmasaydım dediğim anlar oldu…bunu sana yalan söylemiyecegim ama işte bu hali hep sevdim…belki farklıydım size göre…belki yanlıştım her doğan günde…ama ben sevdim kendimi kendi bedenimin bana oynadığı garip oyunu…benim gibiler hayatın kayıp çocuklarıyız…unutulmuş çocukları…ben sevdayı haykıramadım hiç..bozguna uğradım insanlara yakın olmak istediğim her saniye…şimdi eski bir melodi ile yürüyorum hayatı…ellerim ceplerimde hava ayaz mı ayaz ama ben…
    onu çok sevmiştim esasında…çocuk gülüşleri yok hayatın bende…yüklerim omuzlarımda…hayallerimi çıkarıyorum üzerimden…bayramlıklar gibi tertemiz üstüme geçirdiğim hayallerimi şimdi teker teker çıkarıyorum…her yerime bulaştırdım…ayaklarıma takıldı geçmişim…oysa ne güzel yakışmıştı gözlerime mutluluk…İki ay önce yani bundan bir yazı önce gelmeyecegini bildigim mektuplar diye bir başlık açtım ve kısa bir döküntü bıraktım bunun üzerine dostlar yorumlar yaparlarken birden böyle bir yazı yazmam gerektiğini yalnızlıkça neden beklediğimizi okul insanlarına anlatmam gerektiği hasıl oldu.
    işte neden böyle bir yazı yazmamın gerektiğini anlattıktan sonra inceden inceden mevzumuza giriş yapalım. ama bunu en güzel anlatan bir yazıyla işe girişelim değil mi ?

    Yalnızlık biraz da vazgeçmektir. Vazgeçilip gidilen evlerin duvarlarına sinmiş eski kiracıların hayatlarında saklıdır. O evlerin pencereleri dışardan çok içeriye kırıktır ve üzerlerinde çiçek işlemeleri olan kapılarında yanık sesli türkücüler çalar ısıtmak için kimsesizliğin soğukluğunu. İşte bu yüzden tarih resmi evrakların yalancılığında değil, terk edilmiş evlerin buram buram vazgeçilmişlik kokan yalnızlığında..Sonbaharın ilkbahara, Hazanın yaza dönüşümünü izliyorum yine hayretle ama herkesin beklediği gibi beklemiyorum ilkbaharı. Sonbaharla özdeşleşen ruhuma ilkbaharın neşesi ağır geliyor. Ve kaçmak istiyorum dünyanın sonbahar tarafına. Yaprakların kuruduğu kuşların göç ettiği coğrafyalarda anlamlı geliyor yaşamak. Neden sonbahar neden kış sorusunu binlerce kez kendime sormama rağmen, cevap alamadığım bin birinci kez daha soruyorum ve yine cevapsız sorulara bir yenisi daha ekleniyor.
    Dönmüyor içimdeki hazan. Ne ilkbahara bırakıyor yerini nede kışa. Yaprakları olmuyor ağaçların. Açmıyor çiçekler ve sade bir zambak bahçesinde kapatıyorum gözlerimi.
    İçimde yanan alevi söndürmemek için başımı dizlerimin arasına alıp, dört bir yandan esen rüzgarlara karşı siper ediyorum ruhumu. İçimi ısıtan alev her rüzgar esişinde bir kez daha savruluyor.Aynı yıldız kayıyor gökyüzümüze,aynı dileğe göz kırpıyoruz biliyorum. Farklı yataklarda aynı yastığa baş koyuyoruz. Farklı iklimlerin birbirini hiç tanımayan çiçekleri aynı kokuyu getiriyor burnumuza. Ve farklı şarkılar var söylenen. Sen bir şarkının başındasın,ben ötekinin sonundayım. Önemli mi? Buluşuyoruz yine aynı nakaratta..Sen “merhaba”sın ben “elveda”yım.ürkek adımlarla iniyorum kumsala…belki yaşamdaki son izlerim bunlar kum dağlarının arasında bıraktığım…içimden bir şeyler kopuyor… anılarım birer kısa filmler festivali oluyor kare kare geçiyor gözümün önünden… dupduru bir deniz karşılıyor beni…tenim esen ince bir meltem rüzgarı ile irkiliyor… tüylerim diken diken… son bir melodi çalınıyor kulaklarıma… son senfonisi hayatın belkide… sen gittin ya… daha doğrusu ellerimden avuçlarımdan kaydan ya benim için o an hayat zaten hakemin verdiği bir uzatma dakikası olmuştu…son gülümseyişin son bakışların son beni düşünerek verdiğin öğütlerin duyularımda… nereden gelip nereye gittiğimizi gördüm senin bu gidişinde… çok korkuyordum gidebilme ihtimaline… ama bu hayattı ve bir gün bitecekti… hem daha bitmeyi yok ki bunun… dayanamıyorum sensizliğe seni tanıyanlara gitmediğini söylemek için neler vermezdim ki… sevemiyorum hayatı… sen benim elim ayağım ve bu dünyaya beni bağlayan halatlarımdı… kimse bilmiyor neler çektiğimi… yalnızlık çok zor… ama en çok sensizlik zor…şimdi senin kollarında dizinde olmak için neler vermezdim ki…??Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım.
    Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. Karanlığı gördüm, korktum.
    Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi…Noktalarala Başlıyorum Her Yalnızlığa
    Sesini sapladım içime…Sensizliğe tanık yüreğim gecelerden yorgun.Gözlerim duvarlardaki hüzünden dalgın.
    Satırların zindanında esaret oluyor ömrüm.Oysa gözlerinde boğulmak istemiştim.Bulutlardan topladığım hüznü gözlerine yağmak
    istemiştim. Sen bilmedin.Yeryüzüne düşen ilk yağmur tanesi vardı avuçlarımda o gece…. Hayallerim gözümün önünde dans etti….Düşlerimdi gökyüzünden bana göz kırpan, yıldızlar değil; yalnızlığımda … Sana yetiştiremiyorum sesimi.tekrar tekrar denemelerim almıyor orta yerden ulaşılmazlığını. sesinin gölgesinde kaldı sevmişliğim.ve sessizliğin,deşilmişliğim…Yaşamı anlayabilmek için yitirmişlerine sormalı,sahiplerinden çok.konuşturmalı yani ölüleri.yaşamım senken ve sen de yokken,konuşturmalı yani beni.sözlenmiştim puslu sukunluklarla ve kan girmişti dizginsiz dizelerle arama.son verdim artık paydosuma.seni anlatabilmek adına tüm seslemlerimi topluyorum kaybettiğim yerden. Kelebeklerin renk renk saçlarına asılan yalanlar kopunca ömürleriyle beraber, birbirlerine aşık iki ırmak gibi kaybolmak pahasına denizde sevişir saatler. biri diğerini kovalarken ezdikleri güzelliklerin farkına varamazlar. yaralı bir ayna misali çatladı mı düşleri insanın, normaller karışıveriyor. Küçük- dökük, kırık-büyük suretler… peki aynadan pürüzleri silen biz değil miyiz? ya kıran? doğru olan hangi görünen? bak, karışıverdim. söyle.???

