Rüyaların sonu yoktu hayatı koluma takıp yürümem gerekiyordu,Şimdi bundan önce bozduğum düzenimi teker teker ele alıp onarma sırasıydı,kolları sıvayıp başladım… Dalgaların senfonisiyle süslüyorum hayatı ve öyküleri,deniz yıldızı takıyorum gün batımlarına…..Her kalemin ucuna düşen harf sendin… Her dilimin ucuna gelen kelime sendin… Ben her yazdığım kelimede seni büyüttüm, ben her kurduğum cümlede seni büyüttüm… Sen bilmedin, ben söyleyemedim…Bahar sen varsan gelirdi, yaz sen varsan güzeldi… Her gelişin bahar, her dokunuşun yazdı bana… Ben her bahar hüzün kaplar, her yaz yaşlar akıtırdım yokluğunda… Ben her baharı sen diye bekledim, ben her yazı sen diye geçirdim… Bütün güzelliklerini sana büyütüm… Sen bilmedin, ben söyleyemedim…En ateşlisi sanaydı aşkın… En güzeli, belkide en büyüğü sanaydı… Gizli gizli yanardı yüreğimde… Aşkım büyüktü, ateşi büyüktü, giz’i hepsinden büyüktü… Gösteremedim…
Nasıl beni yakıp, erittiğini bilemedin… Oysa sen buz gibiydin… Yine de gelmedin… Nasıl bir yürek büyüttüm sana gizli gizli… Sen bilmedin, ben söyleyemedim…her ne kadar inkar etsem de seni sevdiğim kadar sevemiyorum başkasını..hala içim gidiyor sesini duyduğumda..zaman zaman rüyalarıma giriyorsun eski günleri heybene koyup..ama gelme artık rüyalarıma sevme arttık yüreğimi..çünkü ben çoktan vazgeçtim senden,yüreğinden.Sokakta gördüklerimi filmdeki aktörleri sen sandım bir süre,Kin büyütmedim kalbimde söz vermiştim sana diye, Kitaplarını okudum kelebeklere dokunmadım, Öğrendiğim çicek adlarına yenilerini ekledim, En çok fesleğeni, çoban heybesini, aksam sefasını sevdim. Seni beklerken çok sey öğrendim, Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilk kişi Nasılsa bulacaktır seni diye her görüşümde aynı sesle seslendim;Yalnızmış sancıları geldiğinde; çok korkmuş ya başaramazsa diye.Balkona çıkmış insanları seyretmiş başka kadınlarda çekti bu sancıyı diyerek
ve başka insanların acılarından güç alarak doğuma girmiş.Doğduğumda yaptığı ilk şey saate bakmak olmuş.Saat öğlen oniki’ye on varmış. İşte böyle demiştim kendi kendime; buraya kadarmış.Sonra çilekli pastayı, çaldığım vişneleri, limonlu dondurmayı ne çok sevdiğimi düşündüm.Saclarımı uzatacaktım, para biriktirip yollara çıkacaktım ve bir daha hiç yirmi üç yaşında olmayacaktım.Dedim ya.Bu ikimizin hikayesi…
Islandımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı, Bizi buluşturan kaldırımları, İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum. Ben unutmadım diye Hatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz filmleri Hayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği Bir ağızdan söylediğimiz en kahraman cenkliği,Büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçittirdikleri seyleri,
Gittikçe açılıp güzelleşen gözlerimi pek boyamıorum.Beğenmeyen almasın ben kendimi seviyorum deyiveriyorum.bakma öyle..Ukalalıktan kaldım aşktan kurulla geçiyorum:) muyum..
Kırıtmıyorum sadece gülümsüyorum ne de olsa tek gamzem var benim biliyormusun?:kafa karışıklığı, üzüntü varken.. Bişilere alışmaya çalışmak için çaba gösterirken başka bir kafa karışıklığına yer yoktu düşüncelerimde. Sonra attığı mesajlar üzerine cevap verdim bende. Seni üzmek istemiyorum, şuan bunu yapmam doğru olmaz hem senin, hemde benim için diye. Öyle tanıdık geldi ki bu söz. Demek ki hazır olmayan herkes kullanabiliyormuş başkasına. Öyleymiş cidden. Hazır diilim evet içimdekileri söküp atmadan böyle birşeye. Çivi çiviyi sökmez çünkü biliyorum. Geri dönüşü olmayan şeyler belki kafamı meşgul edenler ama yine de başka bir ilişki için henüz çoook erken. Belki şuan o arkadaşım kırıldı bu duruma ama asıl olumlu cevap verseydim kırılcaktı çok iyi biliyorum.
