20
May
2010
ALLAH'TAN BAŞKA HİÇBİRŞEYİ OLMAYAN BEN ! ALLAH'TAN BAŞKA HERŞEYE SAHİP OLANA ACIRIM
Arşivdeki kategorileri Y a z a r l a r geziyorsunuz.
20
May
2010
26
May
2009
Yazı bakıyor bana. Ben de ona. Soruyor:”Anlamım ne?” İçini yazanın anlamı. Kendini kazanın anlamı. Hayatını yazıya vuranın anlamı. Yazıyla kendini saranın anlamı. Yazıyla kapı açanın, göz açanın, ötenin eşiğinde duranın anlamı. Öteye gitmiş gelmişin anlamı. Kıyısında ömrümün soruyorum yazıya:”Anlamın ne?” “Hiçliğe salınmış çıkrığım ben” dedi yazı. “Ben de” dedim.
Böcek bakıyor bana. Ben de ona. Soruyor:”Anlamım ne?” Cânın evrene vuruşunun anlamı. Yeryüzünün göğe kendini açışının anlamı. Uçmanın, karanlığın, maddenin kalp atışının anlamı. Ölümü dirime katmanın anlamı. Yeryüzünün zenginliğinin anlamı. Önünde saygıyla eğildiğim varlık olmanın anlamı. Kendimden çıkıp, uçuşarak soruyorum böceğe: Anlamın ne?
25
Nis
2009
“Nasıl bir doğallık?Ağacın büyümesi gibi mi? Doğallık diye bir şey var mı bilmiyorum. Bana kalırsa insan doğallığını ergenlikle birlikte terk eder. Ergenlik sonrası sadece bir kurgudur.
Sevgi? Onu bilmiyorum, bence kurgulanamaz, ama onun bir süreçte oluştuğuna da inanmıyorum. Sevginin Tanrısal bir duygu olduğunu düşünüyorum, hatta tek tanrısal duygu: Nedeni ve zamanı yoktur. Biriktirilerek ya da emek verilerek sevgi oluşmaz; ilk anda ya vardır ya da yoktur. Sevgi başka bir şeye de dönüşmez, hele nefrete…
Nefret bir şeyin karşılığıdır, bir sürecin sonudur. Sevgi karşılıksızdır, ne başlangıçtır ne de sonuç, sadece vardır, bazen anlamsız bir şekilde… Sevginin kaynağı yoktur ya da Tann’dır belki kaynak; bu yüzden bitesi değildir, tükenmez ama çoğaltılabilir. Kısacası, başlangıcı olan sonlu ’sevgi’ye değil; ilk âna bağlı, sebepsiz, kalbe doğan ve yitmeyen sevgiye inanıyorum…
Böyle olunca doğallık, doğal süreç, bu süreçte oluşacak şey nedir, anlamıyorum. Bir kadının bir erkeği, dediğim anlamda, sevip sevemeyeceği hakkındaysa hiçbir fikrim yok. Beni sevip sevmediğini bilmelisin. İnsanın kalbi yalan söylemez. Seviyorsan hissedersin. Sevgi öyle güçlü bir duygudur ki insanı yanıltmaz, ikircimde bırakmaz.
Şimdi son söz: Hiç çekinmeden, hiçbir karşılık beklemeden seni seviyorum. Öylesine, kelimenin kendisindeki yalınlık kadar yalın, doğasındaki karmaşıklık kadar karmaşık: Seni Seviyorum… Başka hiçbir şey…”
İmkansız Aşk- Hasan Öztoğrak ilk romanı
Yazar öyle yazmış … Güzel de yazmış , ben bloklarımda çok yer verdim bu konuya yetti mi ? - yetmedi mi bilmem ? Ancak bu satırları yorumlarınızla tamamlamanızı istiyorum sizden , yüreğinizden geldiği şekilde yazarsanız …Bu arada nicos’un kemanı çaldığı mı yoksa ağlattığı mı belirsiz bu müzikte size ilham olsun…
sevgi ile kalınız….
6
Mar
2009
Aziz Nesin’in, değil ülkemiz de dünya da yeri doldurulamayacak … işte bir hikayesi:
Doktora gelen adam:”Hastayım der,hayattan zevk alamıyorum. Açlar aklıma geliyor,yemek yiyemiyorum.Çıplaklar hatırıma geliyor,onlarla birlikte üşüyorum. Her cinayette kendimi suçlu buluyorum.Her katil bıçağının kabzasını sanki benim ellerim tutmuştur.Her atılan kurşun benim kalbime saplanıyor.Bütün bu toplumun suçları benim omuzlarıma yüklenmiş…Artık gülmesini unuttum.”
