17
Mar
2010
ALLAH'TAN BAŞKA HİÇBİRŞEYİ OLMAYAN BEN ! ALLAH'TAN BAŞKA HERŞEYE SAHİP OLANA ACIRIM
Arşivdeki kategorileri A r a ş t ı r m a l a r geziyorsunuz.
17
Mar
2010
26
Ağu
2009
ÖLDÜN SEN OĞLUM ÖLDÜN
|
AKAN KAN BAYRAK İÇİN
|
|
|
|
ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ
|
Ey Türk! ..
Üstte mavi gök çökmedikçe
Altta yağız yer delinmedikçe
Senin ilini ve töreni kim bozabilir
Şehitlerim Gazilerim Emin Olsun Dedik…!
Neye Emin Şehitlerimiz Duyarsızlığınızamı Yazmayında Gelmeyinde Satsınlar Demi Ülkeyi …!
2
Tem
2009
Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkânı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış ama bulamamış… Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini…
Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş arabadan inen yaşlı adam,
18
May
2009
Yıllardır yenilmediği kanserin en son karaciğerine sıçradığını öğrenen Türkan Saylan, “ölüm aklıma bile gelmiyor yapacak çok işim var” diyor…Ve anlatıyor :
Türkân Saylan’ın en kızdığı şeylerin başında ağlamak, oflamak geliyor. Vücuduna yapılan haksızlıkların onu ağlattığını hiç görmedik ama ilkelerine derinden bağlı olduğu Atatürk’ün emanetine ihanet edenlerin onu kahrettiğine defalarca tanık olduk.Türban krizinden çok rahatsız: “üniversitede öğrencilerden o kadar çok şey öğrendik ki… genç kadınların çoğunun ya eşlerinin, ya da ailelerinin isteği üzerine kapandıklarını biliyoruz.”…Önceleri en aklı başında insanların, eşlerinin başını örttürmeye başladığını belirten Saylan şöyle konuşuyor: “Adam işini kaybetmiş;eşine tarikatten teklif aldım. Senin örtünmen, akşamları kuran kursuna gitmemiz, çocukları imam hatip okullarına göndermemiz şartıyla işlerim düzelecek’”diyor.
“Kafam üşüdüğü için yün bere taktım, hava ısınınca kel gezeceğim. Belki inanmazsınız ama moralim iyi. Ölümü ne düşünüyor, ne de korkuyorum. Daha benim yüzlerce projem var… Bunları gerçekleştirmek için 38 yıl emekli olmayı bekledim.”
Türk filmlerine bile konusu çok ağır gelen inanılmaz yaşam öyküsünü kendi ağzından dinledikçe küçük dertleri büyük facialara çevirenleri öfkeyle düşündüm ve Saylan’ı daha çok sevdim ve saydım….
* 21 yıllık başhekimliğimde hiçbir kimseye ne bağırdım, ne de işten attım.Hep insanların özel nedenlerle mutsuz olabileceğini düşünerek onlara sevgiyle yaklaştım. Şimdi hastalarına gereken ilgiyi göstermeyen meslekdaşlarımı gördükçe üzülüyorum.
* 9 yıl evli kaldım. Almanya’da cildiye doktoru olan oğlum ve doktor gelinim tatillerini bende geçirirler. Küçük oğlum grafiker; Arnavutköy’deki evimin üst katında yaşıyor. O en yakın arkadaşım. Her türlü acıya dayanmayı öğrendim ama kabul edemeyeceğim, dayanamayacağım tek acı evlat acısı.
* Yıllarca öğrencilerimi Anadolu’ya götürdüm; doktorluğu, doktor-hasta ilişkilerini onlara öğretmek istedim. Meslekdaşlarıma aynı yöntemi tatbik etmelerini rica ettim; başarılı olamadım.
* Doktorların vahim bir durum da olsa hastalarına doğruyu söylemesi gerektiğine inanırım. Yeter ki, hekim hastasıyla arkadaş olmaya çalışsın ve alıştırarak anlatsın.
