Üye değilmisin? Üye ol | Şifrenimi unuttun?
Paneli kapat

23

Ara

2009

Beni biraz sever misin ben geldim..

Yazar Klavye. bulunduğu kategoriler ARANOTLAR YAZILARI |

manon-chironBeni biraz sever misin ben geldim..Yüzünde küçücük çocukların kırılgan ifadesiyle aralık bir bakışta tutulmuştum gözlerine. Benim kadar derin bakıyordun. Öyle zamana borcun yoktu diğerleri gibi. Göz kapaklarımın ağırlaştığını hissettirene kadar içime doğru bakıyordun. İçim ne de çok ezildi gözlerimi kaçırdığım başımı öne eğdiğim ve hatta ilk defa tenime dokunduğun zaman. Söylesem hangi izi taşırsın bedeninde benden kalan ve kim bilir hatırlar mısın sırılsıklam bedenine dokunduğum anda sana söylediklerimi? Sakın tek bir kelime daha edeyim deme.Sakın tek bir yalan daha söyleme.Niye biliyor musun?Çünkü inanırım…Onca şeyden sonra tek bir cümle daha söyle,gözlerime bakıp beni sevdiğini söyle,gerçek olmadığını bal gibi bilirim ama yine de sana inanırım…Bu yüzden tek bir an bile beni gerçekten sevdiysen…Sakın..Söyleme… Kendimden gelen haykırışları duymamak için.. sessizliğin içindeki sesleri, karanlığın içindeki yüzleri görmemek için.. kaçtım…Yüreğimde olduğunu bilmek içimi adeta titretiyor her defasında..Gözümden akan yaşlar için üzülmüyorum..Damla damla süzülürken yüzüme senin uğruna olduğunu bilmek dahada ağlatıyor..Susmak istemiyorum..Karanlıkta kaybolmayı , sensiz dünyaya bakmayı istemiyorum…Neden mesafeler aramızda engel..? Sebebmi seni düşünmemeye..Sevmek yetmezmiş bir sevda masalında..Her sevda masalı filmlerdeki gibi güzel bıtmezmiş..Koca bedenimde ki minnacık yüreğim senin yüreğinle birleşince anladım bunu masallarda filmlerde yalanmış..İyi bilmelisin durduğun yeri, duruşunu. Neyin yanında, neyin karşısında olduğunu. Ve artık aşkı, kavgayı yaşamak için dağlara gitmemelisin. Sen aşkı ve kavgayı tam orta yerde bilmelisin. Sen ki; insanlar bir zulme uğradığı zaman karşı durmalısın. Haksızlık önünde eğilmeyip, hakkınla beraber şerefini ve haysiyetini de kaybetmemelisin.Sıcak çeperinden kavrayıp güneşi getirip koyalım sevdamızın başucuna. Meşale tutalım ve Aşk`ı. koyalım yüreklerde ki zindanlara. Ve yarınlar getirelim yüzünde taşıyan, sapanının ucunda taş tutan, İntifada kokulu çocuklara.Sessiz çığlıklar atıyorum duyuyor musun? Bütün umudumla sana uzandım. Ellerimi boşlukta bırakıp gittin. Yar kokuna hasret kaldım. Sevgine muhtaç bıraktın beni. Oysa ki hayallerimde ayrılık yoktu. Koyu bir yalnızlık ve özlem dolu sabahlar da…Karanlığıma gömerken seni sessiz çığlıklarım vardı içimde…korkularım yine bana kalan yalnızlığım vardı.

