Üye değilmisin? Üye ol | Şifrenimi unuttun?
Paneli kapat

25

Haz

2009

Çekinme git bu defa

By Klavye. bulunduğu kaegori Klavye Dostları | yorum yok, ilk Yorumu sen yap »

digital3d1081cx5bk7tt4Çekinme git bu defa ardına bile bakma göz ucuyla duygusallığa inat,herhangi bir filimin sonunu beklemem sessizce her saniyesinde ağlarım…Sana Şarkılar getirdim bilinmedik
Şiirlerimi getirdim-okunmadık..O güzel duygusal sesinle Söyle oku biraz…Sende buldum Beni
Beni bırakma-beni terketme..Sen Çirkin dünyayı güzelleştiriyorsun Seninle olmak en büyük haz..İçimde gergin saatler..Senin yokluğunda senin çokluğuna, içime sığmayışına, barajını yıkıp geçen bir nehir gibi,göğüs kafesimi kırışına ne demeli…

Ne demeli şimdi tuzlarından göz kapaklarımı açamadığım birikmiş gözyaşlarıma..Sana doyamayışıma,elimde yeni kesilmiş palmiye dalı,deli divane dolanışıma ne demeli…Bizim şarkımızı söylerken ki hiç de hüzünlü olmadığını bilirsin-sokaklarda ağlayışıma ne demeli..Beni bilirsin,sen de kınama..Seni yaşıyorum sonuçta..Sen yoksun..Yaşam da bir oyun değil mi?Oyuncular sık-sık değişse de…Mekan aynı mekan.Sıra bize geldiğinde hiç mi yalan söylenmez?Ya da acımasızca davranılmaz?nasıl da bekledik nasıl da özledik birbirimizi ben sigaradan arta kalan kül gibi dört bir yana dökülürken sen sigara dumanı gibi gökyüzünde koyboldun çekinme git bu defa sağanak yağmurlara hazırladım yüreğimi…evet sustum..acılarımı anlatmamak için..!!bilmeyin ne denli ağır yaralarım kaybettiğim kan ne denli çok görmeyin..!sustum konuşmuyorum..

devamını oku »

 

23

Haz

2009

Üzgünüm arakadaş

By Klavye. bulunduğu kaegori Klavye Dostları | yorum yok, ilk Yorumu sen yap »

1441tt0Üzgünüm arakadaş, öyle üzgünüm ki…Kalbimden taşan sevgini, kelimelere sığdırmayı deniyorum şimdi. Neden böyleyim ben arkadaş? Neden mahçubum sana karşı hep? Suçluluk duygusu var ya arkadaş! Bilmem ki hiç yuva yaptı mı içine…Dımdızlak bırakıveriyor insanı ortalarda olur olmaz. Ara sıra atışmalarımız vardı ya arkadaş…Karanlığı bile daha bir karartıyorlar düşündükçe. Tahammül süzlüklerim de var ama neyse…Nasıl yakıştırmışım tahammül giysisini üzerime! Artık fark ettim; sana ancak şükredilir. Allahım’a da şükür arkadaşım, Yine de şükür ki; sadece pişmanlıklarım da olmadı…Yüzünü hatırlayınca bir yanım pişmanlıksa, Öbür yanımda sonsuz bahar bahçeleri arkadaşım…Alabildiğine umut dolu mavi;
Gözleri kör edene dek bembeyaz masumiyet…Gülüşün cıvıl cıvıl kuş seslerinden daha tatlı kulaklarımda, Ve gülüşün en güzel kelimelerden de başka, Düşününce her tadın en safını sen çalmışsın damağıma; Sevginin de, şükretmenin de,gülmenin de,hatta ağlamanın bile… Her tohumu sen ekmişsin kurak toprağıma. İşte büyüdüm ben arkadaş!
Tohumlarım çiçek açtı, başak verdi…Kimisini kış soğuğu yaktı, kiminin boynunu rüzgarlar büktü. çok kış titretti… Kalbim buz tutarsa diye öyle korktum ki arkadaş! Kimisi hep elimden tuttu, çoğu ufacık rüzgarlara kapılıp uçtu…Kalbimi senden gayrı ısıtanı çıkmadı arkadaş? Buz gibi kalbim çocuk gibi ağladığında…Neden sesin gelmedi arkadaş? Aslımı ben bile bilmem aslında, Geriye koşsam bulur muyum ikimizi yan yana?Koşsam yanına anlatır mısın beni bana? Söyler misin Bu çocuga nasıl gülümsermişim? Tatlı bir ninni fısıldar mısın kulağıma Arkadaş..??

YAKUPHAN ULU

 

 

