Üye değilmisin? Üye ol | Şifrenimi unuttun?
Paneli kapat
 1ba4811699afab6d55ccc82iv5  

 

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

“Ey unutuş! kapat artık pencereni,

Çoktan derinliğine çekmiş deniz beni;

Çıkmaz artık sular altından o dünya.

Bir duman yükselir gibidir kederden

Macerası çoktan bitmiş o şeylerden.

Amansız gecenle yayıl dört yanıma

Ey unutuş! kurtar bu gamlardan beni.”

(Ahmet Muhip Dıranas- Olvido’dan)

Maalesef insan, bir şeyleri unutmak istediğinde başarısızlığa mahkum oluyor; anılar canlanıyor beyninin kıvrımlarında. Bilinçli bir unutma yaşantısının hiç olamayacağı, bunun olanaksızlığı gerçeği, yoluma serildi okudukça bu şiiri .Günlerdir bir unutma , unutuş teleşındayım .Okuduğum yazılarda satırları işaretledim ‘Unutma , sakın unutma ” diyor içimden bir ses . Düşündüm,  sonra notlar aldım. Sayfalar arasındaki unutulmaz sözlerden biri şöyle: “ Bir şeyi hatırladığın anda diğer bütün şeyleri unutmuş olursun…Her şey aklındayken neyi anımsayacaksın?” Unutmak da anımsamak da insanın düşünce süreçleriyle ilgili gerçekler değil mi???

devamını oku »

 

kelebek.gif

Kadın erkek olmayı biz seçemiyoruz,DNA yı biz seçmiyoruz,elimize ayağımıza sahip değiliz.O nedenle cismime teslim olmamak gibi bir karar aldım.Bu bedenle yaşamak zorunda olabilirim ama bu belirleyici değil yani.Herkesin yolculuğu farklı.Ben böyleyim ,karşımdaki insanlar kadınlık erkeklik meselesini çok ciddiye alırlarsa ve beni bu alanlara davet ederlerse orada ben de silahlarımı kuşanırım.Genelde kadınlar da yenilmez o alanlarda.Erkeklerin yerinde olsam kadınları böyle bir savaş alanına hiç çekmem.”İnsanlar hiç kendileri seçmedikleri bir kimliğe aynen sahip çıkıyorlar..Birey olmak bize öğretilmedi biz düşe kalka bunları öğrenmeye çalıştık ve çalışıyoruz.Herşeyi biçimlendirenin insanların dünyada duruşları , kendi kimlik meseleleri olduğuna inanıyorum.Kahraman olma arzusu …toplum adına birşeyler yapma arzusu ….iyi insan olma arzusu …bunlar toplumsal giydirmelerdir.İnsan sahip olmadığı şeylere sahip olduğunu sanıyor…Çünkü öbür türlüsü dayanılmaz bir şey ya da ömür törpüsü… Konuya yavaş yavaş gelmekteyim ,şimdi yazıyı beklerken aşağıda ki fotoğrafları izleyin ve tongo müziği eşliğinde dans edin …ben hala o kelebeklerin peşindeyim..Yazının devamı için tıklayınız lütfen : http://hacerdonmez.com/blog/ben-hala-o-kelebeklerin-pesindeyim/

 

 

27

Mar

2009

ben hala o kelebeklerin peşindeyim

By Klavye. bulunduğu kaegori Kategorilenmemiş | 1 Yorum »

47tucmuusedac8za9.gif

İçinizi kemirip duran bir kurt vardır zaman zaman size hep bir şeyler söyler durur. Beyniniz karıncalanır, kafanız dumanlanır, içiniz burkulur. Hatta acır…Acaba acaba acaba
Acaba sevdiklerim beni sevmiyor mu? Acaba hakkımda kimler ne düşünüyor?
Acaba sevdiklerim şimdi nerde, ne yapıyor? Acaba yokluğumda iş ortağım beni kazıklıyor mu? Acaba kimler dedikodumu yapıyor ya da kimler kulağımı çınlatıyor…Sevdiğiniz ve birlikte yaşadığınız insanlara, eşinize dostunuza akrabalarınıza dünyayı dar getirmenize sebep olan bu kurt, aslında gözlerinizi kör, yüreğinizi sarhoş eden güzel bir kelebektir.Evet yanlış duymadınız … Sizi sevdalara salan, kanat çırptığında gözlerinizi kamaştıran güzellikteki her kelebek aslında bir zamanlar kurtçuktur. Siz bunu bilirsiniz zaten, hani ona ‘tığ tığ’ -tırtıl- der, görünümündeki rahatsız ediciliği biraz sevimlileştirmeye çalışırsınız. “agu gugu böcü böcü küçücük minicik kurtçuk”

