22
Haz
2009
baba gibi baba olmak ne de yakışıyor babalara…
Yazar Klavye. bulunduğu kategoriler K e n d i m c e |
![]() |
|
![]() |
Nereden girmiş bilmiyorum içimize bu “çok yoğun” baba modası bilinmez… Günümüz babaları sanki ağız birliği etmişçesine “Az görsem de çocuklarımı yine de yeterince ilgileniyorum onlarla zaten arkadaş gibiyim” sözünün arkasına sığınıp babalık görevinden kaçmaya çalışılıyor.
Babanın görevi çocuğuna arkadaş gibi olmak değil çocuğunu çevresi ile arkadaşlık kurabilecek kabiliyetlerini geliştirmektir.
Çocuklar babalarını baba gibi hissettikleri zaman rahatlarlar arkadaş gibi değil.
Babanın varlığı çocuk için sekine kaynağıdır huzur ve güven atmosferinin soluklandığı anlardır.
“Ben her ne kadar çok meşgul olsam da çocuğumu ihmal etmemek için elimden geleni yapıyorum” diyemezsiniz. Peki neden diyemezsiniz? Düşünün ki doktor yoğun bakımda oksijen çadırında yatan bir hastanın oksijenini kesse ve “Kusura bakma seninle çok ilgilenemiyorum; görüyorsun işte çok yoğunum. Her ne kadar oksijenini kessem de sen hiç merak etme arada bir gelir senin oksijenini yeniden bağlarım ve bol bol sohbet etme imkanı buluruz” dese hasta “Bana ne kardeşim senin yoğunluğundan benim oksijene ihtiyacım var!” demez mi?
Hastanın ihtiyacı olan şey doktorun yoğunluğuna göre elinden geldiği kadar oksijen soluklanmak değil bizzat ve en önce oksijen teneffüs etmektir.
Çocuk için de durum bundan farklı değildir. Baba çocuğunun yanında bulunduğu dakikalarda hiçbir şey yapmasa da oksijen çadırındaki hastanın oksijen soluduğu gibi çocuk da babanın yanında bulunduğu dakikalarda güven ve huzur soluklanır. Çünkü Allah babaları çocuklarına huzur hissi verecek kabiliyette yaratmıştır.
Çocuklar okulda birbirleri ile inatlaşırken “Benim babam senin babanı döver!” diye babaları ile övünmüyorlar mı? Baba güç demek baba sekine demek baba huzur veren oksijen çadırı demektir.
Babasız çocuklarda aynı davranış bozuklukları görülüyor
“Günlük işlerin telaşı işte çocuklarla yeterince ilgilenemiyoruz” bahanesine sığınan babaların çocuklarında genelde aynı davranış sapmalarına rastlıyoruz. Babasız (babası olduğu halde babasız) büyüyen çocuklar genelde bir istikamet tutturmakta zorluk çekiyorlar. Güçsüz ve dirayetsiz oluyorlar. Aldıkları bir kararı kırk kez gözden geçiriyor başarısızlık karşısında hemen hayal kırıklığına uğruyorlar. Sözlerine genelde güven olmuyor. Bir gün şöyle bir gün böyle görünüyorlar.
Bir noktanın altını hemen çizmek gerekirse baba ihmaline uğramış çocukların en belirgin özelliği namaz kılma konusundaki dirayetsizlikleridir. Ne kadar ısrar edilirse edilsin babanın oksijen çadırında güç ve kuvvet teneffüs etmemiş çocuklar namaz kılma konusunda çok zorlanmaktadır.
Özellikle kız çocuklarına babalık yapmakla görevli babalara seslenmek gerekirse “aman kızlarınızı ‘iş güç işte’ diyerek ihmal etmeyiniz”. Çünkü bir kız çocuğunun babadan alacağı hisler çok özeldir. Kız çocuğu kendi zayıf yanlarının en büyük destekçisi olarak babayı gördüğü için baba kız çocukları açısından çok önemlidir. Örneğin bir babanın kızının saçını okşaması onu kucağına yatırması ve saçlarını taramasıyla ona verdiği pozitif enerjiyi çocuk başka hiçbir yerden alamaz… Babasının yanında olduğunu hissettiği anlardaki huzurun boyutu hiçbir şey ile ölçülemez. Baba yokluğu ile büyüyen kız çocuklarında görülen en yaygın davranış bozukluğu “sığınma ihtiyacı”ndaki doyumsuzluk ve/veya iç dünyadaki huzursuzluk hırçınlıktır.
Kurt dumanlı havayı sever
Altını çizerek bir kere daha söylemek gerekirse; günümüzdeki sosyal yaşantının felç geçirmiş olması anne-babayı “ideal anne-baba olma” konusunda oldukça duyarlı olmaya itmelidir. “Ne yapalım iş güç işte…” bahanesi maalesef çok acı bir bahanedir ve geçerliliği yoktur.
Ne evde anneyi çocuklarla tek başına bırakıp anneye babalık vazifesi yüklemeye ne de çocukları “Geçen hafta gittik ya parka!” diyerek oyalamaya sanırım hiçbir babanın hakkı yoktur.
İhmale uğrayan çocukları (Allah göstermesin) kurtlar kapar sokaklarda haberiniz olsun…
Not : Sekîne; sükûn kökünden, vakar, ciddiyet, mehabet, ünsiyet, dalgaların dinmesi ve sakinleşme manalarına gelir ki, hafiflik, huzursuzluk, kararsızlık ve telâşın zıddıdır
Klavye yazıları
Yazara mail gönder | tarafından yazılan tüm yazılar Klavye | Yazıları takip et (RSS)








