Ah, küçücük gemi, sulara attın şimdi kendini, delisin
Ah, yakarlar seni, dönmezsin bir daha geri, delisin
Ah, peşimde rüzgâr, ne yağmurlar dost ne bir kıyı var,
deliyim
Ah, düşlerim kaldı, yalnızım düşlerim kaldı, deliyim
Kime sorsam dönüşüm yok
Nereye gitsem mavi
Yelkenimde deli rüzgâr
Her yanım tuz, deliyim
Ah, yaralı kalbin, yanıp gidecek yaralı kalbin, delisin
Ah, küçücük gemi, dönmezsin bir daha geri, delisin
Ah, deniz olayım, tuzumu rüzgârda savurayım, deliyim
Ah, ne yelken ne yel, köpüklerde kaybolayım, deliyim
Kime sorsam dönüşüm yok
Her gemi biraz deniz
Her yanım mavi, her yanım yel
Her yanım tuz
Deliyim
—ezginin günlüğü
“Kaçıp kurtulmak” manasına gelen bir halin esiri olmuş bir deniz aracıdır gemi. Deniz her zaman “sorunları arkada bırakmak” anlamına geldiğinden, gemiye de masumane bir anlam yükler şairler, yazarlar, insanlar…
oysa ki;Deniz hiçbir zaman kurtuluş değildir. Uçsuz bucaksız ise hiç değildir. dünyanın 4/3 ünün denizle kaplı olması sizde engin olması gerektiği izdenimi bırakmasın,birkaç günlük deniz yolculuğu, okyanusa çıkmanıza yetecektir. Neyse, denize çıktığınızda, arkada bıraktığınızda karayı, eski hayatları, karşınıza çetin fırtınalar çıkacaktır.
Tek fark, burada - karada- insanlardır problem genelde, orada da doğa. Aslında çok garip, doğa ile savaşırken yine insanların yaptığı araçla savaşırız. İnsanlarla savaşırken ise neyle savaştığımızı bile bilmeyiz.
Ne anlatıyordum ben?
Hıımmm gemiyi. Gemi dediğiniz şey dünyanın ne kadar küçük bir yer olduğunu bize anlatan ve sorunlardan hiçbir zaman kaçılamayacağını, çünkü asıl sorunun bizim beynimizin içinde saklı olduğunu düşündüren bir araçtır GEMİ…
Güle güle gemi martılara selam söyle benden emi….
Klavye yazıları
Yazara mail gönder | tarafından yazılan tüm yazılar Klavye | Yazıları takip et (RSS)








