Üye değilmisin? Üye ol | Şifrenimi unuttun?
Paneli kapat
Yaşadığımız bu günlerde ne sık görür olduk çevremizde onları. Kimileri acıyarak bakar onlara, kimisi de gıpta ederek .Bazıları da az da olsa kıskanarak.

 

devamını oku »

 

28

Eyl

2009

ağlamalar zamanı

By Klavye. bulunduğu kaegori K e n d i m c e | yorum yok, ilk Yorumu sen yap »
    
Ağlamalar zamanı,her saniyesi yalnız geçen, sana ait dop dolu bir özlem. Anlama çabası içerisindeyken ben ve sen kaçışlarda… Kendime dair sorgulamalar son bulamamakta. Tüm yaşanmışlar sen yanımda hiç olmamışken beynimde, bir bir canlanmakta zihnimde. Gece uzun ve bitmez sancılar bedenimde. Bir garip serüven şimdi yaşadığım. Sonunun belirmesinden sonsuz korktuğum.
Sınırlı zamanlar var kendimden beklediğim. Sınırlı ama zaman. Yani hiçbir sınırı kalmayan. Uçsuz bucaksız bir çelişki bu. Tek gerçeği; yaşanan.
Ne hallerdesin bilmeden ve neden ben böyleyim diyebilmenin merağı ile yazılmış bu satırlar her daim anlamsız. Sabırsızlığın yansıması boşluğa. Korkuların… Benim korkularım var hayata: Ve hayat yok artık. Bu neyin ağıtı diye soruyorum ; Bir coğrafyaya bir kültüre, her şeye rağmen, belki sisteme, bunu yaşatanlara, birçok şeye yakılan bir ağıt gibi görüyorum.
 

25

Eyl

2009

eskimeyen dost

By Klavye. bulunduğu kaegori ALINTI | yorum yok, ilk Yorumu sen yap »
 
     Çay bahçesinde oturan 55-60 yaşlarındaki adam, yanına yeni gelen aynı yaşlarındaki arkadaşına öfkeyle söyleniyordu;
-Biraz daha gelmeseydin canım, kök salıyordum yavaş yavaş.
-Aziz bey, insan arkadaşını böyle mi karşılar.
Aziz bey, ayağa kalkıp arkadaşına sarıldıktan sonra sitemli konuşmalarına devam etti.
-Ahmet bey, beni saatlerce bekletmen doğru mu!
-Aziz bey, iyice yaşlandın. Ne saatlercesi yahu. Beklediğim otobüs geç geldi, sonra da trafiğe takıldı işte
-Bir önceki otobüse binseydin.
-Bak kırmaya başlıyorsun beni.
Aziz bey, nazını götürdüğünü bildiği arkadaşına yüklenmeye devam etti;
-Kırmak mı! Asıl kırılan benim yahu. Buluşalım, bir çay-kahve içelim diyen sensin, geç kalan yine sen.
-Tamam yahu ettik bir kusur. Unut artık.
-’Unut’ muş, hani edebiyat sohbeti yapacaktık, şiirler okuyacaktık. Bu moralle oku okuyabilirsen. Heves mi bıraktın!
-Azizim Aziz, unut moral bozan konuları, kapat artık. Çevrene bak; çiçekler açmış, kuşlar şen-şakrak, bir bahar rüzgarı yüzümüzde. Neşelen, kahveciye rica ederim şimdi, senin sevdiğin bir eski şarkının plağını da çalar. Daha ne istersin şu üç günlük dünyadan.    Sözü biterken kahveciye doğru el salladı. Kahveci, bu iki ihtiyarın hemen hemen her hafta gelmesine, eski şarkılar dinleyip, şiirler okuyarak sohbet etmesine alışmıştı. Alıştığı işareti alan kahveci, uzaktan onların hafif atışmalı hallerini görünce, kendi kendine mırıldandı; “Aziz bey yine öfkeli, uygun bir şarkı çalmalı”. Diyerek plakları karıştırmaya başladı.
    Kahvecinin koyduğu plaktan, “Sen benim eski değil, eskimeyen dostumsun” şarkısı kulaklarından ruhuna yayılırken, Aziz bey yumuşadığını belli eden bir ses tonu takınsa da yine sitemli konuştu;
-Senin keyfin yerinde, bekletilen sen değilsin.
-Bak kalbimi kırmaya devam edersen, bir dahaki sefer daha da geç gelirim.
-Aha!..bir de tehdit ha, “Daha da geç gelirim ha!...”
-Kızma canım hemen, şaka yaptım, bir daha geç gelir miyim!
-Ha şöyle yola gel.
-…hiç gelmem.
-Bak bak bak. Gelme de gör bakalım bir daha yüzüne bile bakmam.
Ahmet bey gülümsemeye, Aziz beyin öfkesini neşesiyle savuşturmaya devam etti.
-Neyse Azizim, bir öykü yazıyorum. Sanırım bu gece bitiririm. Seni darıltmak istemem, bir daha ki buluşmamızda yorumlarına ihtiyacım var.
-Seni gidi seni, zayıf tarafımı biliyorsun değil mi!
-Öfkenin çabuk geçmesi de olmasa çekilecek adam değilsin.
-‘Adam değilsin’ den önce virgül mü var?
-Yok yok, o kadar da değil. Yine kavga mı çıkaracaksın.
Aziz bey güldü;
-Şaka yaptım canım, sen şaka yaparken iyi de ben yapınca mı kötü. Neyse, bu günkü okuyacağımız şiirlere başlamadan kararlaştıralım, çarşamba mı uygun, perşembe mi sana?
-Çarşamba hastane randevum var, Perşembe buluşalım.
-Hastane mi, yok ya önemli bir şey?
Ahmet bey, bakışlarını başka tarafa çevirdi.
-Önemli bir şey yok canım. İhtiyarladık, bir kontrolden geçeceğiz.
-Tamam ama sakın gecikme köprüleri atarım ha!
Ahmet bey yine güldü;
-Atarsan at yahu, ben seni kolay bırakmam, yeni köprüler kurarım. Senin gibi aksi ihtiyarın arkadaşsız kalmasına gönlüm razı olmaz.
-Gül bakalım gül. Öykün kötüyse böyle gülemeyeceksin. En ufak hatanı yüzüne çarpacam, yerden yere vuracağım seni.
-Yahu eski dostuz insaf et.
-Neyse bırak bunları o güne kadar gülsün yüzün. Sen yeni şiirlerini oku bakalım.
Ahmet bey, çantasını karıştırdı, bir şiir defteri çıkarıp okumaya başladı;
         