Oysa bin bir emekle kelebek olduğunda seyretmeye doyamazsınız. Kanatları narindir. Rüzgârlara dayanamaz, fırtınalarda ölür. Şu koca dünyada kelebeğin ömrü zaten bir kaç güncük der, o yüzden onu önemsersiniz, özen gösterirsiniz korumak, incitmemek için. Bir çiçekle yan yana geldiğinde; birbirine bu kadar yakışan bir başka ikili düşünemezsiniz. Hayranım şu kelebeklere ya Gökyüzünde uçuşan çiçeklere benzerler. Rengârenk, kıpır kıpır… Bir kelebeğin peşine takılırım. Rengini, biçimini, uçuşunu incelerken bir de bakmışım ki saatler geçip gitmiş. Her kelebekte yeni bir renk, yeni bir şekil, yeni bir bilgi keşfederim. Kelebeklerin fotoğrafını çekmek de çok zevklidir. Kuşların aksine, yaklaştığımızda hemen kaçmazlar onlar.Birde çiçeğin üzerine konmuş bir kelebeği hemen fark etmek zordur. Doğanın renkleri arasında kendilerini saklarlar. Ama hava sıcak ve güneşliyse yerlerinde pek durmazlar.

Oysa kelebek kısacık ömründe sonsuzluğu yakalamak adına kelebektir, kurtçuktur ve yine kelebektir. Her gün yenilenen, yenilenen, tükenmeyendir. Kayboldu sandığınız anda aniden karşınıza çıkıverendir. yaşam döngüleri çok ilginçtir. Hep bir günle sınırlı olduğunu duyarız ömürlerinin. Oysa bir kelebeğin özelliği diğerini tutmaz. Kimi kelebek bir gün yaşarken, kimisi aylarca yaşayabilir. Üstelik bu sadece yaşamının kelebek evresindeki yaşı. Oysa bir kelebek, önce yumurtadan tırtıl olarak çıkıyor. “Yaşamanın tadı yapraklarda gizlidir” diyor ve doymak bilmeksizin yaprakları kemiriyor. O kadar çok yiyip şişiyor ki artık bir dal ya da taşa tutunup pupa evresine geçiyor ve kendini dinlenmeye bırakıyor. Bu evrede kabuğun içinde kelebeğin yapısı oluşuyor ve kelebek kabuğu yırtıp çıkıyor. Birkaç saat içinde de uçuyor.

Bir varmış, bir yokmuş masalının bence asıl öznesi olan kelebekler, aslında pek çokmuş oluverirler mevsim bahar olunca. İçinize sevinç ve heyecan, mutluluk aşılarlar. Yaşama sevincinizi perçinlerler.İçimiz kıpır yaşam sevinciyle dolar..

Ama bir başka kelebek vardır ki, ona çok dikkat etmeniz gerekir.Güve! Güve de kelebekler familyasından bir kurtçuktur işte.Asıl içimize düşen kurt, belki de yüreğinizde kanat çırpan bir güvenin kelebek maskeli halidir.Güve, olur olmaz yerlerden çıkıveren, aniden bir elbisenizden, bazen yüreğinizden kalkıp havalanıveren biraz deli dolu bir kelebektir.Güve kelebeklerin aksine ani hareketler yapar. Şaşırtıcı davranır. Yünlülerin yanında tüm hayvan tüy ve kıllarını içeren giysi ve örtülere zarar verir.Hatta sizin en kıymetli eşyalarınıza …İnsanın yüreğine verdiği zararı bugüne kadar kimsenin tespit edememiş olması kanımca onun kelebek görüntüsünün masumiyetindedir. Şimdi bu devirde yapma ya güvemi olur diyenlerinizi duyar gibi oldum .Oysa yüreğinizi canlı tutmak adına ona karşı naftalinlemezseniz, güve bir kelebek olana kadar içinizi yer bitirir. Hayatınızın geri kalanını onun açtığı birkaç delik ile paramparça olmuş bir yürekle yaşamak zorunda kalırsınız.

