Üye değilmisin? Üye ol | Şifrenimi unuttun?
Paneli kapat

29

Tem

2009

ben olayım tamam da , bize ne olacak ?

Yazar Klavye. bulunduğu kategoriler K e n d i m c e |

Temel üzgün bir şekilde yolda ilerlerken ayağına birşeyin taklıdığını farketmiş.O da ne ?,aynı Alaaddi’nin sihirli lambasına benziyormuş.Hemen ovalamaya başlamış.İçinden tahmin ettiğinden daha iri bir cin cıkmış.”Dile benden ne dilersen!”,demiş.Temel korkak bir tavırla “özür dilerim”, demiş…

Geçen hafta tam bu gün bir olay yaşadım …Sanal dünya da , yapmadığım bir şeyi yaptım .Ama kimse bunu bana neden yaptın diye sorma zahmetine bile girmeden , benimle alay ettiler , suçladılar , ” pişkinlik ” , ” hırsızlık ” , ” egoist ” , saygısızlık ” dediler.Spaces alanıma saldırdılar, hatta arkadaşlarıma bile laf attılar.Farklı olmak değil , farkına varmak - benim değimimle farkındalık sahibi olmak - dememi yanlış anladılar…Vs vs. Şimdi neden mi yazıyorum bütün bunları; kişinin çok bunaldığı, hayatın yükü altında ezildiği zamanlarda sarf etme olasılığının bulunduğu sözleri ne yapmalı sorarım size?Kaçmalı mı ? Bu kaçış kişiyi bir nebze olsun rahatlatacak, maruz kaldığı kötü uyarıcılardan kurtaracak mı ? Ama bazı şeyleri içte çözüme kavuşturmadıkça; nerelere gidilirse gidilsin sıkıntılar bir yumruk olup kişinin böğrüne saplanacaktır. Çok mu karamsar oldu ne?

Öğrenci üstadına sorar: Ego nedir? Üstad yüzünü buruşturarak öğrenciye dönüp, “bu ne kadar aptalca bir soru, bunu sadece bir aptal sorabilir.” der. Öğrenci allak bullak olur, öfkeden kıpkırmızı kesilmiştir.Üstad gülümser ve şöyle der:”İşte ego budur!”

Ego şu yaşıma kadar bana çok ters gelen bir kelime idi.Latince bir kelimeden gelen ve ben, benlik, ile eş anlamlıdır ego. Bencillik, egoizm, benlik ,ben, id ve süper ego kelimeleriyle bağlantılıdır. Ego, insanın özgüven, özsaygının oluşturduğu iç dünyasıdır .

Benim yaşama bakış açımla ilgili bu ego .Hiç iyi sanmazdım bu egoyu , hatta kendimde olmaması gerektiğini düşünür , elimden geleni yapmaya çalışırdım .Benden uzak olsun da Mısır ‘ a sultan olsun bu ego  :lol:  Ama nerden bileyim bu yaşadığım olayla , egoya ihtiyacım olduğunu …Bireyin yaşamını devam ettirebilmesi için egoya hiç ihtiyacı olmasa da doğasında var…Pozitif ego, bencillik demek değilmiş. Bunun ayırımına varmak için böyle bir olay yaşamam gerekmeyebilirdi biliyorum . Bunu felsefe, kişisel gelişim ve psikoloji kitaplarından da öğrenebilirdim .Ulaşabilirdim ben bir çözüme ama yaşamak lazımmış ne diyebilirim ki.Yıllarca Sufi bakış açısına sahip olan ben , egoyu istemeyişimi gayet doğal olarak gören ben ,bahsedilen ego kırıntısını acaba pozitif ego mu? bunu da konuşmak gerekir .Takdir edersiniz ki buradan size şahsi bir yardım yapamıyorum sadece genel bildiklerimi paylaşıyorum.


İşte yukarı da bahsettiğim hikayedeki üstadın amacı kişinin ego’suna dokunmuştur Ego kimliktir, kişiliktir.Yazarını anımsayamadığım bir makalede, okuduğum kadarı ile 0-6 yaş arası ego ortaya çıkmaktadır.İlk doğduğumuz andan itibaren başlayan yaşam yolculuğunu adımlarken, bilinçaltımıza çeşitli alışkanlıklar yerleşir.Özellikle ilk olarak dokunma ,bebeğin anne sütü emmesi, anneye dokunması, daha sonra annenin çocuğu okşaması ,gülücüklerle oynaması, ona bakışı,sevgiyi aktarması , duygusal, zihinsel, fiziksel bir gelişim sağlar ve sağlıklı bir ego oluşumunu da birlikte geliştirmiş olur. Anne ve çocuk arasındaki, iletişim çok önemlidir ve bu ilerde ,tutunma ayakta kalma gücünü arttıracaktır. Çocuk daha sonraki yıllar ”ben” ve ”diğeri” olarak egoyu tespit edecektir. Kendinden başkalarının da ihtiyaçları, istekleri, beklentileri vardır .