* Kızkardeşimin benimle aynı anda akciğer kanserine yakalanmasına bile isyan etmiyorum. ikimiz de aynı zamanda, hatta aynı yatakta kemoterapi oluyoruz. ”
“ İÇERİSİNDEKİ CÜMLELER ” aşağıdaki likten alınmıştır http://www.gazetevatan.com/…608&categoryid=56&aid=0
Hayatını adadığı ülkesinde son günlerinde ona yaşatılanlardan dolayı büyük özür borçlu olduğumuz insan. F tipi eğitimin karşısındaki en büyük güçlerden biri artık yok. F tipi hukuk ve f tipi polis f tipi eğitim için ellerinden geleni ardına koymadılar ve f tipi basın da hastalığından büyük mutluluk duyarak yazdı yazılarını…Lakin biri gider biri gelir Türkan Saylan’ ın bıraktığı mirası devralacak başkaları çıkacaktır,mücadele devam edecektir.
10
May
2009
Lösemi, bir şekilde, bizi hiçte tahmin etmediğimiz bir zamanda yakalayabiliyor. Bunu en son örneğini Murat Göğebakan’ın yaşadıklarından anlıyoruz.
Bu anlamdan ise şöyle bir sonuç çıkıyor: Sürekli ve bıkmadan mücadele !
Ne kadar çocuklarımıza odaklansak da, yoketmeye çalıştığımız bu hastalığın aramızda dolaştığını görebiliyoruz. Ne kadar çok çalışırsak, ne kadar katılım sağlarsak o kadar güçleniriz. Ve ne kadar güçlenirsek, o kadar büyük hastanelerimiz ve okullarımız olur.
Lütfen Lösemi’ya karşı savaşımıza sizde katılın
Her türlü desteğinizi bekliyoruz.
http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/11568128.asp
Sanatçı Göğebakan’ın sağlık durumu ile ilgili eşi Sema Göğebakan ile doktoru Hüseyin Beköz, Okmeydanı’ndaki Memorial Hastanesi’nde basın toplantısı düzenledi.
Dr. Beköz, sanatçının bir hafta önce başlayan halsizlik, yüksek ateş ile karnında bir sızı oluşması şikayetleriyle hastanelerine başvurduğunu söyledi. Yapılan kan tetkiklerinde değerlerde anormallik tespit edildiğini, bunun üzerine yapılan detaylı testlerde ise akut lösemi, yani kan kanseri teşhisinin konulduğunu ifade eden Beköz, “Sanatçının genel durumu şu an çok iyidir. İlk günden itibaren tedavisine başlanmıştır. Şu an hatta kemoterapinin ikinci gününe gelmiş bulunmaktayız. Lösemi hücreleri hızla düşmeye başlamıştır” dedi. Dr. Beköz, akut lösemi tedavisinde sonuçların uzun vadede alınacağını belirterek, tedavi sürecinin yaklaşık 6 ay süreceğini kaydetti.
Lösemi tanısının konulmasıyla hastalığının ortaya çıkması arasında geçen sürenin 1 ila 3 ay civarında olduğunu kaydeden Beköz, söz konusu hastalık nedeniyle Göğebakan’ın kan değerlerinin çok fazla düşmediğini ve genel durumunu çok bozmadığını vurguladı. Akut löseminin hızlı ve aniden ortaya çıktığına dikkati çeken Beköz, Göğebakan’ın ocak ayında check up yaptırdığını ancak lösemiye dair herhangi bir belirtinin ortaya çıkmadığını vurguladı.
ZİYARETÇİ YASAĞI KONULDU
“Yapılan tedavinin ardından kemik iliğinin tekrar kan üretmeye başlaması ihtimali yüzde 70′dir” diyen Beköz, bunun büyük bir oran olduğunu, ayrıca tedavi sürecinde kemik iliği nakli gibi alternatif tedavi yöntemlerinin de bulunduğunu belirtti.Gazetecilerin “Sanatçıya tedavi sürecinde herhangi bir yasak getirdiniz mi?” sorusunda Beköz, sanatçıyı görmek isteyenlerin çok olduğuna işaret ederek, “Bu hastalık grubu bağışıklık sitemini baskılayan bir hastalıktır. O nedenle herhangi birisinden alabileceği enfeksiyon hastanın hayatını tehdit edecek bir bulgu oluşturabilir. Şu an için ziyaretçi yasağı koyduk. Ziyaretçi olarak çok fazla gelen ve gidenin olmaması Murat Bey’in sağlığı için çok önemli” cevabını verdi.