Hadi canım küçük bir kelebek mi bunu yapacak diyenlerinizi de duyuyorum ama sakın onu hafife almayın.O ki Ebu Cehil’lerin anlaşmasını bitirmiş bir canlıdır.Kâbe’nin duvarında aylarca Müslümanlara karşı yazılı duran bir anlaşmayı bir gecede didik didik edip bitirivermiştir. Sizin mi hakkınızdan gelemeyecek yani ? Yarın kaygısıyla saklayıp havalandırmayı ihmal ettiğiniz gıdalarınızın ve bitkilerinizin düşmanıdır aslında güve. Üstelik siz ona karşı kelebektir diye sınırsız bir hoşgörü ile davranırsanız yandınız demektir.

Gerçi asildir de kendileri . Naftalini koydunuz mu, istenmediğim yerde durmam der, çeker gider. Onun gözüne hoş görünmeli, burnuna mis kokmalısınız. Çekici bir kelebek olduğu kadar, seçicidir de yani.

En azılı kelebek düşmanlarından Yarasalar bile güveyi kolay kolay avlayamaz. Yüce Tanrı ona gizli yarasa çığlıklarını hissedip duyabilme ve ani pikelerle şaşırtıcı hareketler yapıp kaçabilme gücü vermiştir. Öyle ki, güveler peşine bir yarasa düştüğünde yarasanın radar sinyallerinin tam tersi yönde hareket ederek onun görüşünü etkisiz hale getirir.

Mevsim yaza dönüyor.Yüreğinizi ve bedeninizi sıcacık tutan yünlü elbiselerinizi yerleştireceksiniz dolaplarınıza , bavullarınıza …Baharın sarhoşluğuna, yazın sıcaklığına aldanıp, kalın naftalin duvarlar örmemişseniz yüreğinizin örtülerine sizi acı bir sürpriz bekliyor.Gelecek kış üşüyeceksiniz. İçiniz titreyecek. Daha derin sızlayacak yüreğiniz.
Ne mi olmuş?Kelebeğin güzelliğine kapılıp gittiğiniz yaz sarhoşluğunda, vaktiyle içinize atılan kurtçukların, büyüyüp güvelendiğini görememişsiniz.
Yüreğiniz delik deşik…
Geçmiş olsun !!!

DancingLady.jpg

Dipnot: Güve ile Güven aynı harflerden oluşan ilginç iki kelime. Birine güvenirsiniz yüreğinizi deler geçer, güvelenirsiniz . Güvenmezsiniz bir köşede güvelenirsiniz. Ne ilginç bir zıtlık…

 