  2. 2
    Klavye Says:

    Gerçekten hikaye tadında bir yazı olmuş arkadaşım .
    Gelmek, hayata gelmek , bakmak , hayata bakış…Koca bir şehri içinde sevdiklerinle, ve çoğu şeyin bile bile yalan olarak yaşandığı yere bir ömür boyu katlanıcak olmak. Haksızlık etmek değil bu yaptığım var elbet burada karşılıksız sevdiklerim, onların yerleri apayrı, bambaşka. Hep savunurum ya insanlara olan sevgim içimde hep başka başkadır aslında. Kimseyi birbirine karıştırmam, yerine koymam. Ama daha ilk dakikadan başlayan güç savaşları, piskolojik bozukluklar ile yüzyüze kalan ben…Ahhh! nefret etmek sadece yeterli olsa yapardım ama bence değil. İstemediğin ile yüzyüze gelmek, hatta “selam” vermek zorunda kalmak, yüzsüz yüzünü öpmek…Hayatta ki acıların olduğu gerçeği bi tarafa, bunu bildiğini bilmek.. Ve hayata bu kozu veren ben. Ne zaman akıllanıcam ki söz konusu kalbim olduğunda? Ne zaman içi benim kadar açık birisi olacak etrafımda. Yoksa hep mi gel git yaşatacak dünya bana bu konuda. Belki de bahtsızlığımı kabul edip daha fazla saçmalama olayına girmemem gerek. Ben, ben arabayım önüme gelene çarparım:)))
    Allahtan bu açık yürekliliğe sahip gerçek arkadaşlarım var, her ne kadar yalnız olsamda aslında çoğu vakitte…Onların varlığı olması çok önemli benim için.. Yüz yüze görüşemediğim ama düşüncelerine, fikirlerine, zevklerine… ve çok değer verip sevdiğim arkadaşlarım . Normal de olması gibi mi ??? ama öyle işte…
    Mutlu ediyorsun beni arkadaşım ve inşallah ben de seni mutlu ediyorumdur. Yazdığın yukarıda ki yazıda şiir den - Ahmet Telli ‘ den etkilendiğin belli) Herşeyi başaran biziz , pürüzleri silen, kıran, doğru yada yanlış görünen, söyleyen ya da söylemeyen .Ve bir anda karışıveren… Biz insan…

 

Yorum yap

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.