Üye değilmisin? Üye ol | Şifrenimi unuttun?
Paneli kapat

23

Şub

2009

aynalardaki tılsım

By Klavye. bulunduğu kaegori Hikayeler | 3 yorumlar »

 Adamın biri, ilk defa gittiği şehrin tarihi çarşısına uğradığında, bir dükkana girerek;
- Hatıra eşya almak istiyorum, demiş.Ne tavsiye edersiniz?
Dükkan sahibi yaşlı zat,adamı tepeden tırnağa süzüp:
- Buranın en meşhur malı, aynalardır evladım, demiş. Ama onları almaya güç ister.
Adam, hiç düşünmeden:
- Ben, yaşadığım şehrin en zengin insanıyım, diye atılmış. Benim için para önemli değil.
İhtiyar, dudak büküp:
- İnşaallah gücün yeter, demiş. Çünkü padişahlar bile alamadı onları.
Adam, ses tonunu iyice yükselterek:
- Benim elde edemeyeceğim şey yoktur!..diye direnmiş. Fiyatları ne kadar?
İhtiyar adam:
- Seçeceğin aynaya bağlı, diye gülümsemiş. Günümüze ait aynaları normal fiyata alabilirsin. Fakat eski aynalar pahalıdır.Hele hele antikalara gücün yetmez. Ama geleceğin aynası bedavadır, fakat onu görsen pek beğenmezsin.
Adam, bu sözleri pek anlamamış. Ama merakından çatlayacak gibiymiş. Aynaları bir an önce görmek istediğinden, yaşlı adamın koluna girip,dükkanın arka bölümüne geçmiş.
Yaşlı adam, elindeki baston ile işaret ederek:
- Sana ilk önce günümüze ait aynayı göstereyim, demiş.Çerçevesi gümüştendir. Fiyatıysa sadece üç altındır.
Adam, duvarda asılı duran kristal aynayı kısa bir süre incelemiş. Ve ona bakarak saçlarını düzelttikten sonra:

devamını oku »

 

22

Şub

2009

hayatım

By Klavye. bulunduğu kaegori K e n d i m c e | yorum yok, ilk Yorumu sen yap »

Uzun uzun bir yağmuru okudum,
Uzun ıslığını taşıdım rüzgârın,
Uzak bir kıyıya mektup yolladım.
Döndüm, derinde dövdüm kendimi.

Duydum, kırıldı içimde tuz sesi
Bir derine ağladım.
(Keder saldı içime
bir denizden bir midye,
Taşı gördüm ağırlık indi dilime)
Engin de kendinden uzağı özlermiş
Ufuk bir şey değilmiş bana,
gördüm.Hayal kıvamıymış aşk,
Gülün kokusunu bademin neşesini istedim.
Ah bilemedim de nasıl geniştim,
Koşup kapaklanayım bir kucak istedim

Birhan Keskin

“Benim sosyal hayatım, benim param, benim başarım, benim

devamını oku »

 

22

Şub

2009

küçük prens

By Klavye. bulunduğu kaegori ALINTI | yorum yok, ilk Yorumu sen yap »

 Tilki ortaya çıktı.
- “Günaydın,” dedi Küçük Prens’e.
- “Günaydın,” dedi Küçük Prens nazikçe ama kimseyi görememişti.
- “Buradayım,” dedi tilki. “Elma ağacının altında.”
- “Kimsiniz” dedi Küçük Prens. Sonra da, “çok güzel görünüyorsunuz” diye ekledi.
- “Tilkiyim ben,” dedi tilki.
- “Benimle oynar mısın?” dedi Küçük Prens. “Çok mutsuzum.”
- “Hayır,” dedi tilki. “Oynayamam; evcil değilim ben.”
- “Öyle mi? Bağışla beni,” dedi Küçük Prens.
Ama bir süre düşündükten sonra, “Evcil ne demek?” diye sordu.

devamını oku »

 

e5fffb3cf681041398df1fdafc70bb30Benim ülkemin köylerinde , yirmi sene evvel ki yıllarda, hele ki yaz aylarında güneşli havalarda, her delikanlının cebinde ortalama üc bej santim çapında bir ayna mutlaka bulunurmuş Zira delikanlı aklına yazdığı kızı köy çeşmesinde, düğün cemiyetinde veya evin avlusunda ne zaman göreceğini kestiremezmiş Malum telefon o yıllarda bir muhtarın evinde, bir de cami de tesis edilmiş.

devamını oku »

 

21

Şub

2009

kıssadan hisseler

By Klavye. bulunduğu kaegori Kategorilenmemiş | yorum yok, ilk Yorumu sen yap »

 

