yok olasım geldi biraz önce yok…çok geldi!sensizlik çok geldi bana,
ne bir ses, ne nefes
galiba yetmedi bize…
biliyor musun,
sessizlik başımı ağrıtır oldu benim
biliyorum,ses olmak zor gelir sana.
bütün ayrılıklar eş anlamlıymış oysa,
bunu biri daha söylemişti yıllar önce de kabul etmemiştim.
“sensizliğe yenilmemeliydim, yaşaman bile bir umut aslında. sensizlikte kapatmışım pencereleri … Camlar kırılmış, kırıklar gözüme batmış, görememiş de olabilirim.Kandırma kendini , yine de ayrılıklar eş anlamlı …Ben yok, Sen yok, Biz yok… yok oluşun şekli önemli değil yokluk yokluktur! inanıyor muyum yazdıklarıma? galiba hayır… sen varsın ama yoksun…”
ve yokoluşa inat, gecenin bir köründe;
sen olasım geldi biraz,
yok,
çok geldi!
Ama sen yokken yanımda , bilemedim nasıl olsam,
Kazağını giyinsem mi ,kokundan sürünsem mi , şarkını söylesem mi , olur mu ki?
Ama beni kim saracak?
biliyor musun,
sessizlik başımı ağrıtır oldu benim.
sen olasım geldi biraz,
yok,
çok geldi!
neden acaba?
“işte,ağlama sevgili,beceremedim doyurmayı seni benle, gitmek gerçekten gerekliydi,düşünme artık beni ,düşünülmeyi haketseydim,yanında olurdum dimi…yok oluşumun tarihçesinde, bana eşlik etmiyor çok zamandır varlığın. bu yüzden yanında olamayışıma inat, varlığımın hazzını yüreğime yasakladım.Artık seni koyamadığım düşencem de, ben de yokum.
Çünkü sensiz; yakan bir korum…Belki de hepsinden öte, yalnızlığını kör kuyulara haykıran, dolunayın şahit olduğu, hayalet bir ruhum. Kimbilir hala hayattayım belki de,
peki sen; varlığımdan haberdar mısın?