Üye değilmisin? Üye ol | Şifrenimi unuttun?
Paneli kapat

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

maglupprensrw4

Varlığını hiç bilmediğim bir ülkeden kovuldum aslında, hayal ülkesinin mağlup prensi tarafından…  

Bilmem, vazgeçmek lazım belkide bişeylerden…

 Bazen hic birşeyin tadı kalmaz…
Önüne ne sunulursa sunulsun zevk alamazsın…
Kendine benzeyen insanlar aramaya baslarsın çevrende, bulamazsın..
Gecenin seni esir aldığı an o andır işte…
Yalnızlık büyüler seni öyle zamanlarda…
Herşeyden ve herkesten kaçmaya başlarsın…
Hayata karşı pes etmeyi planlarsın kendince…
Vazgeçmek istersin herşeyden…
Ama hayat acıda olsa bağlar seni kendine…
Kurtulamazsın ellerinden…
Bırak beni lanet olası şey diye bağırmak istersin ama bağırmana bile izin vermez…
Ona karşı yenilmene bile izin vermez!
Sadece acısını dağıtmak ister yüreğine…
Acısı tükendiğinde ise hiç beklemediğin bir anda kendi kaldırıp atar seni…

 

apaySanırım depresyondayım. Şaka değil cidden. Olmasını istediğim birşeyler var ama olmuyor işte …Az bir ilerleme görüyorum o birsey gerceklestiğinde de mutlu etmiyor beni. Yada bu sanal alemin bir yan etkisi olsa gerek. Herkes buraya eğlenmek , iyi vakit geçirmek için , araştırma yapmak için , ne bileyim günümüz imkanlarından yararlanmak için gelirken ( ki bu sadece ben değil herkeste böyle) tam tersi nedense gerginlik yumağı olup çıkıyoruz. Peki buna sebep ne?..Kişisel egolar mı? Karşındaki insanı sen (kendin) gibi bilip ona göre klavye tuşlarına basıyor olmak mı? Herkes dost. Ama nerde bitiyor bu dostluk noktası. Ya da sebep ne ise düşman?Kimse kimseyi dinlemiyor. Basit sebepler hasımlık sebebi. Bir amaç için kullandıĞın net oluyor sana stres sıkıntı aracı. Anlamadığım kim kimi ne kadar tanıyor, İncitme hakkını nerden buluyor .Birilerini kırmak adına sarfedilen cümleler gerçek hayatı aratmayacak kadar acımasız olabiliyor.O zaman her şey gerçek oluyor, sanal olduğu anımsanmıyor bile. Gerçek bir intikam alma düşüncesine kapılmak …Çok duydum genele yazılanlardan ” nerdesin lan oraya gelecem adres ver” lere kadar gidebiliyor hınçlar. Ama dost arkadas dediğimiz yada sadece aynı ortamda bulunduğumuz birini kaybetme raddesine geldiğinde iş ” aman ya boşver sanal işte giderse gitsin” denilebiliyor.. Sanal olduğu orada işimize geliyor nedense. Her ne kadar klavye ucunda birer sanal olsakta , gercekte birer insan olduğumuzu unutuyoruz. Adının sanal olduğu bu ortamda istiyorum ki dostluklar da adı gibi sanal olmasın. Varsa bir dostluk adı gercek olsun . Dostlukların daim ve gerçek olması dileğiyle…
Ben iyimserliği düşünen bir insan olarak, artık iyimserliğimi de bu ekran içersinde kaybettiğimi düşünüyorum.
Ancak öğrendiğim bir konuyuda buraya yazmak istiyorum.Sizi msn ‘ sine kabul etmiş biri , sizde bilerek yada bilmeyek kabul etmişsinizdir.Ancak o sizi takibe almıştır…Yani o kişi orda sizi izliyordur .Ancak silmiş olmanıza rağmen belkide engellemediğiniz için …Her neyse benim msn ‘ de beni engelleyeni nasıl bileceğim ? diyorsanız size yardımcı olayım :
Cevabı basit, seçenekler menüsünden gizlilik butonunu tıklayın, oradaki kişilerin üzerine fareyle sağ tıkladığınızda “sil” butonu etkinse engellenmişsiniz demektir….
Asıl soruya gelecek olursak,
Msn’ de engellenmek nasıl bir duygudur??
Valla açıkçası ben sinir oldum kardeşim engelleyeceksen niye ekliyorsun ? değil mi .Ben sana beni ekle mi dedim ?
K
lavye Dostluğu adına saygılarımla…:
 

Ya kendin gibi görün yada gözüme hiç görünme!