“İSTEDİĞİMİZ TEK ŞEY DUA”-
Sema Göğebakan da söz konusu hastalığın belirtilerinin somut bir şekilde ortaya çıktığını ancak kendilerinin bunu tahmine edemediklerini belirterek, “Sebepsiz morluklar ve kanamalar… Kanamalar Murat’ta bu diş eti kanamasıyla başladı. Grip olduğu için cuma günü doktora gittik testler sonucunda bu çıktı. Benim söyleyeceğim şu an morali çok yüksek ve iyileşeceğine çok inanıyor. Ben de çok inanıyorum. Bütün sevenleri de çok inanıyor. sadece herkesten dua istiyor. İstediğimiz tek şey dua” diye konuştu.
Eşinin kolunda sürekli morluklar oluştuğunu, “Yine mi kolunu morartıp geldin?” dediğinde ise eşinin “Kan kanseriyim” cevabını verdiğini söyleyen Sema Göğebakan, “Demek ki insanın içine doğuyormuş böyle şeyler. Ben de ona kızarak ‘nasıl bunu söyleyebiliyorsun?’ diyordum. Nereden biliyorsun diyorum. O da ‘yok yok öyleyim, öyleyim’ diyordu. Murat’ın tek istediği duadır. Bütün sevenlerinin duasını bekliyor” şeklinde konuştu. Göğebakan, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın aradığı söyleniyor doğru mu?” sorusuna ise, “Evet doğru. Başbakanımız hafta sonu ziyaret de edecek. TBMM Başkanımız Sayın Köksal Toptan’la da az önce telefonda görüştük. O konuda destekleri çok büyük. Hepsine teşekkür ediyorum. Sanat camiasından da aklınıza gelebilecek herkes aradı. Bu çok güzel bir şey. Demek ki gerçekten seviliyormuş” yanıtını verdi
Murat Göğebakan Resmi Web Sitesi:
http://www.muratgogebakan.com.tr/

LÖSEV’e bağıç için:
http://www.losev.org.tr/v2/tr/content.asp?ctID=428
LÖSEV Gönüllüsü olmak için: …
losev_sponsorlar
3
May
2009
Öğretmenimizin verdiği ödevi yine oğlum ile araştırma heyecanı ile yaptık.Sonra ben Onur ‘ a dedim ki :
_ Oğlum bu çalışmalarımızı sitemizde paylaşalım mı ?
Çok sevinerek kabul etti.Benden sanki bir teklif bekliyormuş benim akıllı oğlum.Yarın sunumunu yapacağı ödevinin konusu :Eskiden yapılan mesleklerden bir tanesini yazınız ve anlatınız.
Bizde artık oğlum ile hazırlamış olduğumuz ödevlerimizi ÖDEV katagorisinde sizlerle paylaşacağız.
Ne demişler ; bilgi paylaştıkça çoğalır.
![]() |
![]() |
![]() |
NALBANTCILIK
Sevgili arkadaşlar;
Erkek olabilirsiniz , kız olabilirsiniz, her nerede olursanız olun bir iş sahibi olmak isteyeceksiniz.Çoğunuz anne ve babasından duymuştur : ” Benim için geçti, çocuğum okusun , adam olsun, iyi meslek sahibi olsun ” diye . Çok doğal , hepimiz çok daha iyi bir hayat için uğraşıyoruz.
Ülkemizin sorynlarının başında işsizlik geliyor bence. ” Geleceğin mesleği ne ? ” sorusu günümüzün en önemli sorusu oldu.
Annem gibi olaylara tersten bakmasını severim .Herkes gider Mersin ‘ e , ben giderim tersine , hesabı .Geçmişte insanlar ekmeğini nasıl çıkartıyordu? Bu bize nereden geldiğimizi de gösterir. eskiden var olan şimdilerde adını bile duymadığımız bir meslek ; Nalbantcılık.
Motorlu araçların az, at arabalarının yoğun olduğu yıllarda çok geçerli bir meslek imiş.Nal için örs,çekiç,kerpeden ve atın tırnağını yontmak için yonacak denilen aletlere ihtiyaç vardır.Atın tırnağı nala uygun hale getirilip, çivilerle tırnağa takılır.
Hayvancılığın azalması ile ulaşım araçlarının her yerde yaygınlaşması at kullanımını ve at arabacılığını yok olmakla karşı karşıya bırakmıştır. Ben nedense bu nalları hep , atın ayakkabısı olarak düşünmüştüm…:))
Yeni ödev konularımızla buluşmak dileği ile…