Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
 |
Giovanna’nın Lorenzo’ya yakınlaşmasının başlıca sebebi, hayallerinin bir kısmını onda bulabilmesiydi. Lorenzo’nun özgürlüğü, kendisine ilgi göstermesi, anlattıklarını umursaması hep Giovanna’yı karşıdaki pencereye itti. Ancak olaylara dışarıdan bakabildiği anda yani karşıdaki pencereden kendine bakabildiği anda biraz da annelik duygusunun yardımıyla, nerede olması gerektiğine karar verdi. |
 |
 |
Klavye tuşlarını tıkırdatırken nette gece gece bir yazar ile tanıştım…Evet yüzeysel baktığım ve şimdi yazılarında kendimi bulduğum.Bu bana çok sık olmaya başladı.Ben kendimi hep anlatamayan olarak düşünürken …Var ya bu dünya da benim ile aynı dili konuşanlar var.
El çırpsın birileri , ışıklar sönsün, hayat dursun film başlasın !
Böyle bir yazı ile başlamış
Sayın Çisel ONAT yazısına …Evet bir davet var bu yazısında .Ama gece gece nasıl gidebilirim ki sinemaya …Hemen CD kutuma el attım , izlemiş olmalıydım bu filmi hiç yabancı gelmedi adı : “ Karşı Pencere “ .Filmi anlatmadan önce Sayın Çisel Onat hakkında da düşüncelerimi yazmak isterim : “ Sevişmenin hiçbir riski yoktur içinde aşk yoksa “ kitabının yazarı .Ve risk almayı sevdiği için yazdığını söylüyor ve yazılarından da cesur bir kadın olduğu belli oluyor.
Filmin konusu kısaca:
La Finestra Di Fronte - Karşı Pencere Otuzuna yaklaşmakta olan Giovanna, iki küçük çocuğu ve can sıkıcı işiyle sıradan bir hayat sürmektedir. Pastalar börekler yapmayı çok sever ve günün birinde bir pastacı açma hayalleri kurar. Evliliği fena gitmemektedir, ama yine de bu, yolun karşısındaki dairede oturan genç adamdan etkilenmesine engel değildir. Günün birinde, kocası Filippo ile birlikte yolda yürürken hafızasını kaybetmiş yaşlı bir adamla karşılaşır. Giovanna ihtiyara fazla ilgi göstermese de, Filippo onu adamı eve götürmeye zorlar. Giovanna, bu yabancının geceyi kendi evlerinde geçirmesi düşüncesinden hoşlanmaz, ama Filippo adama yardım etmekte kararlıdır.
KAZANDIGI ÖDÜLLER: 2003 David Di Donatello Ödülleri - En İyi Yönetmen Ödülü - En İyi Kadın ve Erkek Oyuncu Ödülü - En İyi Müzik Ödülü - En İyi Flaiano Ödülü - En İyi Kadın Oyuncu Ödülü - En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü Nastro d’Argento Ödülleri - En İyi Kadın Oyuncu Ödülü - En İyi Konu ve Şarkı Ödülü Altın Küre Ödülleri - En İyi Kadın ve Erkek Oyuncu Ödülü - En İyi Senaryo ve Müzik Ödülü Altın Ciak Ödülleri - En İyi Kadın Oyuncu Ödülü - En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü - En İyi Film Müziği Ödülü Diğer Ödülleri - Karlovi Vary Festivali, 2003 - Ferzan Özpetek - En İyi Film - Karlovi Vary Festivali, 2003 - Ferzan Özpetek - En İyi Yönetmen - Karlovi Vary Festivali, 2003 - Giovanna Mezzogiorno - En İyi Kadın Oyuncu - 25. Seattle Film Festivali, 2004 - Ferzan Özpetek - En İyi Film - 31. Flanders Uluslararası Film Festivali, 2004 - Ferzan Özpetek - Canvas Halk Ödülü
Çok iyi film ya “pencere” filmin her şeyi. Ferzan Özpetek ismini akılda tutma sebebi.
Hele o sahne koptum ben o sahnede; karşı pencerelerin yer değiştirdiği sahne …Hayatın da kaç kişi kendisine karşı pencereden bakma fırsatı bulmuştur da , kafası dank etmiştir acaba!!?
Karşı Pencere den kendine bakmak
Bakmak mı kendine ?
Evet, ama nasıl?
Hayatın senin için karaladığı çizgileri birleştirerek mi?
Yoksa,kendi kaleminin değdiği çizgileri değiştirerek mi?
Karşı pencereden bakarken ;
Yaşamak ; sevmek mi?
Evet, ama nasıl?
Hayatın sana uzattığı ellere doğru yürüyerek mi?
Yoksa,yürürken fark ettiğin elleri seçerek mi?
Ya da baktığın karşı penceredeki hayatın bir parçası olmak mı?
Yoksa,gerçeğe ait olmak mı?
Ya da pencereyi kapatmak mı?
Hadi söyle,onu severek yaşamak mı?
Yoksa, yaşayarak sevmek mi?
Hangisi daha dürüstçe?
Hangisi senin seçimin sence ?
Ve baktıkça görmek mi pencereye ?
Yoksa bakmamalı mı pencereye ?
Açmalı mı , aralamalı mı , kapatmalı mı , kaçmalı mı ?
Ailesi için sevdiği erkekten vazgeçen bir kadın,halkı için sevdiği erkekten sonsuza kadar vazgeçen bir adam,ikinci dünya savaşı sırasında İtalyada iki yahudi erkeğin yaşadığı yasak aşk.. Arzu ettiklerine kavuşamayıp eli bağrında kalanların filmi,çok güzel ama çok yaralayıcı.Bir insanın hayatı boyunca duyabileceği en huzur verici şarkıyı barındıran – şuan o şarkıları dinliyorum - İçinde duygu değil de kıpırtısı kalmış insanları bile derinden etkilemeyi başarmış şaheser. Seyrettikten sonra asla başkaları için yaşamamak gerektiğini, sonunda mutlu veya mutsuz olmanın kişinin sadece kendi elinde olduğunu, diğerlerinin o mutlulukta veya mutsuzlukta sadece araç olması gerektiğini farketmemi sağladı …-Aslında ben bunların farkındayım - Filmi anlatayım diyorum ama müzikler şuan izin vermiyor buna ….
devamını oku »