18

Mar

2009

hayat Katili-1

By Klavye. bulunduğu kaegori K e n d i m c e, Tavanarası | yorum yok, ilk Yorumu sen yap »
Kimler için yaşadıklarım? Kendim için yaşadığımı düşündüğüm bu hayatta, başkaları için yaşadığımı yenimi fark eder oldum? Kendi kararlarımın geçerli olduğunu düşündüğüm bu hayatta bana dayatılan kurallar çerçevesinde mi yaşıyorum ? Zaman hep ilerledi , geçti , gitti .. gidiyoo…Hep büyümekti küçükken tek isteğim oysa!!!Kendim değiştirecektim , kendi kurallarımla oynayacaktım..Kendi oyunumun başrolünü yine kendim verecektim..Kendi grubumun başkanı olacaktım…Kendim gibi bir dost bulacaktım,kendim gibi bir aşk…
Dünya sadece benim için dönecekti…Dünyanın merkezi ben olacaktım..Ay hayatıma ışık tutacaktı..Yıldızlara gidip gelecektim…Gündüzüm de güneş hep parlayacaktı…Benim gecelerim başka olacaktı oysa…
Kendimin en güzeli, en şaşalısı, en görkemlisi, en havalısı ..Bakınca insanlar ikinci kez bakacaktı bana düşüp bayılmamak için.Hayallerimde ki aşkı bulduğumda engel olmayacaktı kimse..Kimse için kendimden feda etmeyecektim..Kendimin olacaktım sadece ..Sahte yaşantılara yer olmayacak, kimse girmeye cürret edemiyecekti.Aşkların en güzelinde hüzün olmayacaktı ..Ayrılık nedir bilmeyecektim, aşk aşkımın kıymetini bilecekti…
Hayallerim umutlarım hep olacaktı..Oysa küçükken bilemedim hayallerimin yok olacağını ..Büyümek için büyümedim..Küçük hayallerimi büyütmek içindi , büyümek istemem.
Ne çok istemişim kendimin efendisi olmayı…
Dur…Hayat dayanıyor kapıya…Büyük bir heyecanla alıyorum içeriye .İçeriye harika bir koku yayılıyor önce, baş döndüren bir koku…Ayaklarım yerden kesiliyor.Bulutlarda dolaşmak sanırım böyle birşey .Serinlik geliyor geriden,ferahlatıcı bir o kadar da ürkütücü olan.Onun ışığında yer almak gurur veriyor bana …Sonrasında bir dokunuş yetiyor bana …
Hayat hayat için , yaşamak için bir klavuz bırakmadan gidiyor usulca, öylece..Dur !!! Diyemeden …
İnsan doğarken klavuzu elinde olmuyor mu ? ” Bu yaşama böyle geldik , böyle gideceğiz ” derken neyi kasdettiklerini biliyorlar mı peki onlar.Ben neden bilemedim bunu derken düşündünüz mü hiç .Siz kimin kurallarıyla yaşıyorsunuz , kuralsız , şartsız yaşamda mutlumu yaşayabilenler.Kim bilir belki bunu da bir gün öğrenirim.Başkalarının istekleriyle , ona çizdiği yolda yürümek…ona söylediklerine , susup boyun eğmek…İnsanlık tuhaf.elinde olan umutlarına son vermek ” katil ” kelimesine uymazmı ki Birçok tabir eklenebilir belkide . Belkide hiçbiri değildir.Ancak bildiğim birşey var, bu hayatta hiç bir şey nedensiz değildir.
Nedenini bilmeden bilmek..Bilerek bilememek…
Çok bencilce bir yazı oldu ,belkide etkilendim bu cümlelerden…Bir yerlerde gizli kalan şeyleri görmek içindi bu cümleler….Cümleler sıralı girdi yaşamıma,sırası ile şaşırmadan , amaç gütmeden .Nedenine gelirsek; Elbet bir nedeni var.Eğer ki okunduysa sonuna kadar amaç içinde bir yerde …Otur ve düşün şimdi.
Sen kaç tane umudunun katilisin ? Ya da senin katilin kim ?….11-scribble.jpg
 

347599_7813

Bir gece aniden uykunuz kaçar. Biraz hava almak için balkona çıkmak istersiniz,çıkarsınızda… yıldızları seyredersiniz…Ay ‘ a bakarsınız …Hatta seyrekte olsa evlerin yanan ışıklarına …Bazen bir kedi takılır gözünüze , çöpleri  eşelemekte :roll: Bazen o balkondan adımınızı atmayıda düşünebilirsiniz , gecenin  karanlığına ,sessizliğine karışmak istersiniz ..Kayar  birden eliniz ,balkon demirlerinden yerde buluverirsiniz kendinizi…İşte bu kadarcık küçük bir kazayla, bir daha yürüyememe tehlikesiyle karşı karşıya kalırsınız…Belki de ölür gidersiniz …

Dostlar merhaba demek istiyorum. Çünkü yazımı okuyan ve paylaşan herkes, yazın dostumdur. Öyle kabul ediyorum. Klavye Dostluğu adına ,günlük olarak yazamıyorum uzun süredir. Yukarıda ki yazımdan da anlamışsınızdır aslında insanın hayatında dibe vurduğu ve kurtulmak için çabalar sarf ettiği dönemler vardır. Ben de onu yaşıyorum. Ben yoksam, diğer gelişmelerin ne önemi var ki?
Bencilce belki, bu düşünce ama öyle düşünüyorum.
Ben yoksam, bize nasıl faydalı olabilirim ki?
Ben yoksam, sevdiklerime nasıl yararlı olabilirim ki?
Ben dipteysem, sevdiklerimin ve değer verdiklerimin hayatını nasıl kolaylaştırabilirim  ki?
Ve ben dipteysem, beni dostu olan gören kişi yanımda değilse, paylaşılanın ne anlamı vardır ki? Ve hangi söylenen gerçektir ki? Ya da hangi yapılan? Ya da kim gerçek dosttur?

Bensiz hayatın anlamı ne ki?