bakmak_gormekZormuş; bu kadar yakın olupta uzak durmakbu kadar uzak olupta seninle dolmak…yazmanın en iyi şey olduğunu söylerdin hep bana inan ki o bile durduramıyor içimde sana doğru akan seli…iki düşünüp bir yazıyorum her zamanki gibi öyle alışmışım ki kendini sınırlandırmaya. gidiyorsun artık çok uzaklara.varlığını ilk defa bu kadar derinlerde hissedipkendimi sana açmışken gidiyorsun işte… içimdeki yerini zor fark etti benliğim yokluğunla daha da yorulacak belki de darmadağın olacak… Şimdiler de gözlerinin güneşine ihtiyacım var. Öylesine koyu ki bu karanlık boğuluyorum. Senin ışığın öyle güçlüydü ki, şimdiler de zayıf mum ışığıyla sana doğru geliyorum. Umut ışığım git gide zayıflıyor. Bir rüzgar esse hazan mevsiminden sönecek. Oysaki bu yola çıkarken her yer aydınlıktı. Şimdi yolun neresinde olduğumu bilmiyorum. İlerliyorum önümü bile göremeden. Kim bilir nereye çıkar bu yol? Dönmek istesem de dönemem, gerisi de karanlık.Herkes uyurken düşlerine ben sevilmediğimin altını çiziyorum paranaaai bol satır aralarında…Çizdikçe çoğalıyor yalnızlığım…Yine dalgın gemiler geçiyor ıslak gözlerimden…Senin için bir dalgınlık daha tutuyorum aklımdan…Nikotine kesmiş verem kokulu odamda; dalıyorum bir fincan kahveyle sensizliği kırk yıl kalasın diye hatırımda… Hüzünlü yaz gılar baskı kurarken sürgün yanlarıma tenimde unuttuğun yangınlarda ısınıyor sözlerimin sahte sahipleri…Oysa sana karalamıştım tüm bildiklerimi…Kararlı yürüyüşlerde ıslıkla çalınan marşlara eşlik etmiştim aldırmadan tel örgülerin yırtıcılığına…Yeni bir ülke kurar gibi anlatmıştım umutlarımı…Bırakın Bırakın ıssız rüzgarla adım kaybolsun ırak nehirlerde, Ilık sesim susasın, ırmak zannet sinler, Rüzgar üşüt sün zamanı, goncalar açsın renksiz, lal, acınası, razıyım leylekler ağlasın, Aydınlanmasın dünya ışıyan mavilerde, Kaybolsun antikacılar yaşamın berrak olmayan lütufsuz, saatsiz, unutulan nesirlerde, Ismarlama rakılar almasın kadehleri, Nasılsa eskimez hayat, insanların riyakar lehçeleriyle ezilmez, renklidir, dünya eğlencelidir..Her zaman ki gibi yaşayacaksın sen. “Acılara tutunarak” yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki…. Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun Unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana…İkinci öğrendiğim şey ise ben burada sensizken mutsuzken içimde hayata karşı hiçbir istek hiçbir beklenti ve yaşama hırsı yokken senin orda yalnız olmadığını ve seni düşündüğüm seni yaşadığım kadar beni yaşamadığını çok iyi biliyorum..Aldırma yalnız gecelerde suskunluğuma. Aldırma gözyaşlarıma. Sırtlarımız ayrılık duvarlarına dayansa da sevgimizi imkansızlığın içinde yaşatmadık mı ? Ayaklarımız karların altında yanarken bir avuç güneşle “ sevdamızı “ kurak topraklarda zamansız yeşertmeyi ummadık mı ? Karanlığa inat yüreğimi yıldızlara yaslayıp sevda bozkırlarda “ umuda “ kök salmadık mı ? Haydi sil gözyaşlarını.Anlaşılmayacak biliyorum. Yine de seni satır aralarına gizliyorum kimse bilmeden kimse duymadan. Doğanın çam kokulu düşlerine emanet ediyorum o akşamı da. Işığın yerini küçücük ışıltılar almıştı hani. Neredeyse sana dokunacaktım..!!!!!

( Yazan…YakupHan Ulu Aranotlarımdan Kensimce Ben…..

Klavye yazıları
Yazara mail gönder | tarafından yazılan tüm yazılar Klavye | Yazıları takip et (RSS)

 

Yorum yap

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.