 

devamını oku »

 

27

Şub

2009

zaman içinde zaman

By Klavye. bulunduğu kaegori Klavye Tuşları | yorum yok, ilk Yorumu sen yap »

Perihan Sayın-Güzel sanatlar II.Sınıf.öğr.Eskişehir-

 

Zaman içinde zaman
Öyleyse zaman ne? Hiçkimse benden bunu sormasa diliyorum ; ama soran kişiye de ne açıklamak istesem bilmiyorum. Gene de kesinlikle şunu söyleyebilirim: hiçbir şey olmamış olsaydı, geçmiş zaman olmazdı, hiçbir şey olacak olmasaydı gelecek zaman olmazdı, hiçbir şey olmasa şimdiki zaman olmazdı. O halde şu iki zaman geçmiş ve gelecek geçmiş artık olmadığına göre gelecek de henüz olmadığına göre, ne biçimde vardır? BU ZAMAN…. Bir eylemin gerçekleşmesi için , olmazsa olmaz iki seçenek vardır.Bunlardan biri eylemi yapan kişi, diğeri de olayın yapılma zamanı…Bu nedenle eylem geçen var olan zaman , sözcüklerle tanımlayamayacağımız kadar soyuttur….Zaman başı ve sonu olmayan bir akıştır.Bir işin , bir oluşun içinde bulunduğu soyut süredir.İnsanoğlu , zaman adını verdikleri bu uçsuz bucaksız kavramı , bir takım gruplara ayırarak sınırlandırmaya çalışır.Yaşanmış an, yaşanan an, yaşanacak an… Neden mi ? söyledikleri olayların gerçekleşme ya da kendi konuşma anına göre bu zaman çizgisi üzerine yerleştirme zorunluğunu hissederler.
Zamanı şöyle bir düşünüyorum da hergün bir tarihle başlarız hayata , takvim den her gün bir yaprak daha …Ve gözler saate ilişir günde bir kaç defa… Ve o saatin sesini duyunca , çoğunlukla yalnız kaldığımda o ” tik - tak ” sesi , sıradan bir zaman ölçer sesimi acaba ? Zamanı ölçmek mümkün mü acaba ? Zaman nerede başlar , nerede biter , başlangıç olarak neyi alırsınız , meridyenleri mi , paralelleri mi , niye o değil de ötekisi…Niye Grinviç , ya da bir başka kentteki başka nokta …. Zamanın başlama noktası BEN olamaz mıydım aslında ?!!! :)))

devamını oku »

 

24

Şub

2009

yol arkadaşım

By Klavye. bulunduğu kaegori Klavye Tuşları | 2 yorumlar »

Yaşam bir tren yolculuğuna benzer: inilir binilir, kazalar olur. Bazı duraklarda sürprizlerle ve bazı duraklarda ise üzüntü ile karşılaşılırız. Doğup ta bu trene bindiğimizde, bazı kişilerle karşılaşırız ve bütün yolculuk boyunca onların bizimle beraber olacaklarını sanırız… Bunlar anne ve babamızdır…Maalesef gerçek tamamen değişiktir. Onlar bir istasyonda inerler ve bizleri sevgi ve muhabbetlerinden, dostluk ve yol arkadaşlıklarından mahrum bırakırlar.
Bununla birlikte bu trene yeni binenler de olur ve bizim için önemli olurlar.
Bunlar kız ve erkek kardeşlerimiz, dostlarımız ve sevdiğimiz tüm  insanlardır, hatta sevmediklerimiz de vardır bu trende…Trenden atlamak ve trenin camından fazla dışarıya sarkmak malumunuz çok tehlikelidir.Aynı hayat gibi , hayatta yaşananlar , yaşanmışlıklar gibi…
Bazıları  bu yolculuğu küçük bir gezinti gibi düşünürler. Bazıları da bu yolculuk sırasında üzülürler. Bazıları ise yanınızdadır ve ihtiyacı olanlara yardım için hazır bulunurlar. Bazıları yolda inerler ve geride sürekli bir özlem bırakırlar…Bazıları ise binerler ve inerler. Biz onları sadece kısa bir an için görebiliriz… Sevdiğimiz bazı yol arkadaşlarımızın başka bir vagonda oturduklarını ve yolculuk boyunca bizi yalnız bıraktıklarında şaşkınlığa uğrarız. Elbette ki tren içinde onları aramamıza hiç kimse engel olamaz. Bazen de onların yanına başkaları oturmuş olduğundan, bize yanlarına oturmak için yer kalmaz. Neden sıkış tepeş oturacaksınız ki ? Neden rahatsızlık vereceksiniz ki ? Bulduğunuz bir boşluğa oturuverin….Önemli değil… Yolculuk böyledir: meydan okumalar, hayaller, ümitler, vedalar…

devamını oku »

 

e5fffb3cf681041398df1fdafc70bb30Benim ülkemin köylerinde , yirmi sene evvel ki yıllarda, hele ki yaz aylarında güneşli havalarda, her delikanlının cebinde ortalama üc bej santim çapında bir ayna mutlaka bulunurmuş Zira delikanlı aklına yazdığı kızı köy çeşmesinde, düğün cemiyetinde veya evin avlusunda ne zaman göreceğini kestiremezmiş Malum telefon o yıllarda bir muhtarın evinde, bir de cami de tesis edilmiş.

devamını oku »