27
Mar
2009
ben hala o kelebeklerin peşindeyim
By Klavye. bulunduğu kaegori Kategorilenmemiş | 1 Yorum »
İçinizi kemirip duran bir kurt vardır zaman zaman size hep bir şeyler söyler durur. Beyniniz karıncalanır, kafanız dumanlanır, içiniz burkulur. Hatta acır…Acaba acaba acaba
Acaba sevdiklerim beni sevmiyor mu? Acaba hakkımda kimler ne düşünüyor?
Acaba sevdiklerim şimdi nerde, ne yapıyor? Acaba yokluğumda iş ortağım beni kazıklıyor mu? Acaba kimler dedikodumu yapıyor ya da kimler kulağımı çınlatıyor…Sevdiğiniz ve birlikte yaşadığınız insanlara, eşinize dostunuza akrabalarınıza dünyayı dar getirmenize sebep olan bu kurt, aslında gözlerinizi kör, yüreğinizi sarhoş eden güzel bir kelebektir.Evet yanlış duymadınız … Sizi sevdalara salan, kanat çırptığında gözlerinizi kamaştıran güzellikteki her kelebek aslında bir zamanlar kurtçuktur. Siz bunu bilirsiniz zaten, hani ona ‘tığ tığ’ -tırtıl- der, görünümündeki rahatsız ediciliği biraz sevimlileştirmeye çalışırsınız. “agu gugu böcü böcü küçücük minicik kurtçuk”

Oysa bin bir emekle kelebek olduğunda seyretmeye doyamazsınız. Kanatları narindir. Rüzgârlara dayanamaz, fırtınalarda ölür. Şu koca dünyada kelebeğin ömrü zaten bir kaç güncük der, o yüzden onu önemsersiniz, özen gösterirsiniz korumak, incitmemek için. Bir çiçekle yan yana geldiğinde; birbirine bu kadar yakışan bir başka ikili düşünemezsiniz. Hayranım şu kelebeklere ya Gökyüzünde uçuşan çiçeklere benzerler. Rengârenk, kıpır kıpır… Bir kelebeğin peşine takılırım. Rengini, biçimini, uçuşunu incelerken bir de bakmışım ki saatler geçip gitmiş. Her kelebekte yeni bir renk, yeni bir şekil, yeni bir bilgi keşfederim. Kelebeklerin fotoğrafını çekmek de çok zevklidir. Kuşların aksine, yaklaştığımızda hemen kaçmazlar onlar.Birde çiçeğin üzerine konmuş bir kelebeği hemen fark etmek zordur. Doğanın renkleri arasında kendilerini saklarlar. Ama hava sıcak ve güneşliyse yerlerinde pek durmazlar.
Oysa kelebek kısacık ömründe sonsuzluğu yakalamak adına kelebektir, kurtçuktur ve yine kelebektir. Her gün yenilenen, yenilenen, tükenmeyendir. Kayboldu sandığınız anda aniden karşınıza çıkıverendir. yaşam döngüleri çok ilginçtir. Hep bir günle sınırlı olduğunu duyarız ömürlerinin. Oysa bir kelebeğin özelliği diğerini tutmaz. Kimi kelebek bir gün yaşarken, kimisi aylarca yaşayabilir. Üstelik bu sadece yaşamının kelebek evresindeki yaşı. Oysa bir kelebek, önce yumurtadan tırtıl olarak çıkıyor. “Yaşamanın tadı yapraklarda gizlidir” diyor ve doymak bilmeksizin yaprakları kemiriyor. O kadar çok yiyip şişiyor ki artık bir dal ya da taşa tutunup pupa evresine geçiyor ve kendini dinlenmeye bırakıyor. Bu evrede kabuğun içinde kelebeğin yapısı oluşuyor ve kelebek kabuğu yırtıp çıkıyor. Birkaç saat içinde de uçuyor.
