Üye değilmisin? Üye ol | Şifrenimi unuttun?
Paneli kapat

 

“ÇANAKKALE GEÇİLMEZ” Dedirttik Tüm Cihan’a

Yorulmuştu Osmanlı,yıllar süren savaştan.
Balkanlar gidiyordu elimizden yavaştan.
Yedi Düvel yüklendi,Boğaz’dan,dağdan,taştan.
Yurdu savunmak için vaz geçtik,candan,baştan.

devamını oku »

 

  

Sahilde ki Yalnız Adam ‘ a teşekkür ederim.Bu videosu için

Her insanın  yaşamının bir tarih olduğuna ve bilinen tarihi kökünden kazıyacak derin sırları  içinde  barındırdığına inanıyorum…Şimdi yazacağım hikaye ile bu derinliklere ulaşmanız dileğimle

Aşk eski bir liman artık senin menzilinde martım.Bütün kelimeler birbirine dolaşıyor kendi içinde …Ve yine en cansız halinde bir kurtarıcı gibi yetişiyorsun son anda satırlarımın arasına ve o demli tek kelimelik heceyle ;

“…gökyüzünde dolanan iki kuş gördüm. Biri hep diğerini izliyor. Yüreğim öylesine seninle dolu ki ben de bir kuş olmuşum seni izleyip duruyorum. Nereye kadar gideceğimi bilmeden. ?Gittiğin yere beni götürüp götürmeyeceğini bilmeden.? Gerçekten beni götürür müydün? Bunu bilmeyi çok isterdim. Götürseydin neyin olarak gelecektim ki!!! “

 

Kadın …

 

Kadın …

 

 

Kadın …

 

devamını oku »

 

Belki de yeryüzünde bir daha hiç savaş, hiç ölüm, hiç acı olmaz. Belki de insanlar hep mutlu yaşar. Belki de… Kim bilir?

 

  

 

 

“Sevmeyi bilirim. Acıyı bilirim.
Sevmenin hayatı nasıl acıya çevirdiğini bilirim
Ama hayat daha değerlidir sevdadan
Hayat daha büyüktür sevdadan
Hayat daha güzeldir sevdadan
Sakın hayattan vazgeçme”

Kime? Niçin ? Neden ? … yazıyorum bu satırları bilmiyorum .Ancak bir sesleniş olsun istiyorum.

Hey SEN ;

devamını oku »

 

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Hayata karşı bir susuştur bu kez yaşanan…Bizi can evimizden vuran bir kayıp, yaşanan büyük bir acı, ölesiye bir çaresizliktir yaşadığımız…Söylenecek hiçbir sözümüzün adrese teslim olmayacağından emin olduğumuz, bütün sözcüklerin anlamını yitirdiği bir yerdeyizdir…Hayatın bize bir şey katamadığı ve bizim de hayata bir şey katmak için anlamımızı kaybettiğimiz bir yer…Belki de boş gözlerle, algılamadan bir seyirdir hayat o noktada ve belki de amacı ve beklentisi olmayan, bir mesaj kaygısı taşımayan ve hedefi olmayan tek susuştur yaşadığımız…Umudum artık bir bir tükenmekte…

devamını oku »

 

7

Ağu

2009

yazmak yetiyor bana

By Klavye. bulunduğu kaegori Hikayeler, K e n d i m c e | yorum yok, ilk Yorumu sen yap »

Yazmak yetiyor bana.Gönülden kopan itiraflar, ekilmiş günah tohumlarının üstüne beton atmak gibi bir etki yaratıyor. Çünkü kaçarken daha çok üstüm kirleniyor …Durmak ve direnmek temiz kalmak gibi gelmeye başladı benim bu yarım aklıma artık.Hem yaşarken biraz daha iyi anladım ki; karanlık değil aslında dünya.Sadece bazen loş.Hem loş ışıkta kadın daha güzel görünmez mi göze ?Mantığım umursamaz oldu artık yorulmayan çeneleri.Bana bir şey olduğu da yok. Ben başkasına bir şey olmasın kaygısındayım.Ben zaten aynı benim .Zehirli bir sarmaşık değilim.Ama gül bahçesinde büyümediğimi de hatırlatayım. Sadece geçmişin gözbebeklerinden fışkırmış bir arzu var her yanımda .Üç mevsimlik bir hayatın tam ortasındayım. Boyutsuz ama kırık,yarık bir yol hikayesi gibi üstüme yaz(g)ılı hayat. Ben bu hikayenin kahramanı değilim. Ben burdayım zaten,güçlüyüm ve ayaklarımın üzerinde durabiliyorum şükür….Gücü olan şeylerin hatırına yazıyorum hikayeyi.Çünkü yazarken ne kayıp sevgiler, ne şehirde yalnızlık eskitiyor beni, yazarken çoğalıyorum sanki.
Gece gece kafamı yastığıma koydum.Oysa çok uykum vardı, bir düşünce sardı yine beni , başladı kelimeler yine adımı sayıklamaya …”… yaz
h@CER ” diyorlardı.Hatta görüntüsü bile geliyordu hikayenin.Kalktım o heyecanla , kalkmakta değildi bu adeta fırladım.Baktım pc. dolu , eşim bişeylerle uğraşıyor.Şaşırdı bana ;”hayırdır, uykun gelmemiş miydi senin? ” geldi dedim, çok güzel bir hikaye geldi aklıma .Not defterimi , kalemimi alıp çekildim hayallerime … Yazıyorum ama ,o bana gelenleri yazmıyorum…Yazdıkça farkediyorum ki “Tavanarası ” hikayemle ilgili yazıyorum-aylar oldu gerçekten -Kolay değil zaten , kaç sene de yazanlar var .Kitap yazmak kolay değil …Ama ben bir hata yapmıştım; sınırladım kendimi , kitabımın adını koymakla yaptım bunu…Sıkıştım yine bir yerlere …Arada kaldım yine …Hikayemin kahramanı da kayıptı üstüne üstlük, gücendirmiştim onu …Ne diye mi ? Çıkartacaktım onu hikayeden , bir şekilde yapacağımı söyledim ona..Ve sırra kadem bastı…Haftalar oldu çıt ! çıkarmıyordu .Ben oysa sesleniyordum ona ” elma , elma … çıksana !!! ” Söz verdim sonra ona , evet hikayenin kahramanı o olacaktı, Bulut Adam söz veriyorum sana !

Yazım böylece devam etti gitti…Saatlerin farkına varamamıştım…Sabaha karşı kalemimi bıraktığımı hissediyorum.Rahatlamıştım…Yazmak yetiyor bana evet…
Evet, yazmak dış dünyadan ziyade , kendi zihninizle ilgili, kendinizi tanımanız, gözlüklerinizi temizlemenizle ilgili. Bildiklerinizi paylaşmak değil asıl amaç; nasıl ki bu bencillik bilinçli yapılmıyorsa, kendimizi tanımak da bilinçli olmuyor çoğu zaman, sadece yazma eyleminin

devamını oku »

 

Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkânı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış ama bulamamış… Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini…
Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş arabadan inen yaşlı adam,

devamını oku »