18
May
2009
bu dünya da melekti…
Yazar Klavye. bulunduğu kategoriler A r a ş t ı r m a l a r, K e n d i m c e |
Yıllardır yenilmediği kanserin en son karaciğerine sıçradığını öğrenen Türkan Saylan, “ölüm aklıma bile gelmiyor yapacak çok işim var” diyor…Ve anlatıyor :
Türkân Saylan’ın en kızdığı şeylerin başında ağlamak, oflamak geliyor. Vücuduna yapılan haksızlıkların onu ağlattığını hiç görmedik ama ilkelerine derinden bağlı olduğu Atatürk’ün emanetine ihanet edenlerin onu kahrettiğine defalarca tanık olduk.Türban krizinden çok rahatsız: “üniversitede öğrencilerden o kadar çok şey öğrendik ki… genç kadınların çoğunun ya eşlerinin, ya da ailelerinin isteği üzerine kapandıklarını biliyoruz.”…Önceleri en aklı başında insanların, eşlerinin başını örttürmeye başladığını belirten Saylan şöyle konuşuyor: “Adam işini kaybetmiş;eşine tarikatten teklif aldım. Senin örtünmen, akşamları kuran kursuna gitmemiz, çocukları imam hatip okullarına göndermemiz şartıyla işlerim düzelecek’”diyor.
“Kafam üşüdüğü için yün bere taktım, hava ısınınca kel gezeceğim. Belki inanmazsınız ama moralim iyi. Ölümü ne düşünüyor, ne de korkuyorum. Daha benim yüzlerce projem var… Bunları gerçekleştirmek için 38 yıl emekli olmayı bekledim.”
Türk filmlerine bile konusu çok ağır gelen inanılmaz yaşam öyküsünü kendi ağzından dinledikçe küçük dertleri büyük facialara çevirenleri öfkeyle düşündüm ve Saylan’ı daha çok sevdim ve saydım….
* Yirmibeş yaşımda tüberküloz oldum. 13 ay yüzüstü yatmam gerekiyordu. İki oğlumun bakımını ve evin durumunu ayarladıktan sonra elbiselerimi çıkardım; geceliğimi giydim ve yüzükoyun yattım. Çocuklarımın birine mama yedirirken öbürünü oyalıyordum. Yüzüstü kitap okumak midemi bulandırdığı için makine getirttim dikiş diktim, nakış yaptım ve bu arada resim yapmayı da öğrendim.
* 21 yıllık başhekimliğimde hiçbir kimseye ne bağırdım, ne de işten attım.Hep insanların özel nedenlerle mutsuz olabileceğini düşünerek onlara sevgiyle yaklaştım. Şimdi hastalarına gereken ilgiyi göstermeyen meslekdaşlarımı gördükçe üzülüyorum.
* 9 yıl evli kaldım. Almanya’da cildiye doktoru olan oğlum ve doktor gelinim tatillerini bende geçirirler. Küçük oğlum grafiker; Arnavutköy’deki evimin üst katında yaşıyor. O en yakın arkadaşım. Her türlü acıya dayanmayı öğrendim ama kabul edemeyeceğim, dayanamayacağım tek acı evlat acısı.
* Yıllarca öğrencilerimi Anadolu’ya götürdüm; doktorluğu, doktor-hasta ilişkilerini onlara öğretmek istedim. Meslekdaşlarıma aynı yöntemi tatbik etmelerini rica ettim; başarılı olamadım.
* Doktorların vahim bir durum da olsa hastalarına doğruyu söylemesi gerektiğine inanırım. Yeter ki, hekim hastasıyla arkadaş olmaya çalışsın ve alıştırarak anlatsın.
* Kızkardeşimin benimle aynı anda akciğer kanserine yakalanmasına bile isyan etmiyorum. ikimiz de aynı zamanda, hatta aynı yatakta kemoterapi oluyoruz. ”
“ İÇERİSİNDEKİ CÜMLELER ” aşağıdaki likten alınmıştır http://www.gazetevatan.com/…608&categoryid=56&aid=0
Hayatını adadığı ülkesinde son günlerinde ona yaşatılanlardan dolayı büyük özür borçlu olduğumuz insan. F tipi eğitimin karşısındaki en büyük güçlerden biri artık yok. F tipi hukuk ve f tipi polis f tipi eğitim için ellerinden geleni ardına koymadılar ve f tipi basın da hastalığından büyük mutluluk duyarak yazdı yazılarını…Lakin biri gider biri gelir Türkan Saylan’ ın bıraktığı mirası devralacak başkaları çıkacaktır,mücadele devam edecektir.
4 işlem de öyle..
Uyanıklar, sadece toplama ve çarpmayı öğrenirler; saf ve aptallar, hep çıkarma ve bölmeyle elindekini, avucundakini başkasına yedirirler. Oysa, adaletten ve hakkaniyetten yana olanlar ise, 4 işlemi birden öğrenip, yeri geldikçe uygularlar.
TOPLAMA
Hitler, toplama kampındaki Yahudi esirlere “2+2 kaç eder” diye sormuş. Esirlerin hepsi birden “4” diye cevap vermiş. Führer sinirlenmiş ve “Yakın bunların hepsini, böyle toplama kampı mı olur?” demiş.
BÖLME
Apo da PKK militanlarını toplayıp “2 bölü 2, eşittir kaç?” diye sormuş. Militanlar “1” demişler. Apo çok kızmış: “Siz nasıl bölücü örgütsünüz? Bölünce öyle bir böleceksiniz ki, ortada hiçbir şey kalmayacak” demiş.
ÇIKARMA
İngiltere eski Başbakanı Margeret Teacher, Falkland Adaları’na çıkarma yaparken, Çıkarma Gemisi’nin komutanına sormuş: “Gemideki askerlerin hepsini adaya çıkarırsanız, gemide kaç asker kalır?” diye sormuş. Komutan “Hiç eksilmez” demiş. Teacher “Aferin” deyip, komutanın rütbesini yükseltmiş.
ÇARPMA
Hortumcu işadamı, kurduğu bankanın günlük mevduatını 30 ile çarpıp aylık ciroyu bulmak istemiş. Ama öyle bir çarpmış ki, ay sonunda bankanın cirosu mirosu kalmamış. Hepsi, kendi hesabına kaymış.
Toplumda başkalarına yontan “rende”lere rastlamak biraz güç de, hep “keser” olmayı yaşam biçimi seçenleri hiç olmazsa birazcık “testere” olmaya ve bazen başkalarını da düşünmeye yöneltebilsek… İşte tüm uğraşımız bu. Şu 4 işlemi adam gibi öğrensek ve yerinde kullansak, mesele kalmayacak da…
İşimiz zor…
Zor ama… “Rabbena, hep bana” demeye alışanlara da, bu işin hep böyle gitmeyeceğini öğretmek lâzım.
Klavye yazıları
Yazara mail gönder | tarafından yazılan tüm yazılar Klavye | Yazıları takip et (RSS)