Hayat ben varsam devam ediyor. Bencilce ama böyle, çoookkk doğru …Ben yoksam hayat da yok. Ve ben hayatın umurunda değilim. Hayat, benim (bizim) umurumuzdaysa hissediyoruz. Yaşıyoruz. Acıları sevinçleri iliklerimize kadar. Yaşadığımız her acı bizi  yaralıyor. Başkasını değil. Yaşadığımız sevinçler bizi çoğaltıyor. Başkasını değil…
Ve biliyoruz ki, “acılar paylaşıldıkça azalıyor, mutluluklar ise paylaşıldıkça çoğalıyor.”
Ve hayat bize çoğaltıyorsa beni, hissediyor ve çoğalıyoruz. Yaşadıklarımız bizi çoğaltmıyorsa, hayat anlamını yitiriyor.
İşte onun içindir ki, geleceğe çoğalarak değerler bırakıyoruz. Kimilerimiz çocuklar, kimilerimiz eserler, kimilerimiz ise bir zaman sonra unutulacak anılar bırakıyoruz.
Ve çok az insana mal olan, tarihe unutulmaz isimler bırakıyoruz. Ne çocukların, ne anıların anlamı oluyor? Varsa yoksa bıraktığımız değerler oluyor geleceğe, unutulmamak adına….
Son iki yıldır yaşadığım tüm acılar ve sevinçler, umutsuzluklar ve umutlar…Geride bıraktığım hayatımın en anlamlı dersleri oldu bana….

Önemli olan  b i r i  n i   yitirmek

Hayatta en önem verdiğim birini  yitirdim…Ölmedi Allah ona uzun ömür versin …Ama ben öyle hissediyorum,yitirdim. O olmadıktan sonra hayat bana bir anlam ifade etmiyor. Ve biliyorum ki, yitirdiğim birine , arkadaşıma , dostuma dipte durarak yoldaşlık yapamam. Dipten çıkarsam, eski ben değil, geçmişten ders çıkarmış yeni ben olabilirsem hayatımı anlamlandıracağım ve yitirdiğim o birisiyle  yeniden yoldaşlık yapabileceğim.
İşte bunun içindir sevgili dostlar, yaşadıklarımızdan ders çıkarabiliyor ve hayatımızı – kendimizi-  değiştirebiliyorsak -bunun için adımlar atabiliyorsak- hayat anlamlı.
”Değiştim” demekle değişim olmuyor. Zaman gerekiyor… Zamanın bilgeliğine bırakmak gerekiyor kendini. Değişmek istediğinde, zamanın ruhu sana yoldaşlık yapıyor ve zaten yanında oluyor.

Hesapsız dostluklar kurmaktır, asıl olan…

Yitirilen dostlar, hayatlarına devam ediyorlar. Ve ben onları çok seviyorum. Hayatımın anlamı ve umudu olan dostlarıma selamlar gönderiyorum.
Eskiden olduğu gibi yeniden beraber olacağız. Geçmişten dersler çıkararak… Ama eski olan ben olarak değil.
Yeniden konuşacağız, hoş sohbetler yapacağız ve yeniden dostluklara merhaba diyeceğiz.
Nasıl ilişki yaşarsanız yaşayın. Yeter ki, dost olun. Hesapsız kitapsız. Çıkarsız, içten…
Ve dostunuz ise ‘dostum’ dediğiniz kişi, siz kötü durumda olduğunuzda, yanınızdaysa dosttur.
Ve siz ‘dostum’ diyorsanız dostunuza, o kötü durumda iken, kötü olduğunu hissettiğinizde hesapsız yanında iseniz dostsunuzdur.
İşte budur asıl gerçek olan. Onun yanında çıplak iseniz, arınmış iseniz dostsunuzdur, dostunuzdur.
Gerçek dostlukları kurabilenlere ve yaşanılan dostluklara ihanet etmeyenlere. Dostlarının yanında olurken hesapsız olanlara… Selamlar… Önlerinde saygıyla eğiliyorum.