46422146byk  
aile3.gif  

Nereden girmiş bilmiyorum içimize bu “çok yoğun” baba modası bilinmez… Günümüz babaları sanki ağız birliği etmişçesine “Az görsem de çocuklarımı yine de yeterince ilgileniyorum onlarla zaten arkadaş gibiyim” sözünün arkasına sığınıp babalık görevinden kaçmaya çalışılıyor.
Babanın görevi çocuğuna arkadaş gibi olmak değil çocuğunu çevresi ile arkadaşlık kurabilecek kabiliyetlerini geliştirmektir.
Çocuklar babalarını baba gibi hissettikleri zaman rahatlarlar arkadaş gibi değil.
Babanın varlığı çocuk için sekine kaynağıdır huzur ve güven atmosferinin soluklandığı anlardır.
“Ben her ne kadar çok meşgul olsam da çocuğumu ihmal etmemek için elimden geleni yapıyorum” diyemezsiniz. Peki neden diyemezsiniz? Düşünün ki doktor yoğun
bakımda oksijen çadırında yatan bir hastanın oksijenini kesse ve “Kusura bakma seninle çok ilgilenemiyorum; görüyorsun işte çok yoğunum. Her ne kadar oksijenini kessem de sen hiç merak etme arada bir gelir senin oksijenini yeniden bağlarım ve bol bol sohbet etme imkanı buluruz” dese hasta “Bana ne kardeşim senin yoğunluğundan benim oksijene ihtiyacım var!” demez mi?
Hastanın ihtiyacı olan şey doktorun yoğunluğuna göre elinden geldiği kadar oksijen soluklanmak değil bizzat ve en önce oksijen teneffüs etmektir.
Çocuk için de durum bundan farklı değildir. Baba çocuğunun yanında bulunduğu dakikalarda hiçbir şey yapmasa da oksijen çadırındaki hastanın oksijen soluduğu gibi çocuk da babanın yanında bulunduğu dakikalarda güven ve huzur soluklanır. Çünkü Allah babaları çocuklarına huzur hissi verecek kabiliyette yaratmıştır.
Çocuklar okulda birbirleri ile inatlaşırken “Benim babam senin babanı döver!” diye babaları ile övünmüyorlar mı? Baba güç demek baba sekine demek baba huzur veren oksijen çadırı demektir.

devamını oku »

 

th_23875_forum_123_1090loBitiyor zaman… Tüm saatler kum saatinin içinde birbiri üstüne yığılıyor. Sahte mutluluklar giyiniyor sözcükler. Sen-ben savaşında imtiyazsız yarınlara bugünden açıyorum gözlerimi. Savaşacak kadar bile yakın olmayışımızı bilirim. Bilirim acı verişindir, bu kadar sözcük dizdiren.444 Ömrümü ömrünün ardında sürüyen… Kapatıyorum gözlerimi,hadi git yar geldiğin gibi. Acıttığın yerden tüm acılarımı da topla git hadi.

devamını oku »

 

20

Haz

2009

yüreğimde ne hayaller büyüttüm

By Klavye. bulunduğu kaegori Hikayeler, Klavye Dostları | 1 Yorum »

Yepyeni  anlamlar yükledim, hiçbiri anlatamadı gözlerindeki masum güzelliği. Sözcükler hamaldı sevgili taşıyamadılar seni.Geceleri yonttum kalemimle. Karanlıklardan kopardım yüreğimi, mısraları zora soktum her kafiyede sana vardım Yıllarca büyümenin hayalini kurdum durdum ne umutlar besledim çocuk yüreğimde ne hayaller büyüttüm sevecek sevilecektim ben büyüdükçe büyüyecekti yüreğim umutlarım dünyam olmadı yazık olmadı yıkıldı tüm dünyam sevemedim çünkü bedenim büyüdükçe küçücük kaldı yüreğim..Uzun zamandır ilk defa bu kadar heyecanlandığımı hissediyorum. Yazmak benim için çok özel bir duygu. Onunla uğraşırken kendimi çok şanslı hissediyorum. İlk kez karşılaşıyorum siz sevgili İLERLE ARTIK dostlarıyla. Yazım da sizlerle çok özel bir konuyu paylaşmak istiyorum. Belki çok ilginç gelecek size ama İNANMA diyeceğim bu akşam size. Tabi anladığınız şekilde değil…

 

devamını oku »

 

19

Haz

2009

tavanarası yanıyor

By Klavye. bulunduğu kaegori Hikayeler, K e n d i m c e | 1 Yorum »

untitledkizhapisYüzünde bir tebessüm oldu …Gerçekten  o zamanki gibi hala yorumlardan etkileniyordu.Hala onun için insanların fikirlerinin önemi vardı .Kim söylemiş önemli değildi onun için ; nasıl ve niçin söylendiği önemli idi. İzlediği filmler de olsun karakterin adının önemi yoktu.Bu okuduğu kitaplarda da böyle idi birkaç yazar dışında isimlerini hatırlamazdı..Kim kimin eseri önemli değildi onun için.Kendi yazdıklarında da öyle idi yazardı ama , ismini altına yazmazdı.Kendini saklamak değildi amacı yada kendini tanıtmak.Hissettirmek kitabı , hissetmek kitabı , filmi , resmi … Sonra gene tebessümle yorumları  düşündü…Hayatında yer etmiş sözler … Gözü bir an için tavan arasındaki örümceğe ilişti;Örümcek toz çoğaldıkça biriktirmişti sakızlı tükürüğünü .Köşelerden köşelere kusmuş;dost tozlar ince ince dokudular iplikleri ,örümcekle .Emek, sabır ve ter isteyen bir işçilik başladı.Kendini gördü kadın o örümcekte;dakika dakika daha da çalışkanlaştı örümcek, kendi için harcadı emeğini.Ya kadın ? Ağ gerildi, gerildi , esnek ve yapışkan …Örümcek ağını bitirdikten sonra biçimlenmiş emeğinin yanında dinlendi, beklemeyi ağına devretti. Hantal kanat çırpışlarıyla anlamsız uçuşan bir sinek  yapışınca ağa , tutkal gösterdi gücünü .Aptal sinek çırpındıkça esnek ağ sardı onu, sardı. Bir canlının emeği , başka bir canlıyı tutukladı.Dinlenmiş örümcek , emeğinin sunduğu ziyafete yavaş ve emin adımlarla ilerledi ..Acelesi yoktu… O ise yine düşündü , acaba o aptal sinek mi olmalıydı ?

devamını oku »