Dolayısıyla en önemli yıllarda bilinçaltındaki imgeleme ile kendi kimliğini,oluşturur ve aldıkları oranında yansıtmaya başlar ve eğer çocuğun yaşadığı ortam;sevgisizlik, ilgisizlik, terk edilme gibi olaylarla dolu ise , yani olması gerekenden farklı ise kendi yolunu çizmeye başlar ve şartların getirdiği ego oluşur . Kişilik diye adlandırdığımız özgüven ve özsaygıyı getiren,temaslar sevgi ve ilgi , şevkat yerine de bilincinde kendine göre bir dünya geliştirir.Şu an’a kadar ego’nun sağlıklı ve sağlıksız yönlerinin olduğunu anlatmaya çalıştım .Günümüzde insanın uzak doğu felsefesi ve ,metafizik’e yakınlaşması da bunu doğrular nitelikte.Kendini arayış!

Bu yakınlaşmanın en güzel yanı, ciddi eğitimle ve eğitimcilerle ego dengelenebilmesidir. Bireysel olarak her ego,kendi dengesinden ,negatif ve pozitif olmasından sorumludur.Kişilik oluşmasındaki yerleşmiş egoları gözlemleyerek, kendini tanımayı amaçlayanlar için, Sokrates “kendini bil” deyisiyle; kendi içinde yolculuk yap, vicdanın ne diyorsa onu öne çıkar, dünyaya bilinçli bakmanın yolu bu iç yolculuktan geçer demektedir .

Ego yaşamımızda gerekli olduğuna göre,kendimizi tanıma yolculuğunda , nasıl bir ego’ya sahip olduğumuzu anlamamız ,bizlere yepyeni ufuklar açacaktır. İnsan daima gelişime açıktır. Kaldı ki, bu gelişim kendini tanıması ve ego çatışmalarının içine girmeden önce bir kez daha düşünmesi için gereklidir.
İdeal ego’ya sahip bir kişinin, diğerlerini daha iyi anlayabilme özelliği vardır .İdeal egonun çok az kişide olmasının yanı sıra,olgunlaşmış egolar derin deneyimlerden sonra ,kalıplaşmış özgür olamayan yönlerini dengelemeyi öğrenmişlerdir.

Bireyin günlük yaşamında ,kariyerindeki tutum, çevresindeki diğer canlılara ve bireylere olan tavrı,kullandığı eşyaları veya mülkünü kullanış şekli de ego’nun kalıplarını çok rahat tespit ettirebilir.Yazımın ilk başında aktardığım dokunma,dokunarak sevgi, şevkat, ilgi gösterilmesine dayanan ego oluşumu,eğer eksik veya yoksunluk izi taşıyorsa, beden sürekli ihtiyaç hisseder ..Eğer bunu bir yardım almadan,düzeltme çabası gösterilirse, belli süre sonra karmaşık inanışlara veya olumsuz davranış biçimlerine sebep olabilir .

En güzel çözüm, psikolojik destek almalıdır Kaldı ki bu destekle ilerlerken kişisel gelişim,özgüven,motivasyon çok önemli ikinci bir aşamadır.

Öyle ise kendimizi tanımaya başlamakla ve en önemlisi kişisel gelişimimize önem vererek ,yaşamı güzelleştirebiliriz.

Çok kişisel bir not : Bana bunu öğrettiği için Sayın Bloger sahibi sarhoşbalıktopalmartı ‘daki Funda Hanım ‘ a teşekkür ederim.Kısa bir açıklama yapmak istiyorum sadece; siz benimle hayatınızda bir benzerlik istemediğinizi yazmış olsanız da , ben bu benzerliklerin bizim isteğimiz ile olabileceğine inanmıyorum zaten… Doğru o gün ben de araba tamir ettim, kek pişirdim… vs. ancak bloger da okuduğum yazınızı birebir yaşadım doğru sizin çikolata sorunsalınız benim aile sorunsalıma dönüştü .

ALINTI yazmayı tercih etmediğim ve onun yerine spaceden bloger ‘ ınıza bağlantı yaptığım doğru … başlıklara tıkladığınızda sizin bloger’ a ulaşıyordu yada en azından benim pc den öyle oluyordu.RESİMLERİ aldığım da doğru ama üzerine tıklayınca sizin bloğunuz çıkıyordu … HER NEYSE kendimi aklamak değil amacım, siz nasıl düşünürseniz düşünün hakkımda , ancak kek günlerimi değiştirdim bu arada ve oyuncaklar için de bir tamirci buldum. Bu arada Ego kelimesine ve pişkinlik kelimelerine de oldukça taktım bu aralarda yazılarıma ilham oldular. Ve artık bloger’ınıza giremesem de yani yazdıklarınızı okuyamasam da ,yazım hayatınızda başarılar diliyorum size …Saygılarımla,

Az kalsın unutuyordum : Gezi de iken - Altınoluk -, kardeşimin yazdığı bana o gece okuduğu (günlüğünden) , benim de ertesi gece internette gördüğüm aynı yazı - sarhoş balık topal martı - hala bulamadım nette :cry: Benim tekrar Altınoluğa o internet cafeye mi gitmem lazım acaba?!!!

Klavye yazıları
Yazara mail gönder | tarafından yazılan tüm yazılar Klavye | Yazıları takip et (RSS)

 

Yorum yap

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.