Bir varmış, bir yokmuş masalının bence asıl öznesi olan kelebekler, aslında pek çokmuş oluverirler mevsim bahar olunca. İçinize sevinç ve heyecan, mutluluk aşılarlar. Yaşama sevincinizi perçinlerler.İçimiz kıpır yaşam sevinciyle dolar..
Ama bir başka kelebek vardır ki, ona çok dikkat etmeniz gerekir.Güve! Güve de kelebekler familyasından bir kurtçuktur işte.Asıl içimize düşen kurt, belki de yüreğinizde kanat çırpan bir güvenin kelebek maskeli halidir.Güve, olur olmaz yerlerden çıkıveren, aniden bir elbisenizden, bazen yüreğinizden kalkıp havalanıveren biraz deli dolu bir kelebektir.Güve kelebeklerin aksine ani hareketler yapar. Şaşırtıcı davranır. Yünlülerin yanında tüm hayvan tüy ve kıllarını içeren giysi ve örtülere zarar verir.Hatta sizin en kıymetli eşyalarınıza …İnsanın yüreğine verdiği zararı bugüne kadar kimsenin tespit edememiş olması kanımca onun kelebek görüntüsünün masumiyetindedir. Şimdi bu devirde yapma ya güvemi olur diyenlerinizi duyar gibi oldum .Oysa yüreğinizi canlı tutmak adına ona karşı naftalinlemezseniz, güve bir kelebek olana kadar içinizi yer bitirir. Hayatınızın geri kalanını onun açtığı birkaç delik ile paramparça olmuş bir yürekle yaşamak zorunda kalırsınız.
Hadi canım küçük bir kelebek mi bunu yapacak diyenlerinizi de duyuyorum ama sakın onu hafife almayın.O ki Ebu Cehil’lerin anlaşmasını bitirmiş bir canlıdır.Kâbe’nin duvarında aylarca Müslümanlara karşı yazılı duran bir anlaşmayı bir gecede didik didik edip bitirivermiştir. Sizin mi hakkınızdan gelemeyecek yani ? Yarın kaygısıyla saklayıp havalandırmayı ihmal ettiğiniz gıdalarınızın ve bitkilerinizin düşmanıdır aslında güve. Üstelik siz ona karşı kelebektir diye sınırsız bir hoşgörü ile davranırsanız yandınız demektir.
Gerçi asildir de kendileri . Naftalini koydunuz mu, istenmediğim yerde durmam der, çeker gider. Onun gözüne hoş görünmeli, burnuna mis kokmalısınız. Çekici bir kelebek olduğu kadar, seçicidir de yani.
En azılı kelebek düşmanlarından Yarasalar bile güveyi kolay kolay avlayamaz. Yüce Tanrı ona gizli yarasa çığlıklarını hissedip duyabilme ve ani pikelerle şaşırtıcı hareketler yapıp kaçabilme gücü vermiştir. Öyle ki, güveler peşine bir yarasa düştüğünde yarasanın radar sinyallerinin tam tersi yönde hareket ederek onun görüşünü etkisiz hale getirir.
Mevsim yaza dönüyor.Yüreğinizi ve bedeninizi sıcacık tutan yünlü elbiselerinizi yerleştireceksiniz dolaplarınıza , bavullarınıza …Baharın sarhoşluğuna, yazın sıcaklığına aldanıp, kalın naftalin duvarlar örmemişseniz yüreğinizin örtülerine sizi acı bir sürpriz bekliyor.Gelecek kış üşüyeceksiniz. İçiniz titreyecek. Daha derin sızlayacak yüreğiniz.
Ne mi olmuş?Kelebeğin güzelliğine kapılıp gittiğiniz yaz sarhoşluğunda, vaktiyle içinize atılan kurtçukların, büyüyüp güvelendiğini görememişsiniz.
Yüreğiniz delik deşik…
Geçmiş olsun !!!

Dipnot: Güve ile Güven aynı harflerden oluşan ilginç iki kelime. Birine güvenirsiniz yüreğinizi deler geçer, güvelenirsiniz . Güvenmezsiniz bir köşede güvelenirsiniz. Ne ilginç bir zıtlık…