devamını oku »

 


Cervantes’in dediği gibi ; ” şiir yalnızlığın dostudur.” Sonbahar ve yalnızlık …Bu mevsimin bana hatırlattıkları;baktıkça dökülen yapraklara ,yaprakların ağaçları terk etmesi.Hissediyorum,ansızın yakalandığım yağmurun saçlarımdan süzülen damlalarını…Penceremin buğusunda çizdiğim o resim…En güzel çiçeklerin en karanlık ve en soğuk gecelerde açtığını düşünmek..Ve umut etmek,inanmak…

Var mıdır ? yalnızlığı koluna takıp da hayat yollarında yürüyüp gitmek gibisi,kendi iç labirentlerin de dolaşmak gibisi, kendini daha yakından tanıma fırsatı kadar hoş bir his var mı?

devamını oku »

 
y1pozyqqpjbqi5m5xlnujlsek3mknx0qy6liv97kcuq_rldh6sxwc_vophycvdaoaav39uxvkzskkno3x_ngoqnxhcifkqbjdhmGüneş denize tutulduğunda öpmelisin beni..Ve ömrümün en uzun an’ı olmalı yaşanan. Nabzımın duruşuyla öldüğümü sanma sevgili Umut küçük bir teknenin gölgesiyle taşır beni hayata Hem dokunduğun çiçekler solmaz ki Akşamın gölgesi vursa da üzerime  Allah şahidim olsun ki Vuslatsız açan gülün’bem ölmeyeceğim… Ölmeyeceğim korkma…Yüreğimize kadar yanacağız.. sokul bana istiyorum” dedim…  Gözlerime bak ve yüreğime ak sorgusuzca Birlikte boğulmak istiyorum” dedim… Duymadın kalbimin sesini. Ben Bulutum Ben Bulutum, Bulut benim.Hükümsüz insanlar geçer benim içimden şafak sökene dek.Kimileri bir sokak lambasının fersiz ışığında Kimileri yakamozların güzelliğinde arar kendini..Kimileri titrek bir mumun alevinde.. Kimileri bira şişelerinde yitirir benliklerini Bir bebek için boşluğa fırlatılan çığlık Biri ölü için mezarda biri yüreklerde kara bulanıklık Sevdalı gözlerde ıslaklığın adıyım.Ben Bulutum, Bulutsa benim. Yorgun akşamların sevda çiçeği Seni çok ama çok geç tanıdım Bir gül yaprağına düşmüş çiğ tanesi..

devamını oku »

 

  

Sahilde ki Yalnız Adam ‘ a teşekkür ederim.Bu videosu için

Her insanın  yaşamının bir tarih olduğuna ve bilinen tarihi kökünden kazıyacak derin sırları  içinde  barındırdığına inanıyorum…Şimdi yazacağım hikaye ile bu derinliklere ulaşmanız dileğimle

Aşk eski bir liman artık senin menzilinde martım.Bütün kelimeler birbirine dolaşıyor kendi içinde …Ve yine en cansız halinde bir kurtarıcı gibi yetişiyorsun son anda satırlarımın arasına ve o demli tek kelimelik heceyle ;

“…gökyüzünde dolanan iki kuş gördüm. Biri hep diğerini izliyor. Yüreğim öylesine seninle dolu ki ben de bir kuş olmuşum seni izleyip duruyorum. Nereye kadar gideceğimi bilmeden. ?Gittiğin yere beni götürüp götürmeyeceğini bilmeden.? Gerçekten beni götürür müydün? Bunu bilmeyi çok isterdim. Götürseydin neyin olarak gelecektim ki!!! “

 

Kadın …

 

Kadın …

 

 

Kadın …

 

devamını oku »