Son söz: Hayatında gerçek dostlukları kuramayanlar, ne kadar fakirdirler. Dostluklarla, hayatını zenginleştirebilenler ne kadar zengindirler, aslında.
Ben yeni öğrendim bunu..Bu gerçeği  daha önce öğrenebilseydim.… Yine de hiçbir şey için geç değildir. Hayatın asıl gerçeğini öğreten dosta, hayatımı zenginleştiren ve yaşattığı her değer için teşekkür ediyorum.
Teşekkürler sevgili dost, teşekkürler… Öğrettiklerin için…
Ve hayatımın en büyük dersini verdiğin için…

Son Tavsiye:

Mükemmel bir itiraf oldu … Ben neyi mi  anlatmaya çalışıyorum ???: Hayatınıza bir dönüp bakın; “sorun” olarak benimsediğiniz şeylerin ne kadarı gerçekten “sorun” acaba? Bir tarafta yarı aç uykuya dalanlar, bir tarafta binlerce dolara Paris’teki “bilmem ne”  mağazasından aldığı kıyafetin aynısı başkasında da var diye sinir krizine girip bütün geceyi kendine rezil edenler… Hayattan beklentilerimiz arttıkça mutlu olduğumuz anların süresi kısalıyor. Halbuki bu kısacık hayatın tadını çıkartabilecek kadar sağlıklıysak kendimizi çok ama çok şanslı saymalıyız… İnsan olmayacak şeyleri kafaya taktıkça üzerinde negatif enerji biriktirir ve bu enerjiyi etrafına saçarak güzel olan şeylerin de bozulmasına sebep olur. Mutlu olmanın altın kuralı, beklentileri en ideal düzeyde tutarak insanı içten içe zehirleyen gereksiz hüsranlardan kurtulmaktır. Bu yazdıklarım binlerce yıl önce ünlü filozofların yazdıklarının günlük konuşma dilinde özetlenmiş hali. Bunları anlamak için kitap kurdu olmaya gerek yok, biraz kendi hayatınıza bakın yeter… -Filozof olsam kimse beni dinlemez diyen Hacer diyor ki:

“unutulmayı da göze alırım evet” “sen beni ne kadar üzersen üz hayat,gene de sana teşekkür ederim” diyebilmektir,asla unutmayacağınızın unutmasına bile aldırmayabilmektir,geçmişteki mutlu anları iyi duygularla anabilmektir….ama onları özlememektir,ne kadar belirsiz olsa da geçmişe sığınmak yerine ileriye bakmaktır.Çok az insanın yaşayabileceği kadar güzel şeyleri yaşayabildiği için…Çok az insanın hissedebileceği bir sevgiyle sevildiği için,yaşadıkları etrafını saran herkeste,herşeyde,heryerde bir anı bırakacak kadar içine işleyebildiği için tüm kavgalara,kötü sözlere,kötü sonlara,kendini paramparça hissetmelere rağmen minnettar olmaktır.kişinin gerçekten büyüdüğü andır hayata teşekkür ettiği an…

Hayat sana teşekkür ederim;

Hayat Sana Tesekkur Ederim - 12

sezen aksu‘nun deliveren albümünden bir şarkı:”oyuncak bebekleri sevmedim çok evcilik oynamayı
alkışı sevdim bıçak sırtlarında dolaşmayı
tehlikeli sularda seyredip pupa yelken
geçici emniyetlere ulaşmayı
kadınları erkekleri romanları
hele başkaldıranları

acılarım oldu herkes gibi elbet
herkese kısmet olmayan sevinçlerim
unutulmayı da göze aldım evet
hayat sana teşekkür ederim”

Bu gerçekten son sözüm madem ben bugün doğdum

HAYAT SENİ SEVİYORUM… HAYATIMDAKİ HERKEZİ VE HERŞEYİ SEVİYORUM!!!

 

BAŞKASININ GÖRÜŞÜNRE SAYGI DUYMALIYIZ

SENİN KURBAĞA OLARAK GÖRDÜĞÜNÜ

BEN İSE AT OLARAK GÖREBİLİRİM


FAKAT BAŞKA TARAFA DİKKATİNİ VER VE DİĞER YÖNDEN BAK……


image001.gif

BAŞKASININ GÖRÜŞÜNE SAYGILI OL.

BUNDAN DOLAYI İYİ DİNLEMEMİZ

VE

GÖZLEMEMİZ GEREKİR. VE UNUTMAYALIM Kİ HER İKİMİZİNDE GÖRÜŞÜ DOĞRU OLABİLİR. İŞTE BURDA OLDUĞU GİBİ, KONUŞMALARIMIZDA VE TARTIŞMALARIMIZDA BU NOKTANIN BİZE FAYDASI ÖNEM ARZ EDER….