Doktor, hastasını omuzundan tutar,pencerenin önüne getirir,perdeyi aralar, parmağıyla karşı duvardaki afişi gösterir.Bu afişte, bir sirk palyaçosunun reklamı vardır. “azizim, der şu palyaçoyu görüyor musun ? Tavsiye ederim, her gece bu palyaçonun gösterilerine git.Bütün kederini,elemini,derdini unutursun, gülmeyi, kahkahayı oğrenirsin. Hayattan yeni baştan zevk almaya başlarsın.
Hasta başını eğer;”doktor” der, “işte o palyaço benim! ”
Aziz Nesin
Çok kişisel not :Mezarın Nesin vakfının bahçesinin her neresinde ise, rahat uyu Azizi Nesin, senden sonra pek bir şey değişmedi buralarda… Mezarı kendi isteği üzerine, yoksul çocuklara eğitim vermek için kurduğu ve tüm servetini bıraktığı Nesin Vakfı’nın bahçesinde ,yalnızca oğlunun bildiği bir yere gömülüp üzeri greyderle geçilerek toprağa karışmıştır. “taş maş da istemez hani” üzerimde mutlu çocuklar gülsün oynasın yeter demiştir. Kendi inancıyla son derece tutarlı bir ölüm olmuştur anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Kanımca, ülkemizde Türkleri en iyi şekilde tanıyan ve tanımlayan aydınlardan biridir. Kitaplarında bahsettiği kara mizahi öğelerin az çok benzerleri zamanla bir bir gerçekleşmiş, yurdumuzun çeşitli yerlerinde hayat bulmuştur.Ayrıca kitapları yabancı dillere en çok çevrilen yazarlardan biridir, özellikle İran, Pakistan ve Fas gibi islam ülkelerindeki izinsiz çevirileri de hesaba katılırsa bu konuda ilk sıraya çıkacağı şüphesizdir.Esas kahramanının isminin Hasan olduğu hikayeleri, genelde kendi başından geçen olaylardan yola çıktığı hikayelerdir.
Pek bilinmese de hafızdır aynı zamanda. Bu arada gerçek adı Mehmet Nusret ‘dir.Kitaplarının çoğu karşımıza Kemal Sunal filmi-klasiği olarak çıkmış, eğlenceli hikayeler yazmış başarılı ve çalışkan yazar. Aziz Nesin fikirlerini dobra dobra söyleyen ilginç bir insandır.İnsanları provoke eden söylemleri çok fazla olmuştur. Milletin yüzde altmışını aptal ilan etmesi, daha sonra düzeltiyorum yüzde atmış değildir 12 eylül anayasasına oy veren herkes aptaldır(%90) demesi. amacı esasında kötü çocuk rolü oynayarak insanları düşünceye sevk etmektir Kur’an ve İslam ile ilgili düşünceleri ve söyledikleri ise yıllardır söyleye geldiği şeylerdir. Sivas katliam’nda provokatör olarak gösterilmesi katliamı düzenlerin oyunundan öte bir şey değildir bence …Burda amacım siyaset yapmak değil çünkü katliamın arkasında derin devlet vardır.Ve çok net söylüyorum Aziz Nesin diye bir insan var olmasa bile bu katliam olacaktı. Aziz Nesin yerine ……….. derlerdi, ………… derlerdi bir bahane bulurlardı. Böyle işler bir iki densizin çıkıp bağırmasıyla olmaz planlı programlıdır. Bu arada “sen hiç bi .ok bilmiyosun, ama hiç bir .ok bilmediğini de bilmiyosun !!!”sözünün sahibidir…
20
Şub
2009

Kelimeler, kapıları kanallara açılan görkemli konaklarda verilen eski Venedik balolarına göz alıcı giysileriyle uçuşarak katılan yüzleri maskeli aristokrat genç hanımlar gibi varlıklarını gördüğümüz, ama kimliklerini bilmediğimiz sesler olarak gezinir hayatımızın içinde;
yaşamak, sanırım, o kelimelerin taşıdıkları anlamları öğrenmek, en acıklısının bile söylenişinde bir hoppalık bulunan dizilerinin ardında saklanan gerçek duygulan tanımaktır.
Ölüm kelimesi siyah bir maskeyle,
acı kelimesi kızıl bir maskeyle,
neşe sözcüğü leylaki bir maskeyle
bu sözcükler balosunun içinde, o balonun neşesini kaçırmadan, hattâ o baloya bir çeşni katarak yerini alır cümlelerimizde. O kelimeleri kullanırken handiyse onların ardında bir duygu yığını olduğunu, bir gerçeğin saklandığını unuturuz. Sonra o kelimelerden biri maskesini çıkartıverir.