Bir varmış, bir yokmuşlamı başlamak lazım ki ? Hem varmış hem yokmuş diyelim o zaman .Kadının birinin bir tek oğlu varmış. Bu oğlu birgün ölmüş. Kadın çok büyük acılar içinde hem kendine hem cenazeye gelenlere aht vermiş: "Ölüpte oğlumu Allah´ın huzurunda göreceğim güne kadar gülmeyecek ağzım… ahtım olsun" demiş .DEmiş demesine de günler, haftalar, aylar geçmiş. Birgün evinde komşuları ile söyleşiyormuş. Komşusu heyecanla birşeyler anlatıyormuş, dinlerken dinlerken,ahdını unutmuş, komşunun söylediklerine kahkahalarla gülmeye başlamış. Gülmüş gülmüş, birden kendine gelmiş."Ah ben ne yaptım? Güldüm. Ah içim kan ağlarken güldüm hem de. Ammaa gülen ben değilim, ağzım. Kalbim acıdan yanarken, lafa aldanıp gülen ağız bana lazım değil artık" diyerek dövünmüş.Hırsla ağzını tutmuş kopartmış, fırlatmış. Hızla fırlattığı ağız duvara yapışmış, kalmış. Uğraşmış onu duvardan alamamış.Ve yine günler, haftalar, aylar geçmiş. Komşuları ona yine misafirliğe gelmişler. Muhabbet hararetlenmiş, herkez gülüp söylemeye başlamış. Acısının ve üzüntüsüne rağmen kadıncağızın da anlatılanlar hoşuna gidiyormuş. İçinden "iyi ki ağzımı kopardım attım, şimdi yine tutamazdı kendini gülmeye başlardı" diye geçirirken, gözüne duvarda yapışık kalan ağzı ilişmiş. Ağız duvarda kahkahalarla gülüyormuş.Kadının kendisine hayretle baktığını görünce..,"Neden kızıyorsun, hayret ediyorsun." demiş.
"Allah beni gülünecek yer de gülmek için, ağlanacak yerde ağlamak için yarattı ve verdi sana. Ben de hem acı ile inlerim, hem de gülerim." Yaa hayattın gerçeklerinden biridir bu hikaye aslında …
Yaşam ucu bucağı görünmeyen bir sofra.
Kendimiz pişirir, kendimiz yeriz.
Gönül ister belki hep tadına vardığı yemeği kaşıklamak.
El dinlemez, ağız yemez. Zaten her gün baklava börek yenmez.
Oyunbaz kader ne koyarsa pencereye, ondan en lezzetli yemeği yapıp koymak lazım tencereye…
KLAVYE DOSTLUĞU Adına …..

 

 

21

Şub

2009

klavye dostlugu adına.

By Klavye. bulunduğu kaegori Kategorilenmemiş | yorum yok, ilk Yorumu sen yap »

Klavyenin C tuşu anlatıyor :

Klavyenin C tuşunun anlatacaklarına bir bakalım ne diyormuş… Bu C tuşu çok güzel bloklar hazırlıyormuş, ancak çok özel olduğu için sadece ve sadece içinden gelenleri yazdığı yazılarını çok bildik arkadaşları ile paylaşıyormuş ,paylaşıyormuş paylaşmasına da birgün öyle bir olayla karşılaşmış ki kafası allak bullak olmuş …Onun bloklarını dışarıya vermediğini bilen birisi ki o birisi bir de kendi hakkında bu C tuşuna klavyelerden kopacağı günün çok yaklaştığını, günden güne  eskidiğinin haberini veriyormuş. Bizim C tuşuda çok düşünüyormuş bu  birisini , hatta onun için sürekli ağlıyormuş…Öyle ya işine geldiğinde harikalar yaratan bu tiplerin işine gelmediğin de nasıl kıvırdıklarını gördüğünüzde pinokyonun ne kadar masum olduğuna,en iyi dansözün aslında o işi bilmediğine tanık olacaksınız….İşte o gün tanık olmuş C tuşu olanlara ….Kaçma yolunu tercih ettiklerinde de ,kaçak dizisinin aslında yürümek gibi  bir şey olduğunu anlayacak o dizide ki sürekli kaçan kişininde yıllarca boş yere kaçmış olduğuna kanaat getireceksiniz.- bu arada küçükken en sevdiğim diziydi bu kaçak …ne anlıyorsam 6-7 yaşlarında bu diziden -  Ağlama fasıllarını gördüğünüzde ki bu kesinlikle gözlerden dökülen yaşlar  timsah gözyaşlarıdır .Bu tür ağlamalarına denk geldiğinizde de bildiğiniz ağlama duvarının ne kadar anlamlı olduğunu,sizin  gözünüzden döktüğünüz  yaşların aslında ne kadar değerli olduğunu bir kez daha çok iyi anlamış olursunuz .Bunları belirtmek istemiş bu döktüğü yaşlarla C tuşu…Birde bunların yanında da suratlarına tükürüldüğünde bile yarabbi şükür  cümlesini kullanan tiplerinde gerçekten var olduğuna inanacaksınız….Bu tiplerin yaptıkları karşısında kafama takılan tek  şey bunu hiç kendilerine sormuşlar mıdır.İşlerine geldiğinde öyle iken, işlerine gelmediğinde böyle olunca sadece bir  harf  içimin mi, bir kelime için mi,bir cümle, bir hikaye için mi … bu kadar kişiliksiz olabiliyorlar  … Peki bu bencilliği yaparken işine geldiğinde veya işine gelmediğinde değil…Yüzüne maske yakışıyor mu yakışmıyor mu onamı bakıyorlar …. Yaa klavyenin C tuşu böyle bir olay yaşamış…

İşte ne kadar yazdıklarınızı paylaşmak istemesenizde , yazdıklarınız kopyalanıyor…Ne kadar onları saklasanız da ulaşılıyor… Yazdıklarınız aslında canlanmak istiyor .Bu arada sizi uyarıyor ilişkilerinize dikkat edinde  diyebilir bu yazdıklarımız …Aslında o birisi onları kopyalayıp kendi yazıyormuş gibi yapmasaydı maskesi düşmeseydi C tuşu ona hep üzülecek belkide hep ağlayacaktı …klavye dostluğu adına….