Blogumu baştan sona okuduğunu ve yazılarımda bazen üzüldüğünü söledi. Bunu da okursa eğer GERÇEKTEN ÜZGÜNÜM!!! Keşke her insan istediği şeyleri yaşayabilse ama olmuyor işte. Kimse kırılmasa ama mümkün değil. Beni üzen Bazen insanın geçmişinde yaptığı hatalar, geleceğini birebir etkileyebiliyor onu gördüm. Yaşamak istediği şeyleri yaşamasını engelleyip, hep geçmişte takılı kalmasına neden olabiliyor. Niye böyle? Neden hayatta yapılan hatalar o zamanlarda kalmıyor. Niye yaşadığımız anılar hep biryerlerde karşımıza çıkıyor??Ne kadar yas varsa ben tutuyorum; dudağımın ucunda bütün küfürler, neleri yuttum bunu da yutuyorum!! Eller bahar, bayram, düğün, şenlik! Benimse;
Belki yeniden gelir aşk şehrime! Elim havada arkandan gidişini izlerken, yağmurlar yağıyordu gamzelerime. Hani o en çok sevdiğin yerim, en çok gülünce çıkan, bir tek sen varken gülen. Bağrımı döve döve, kafama vura vura, saçımı yola yola özlüyorum ben seni. Kim zaptedebilir çığlıklarımı, kim dur diyebilir acılarıma, kim gösterebilir, kim ne kadar inandırabilir şimdi, ölümün bir yokluk olmadığına… Anlatmasın o kitaplar boşu boşuna. Benim sancımsa sol yanımda harlanan, yüreğimi de gömdülürse onunla; üstüm al açık üryan, çırılçıplak kaldıysam, kim inandırabilir güneş batı’dan doğunca kavuşacağımıza.
Biliyorum, artık sen değil ama;Yağan yağmurlarla gelen sonbaharda , daracık bir patika yolunda yürür bulurum kendimi.. Ağaçlar yapraksız kalmış yine, sensiz ben gibi.. Üzerine basmaya kıyamadığım sarı, kırmızı yaprakların sesleri, alır götürür geçmiş zamanlara beni… Yeşile bürünmüş dallar, Alnina kondurduğum buseler, heyecanla elime tutuşturduğum gül goncaları gelir aklıma… Düşen bir dal parçasıyla boğazımda düğümlenir tarifsiz duygular ve gözlerimde birikir yaşlar , Yüreğime yeniden yağmurlar yağar…Yağmur yağdı geçen gece, ben yine kaçırdım seni yerlere bezeyen damlaların dansını. Çıplak ayakla dolaşacaktım o ıslak çakılların üzerinde. Bunun keyfi bir başka olacaktı , heryerde sen…Gökyüzünden düşen ve yerde yeşeren sen…Özenli olacaktım o yağmurda, kırmayacak ve kırılmayacaktım. Yalnız olmaya inat senle yaşayacaktım aşkta ve savaşta. DERKEN… gece yarısı sen belirdin yanımda. Yağmur kokun sardı tüm benliğimi, sen doluverdin içime. Sanki o bırakıp giden sen değildin, gözlerin yine alevdi, tadın yine şarap…Yeni güne yeni hayata doğru adımlarımı sıralamaya başladım.Gün okadar güzeldi ki baharın güzelliğininde insanın sarhoş olmaması mümkün değil. Dalga sesleri eşsiz bir senfoni gibiydi kulaklarımda……
Birlikte dans edebilirmiydik acaba ? Sohbeti de kendisi de çok duruydu sanki hayat ona hiç elini sürmemiş gibi acıtmamış gibi. Evet yeni hayat penceresi bu kadın olabilirmiydi bu kadar kederden sonra? Beklediğim kadın geldi tüm gece onu seyredebilecek ve duyabilecektim ama o a herşey onun büyüsüyle durdu sanki zamanla beraber. O güzel saatlerin tadını çıkarmalıyım dedim ve kendimi onun büyüsüne bıraktım….Sonunda bu gece de bitti yatak odama döndüm, penceremi yine açık bıraktım gecenin ve sabahın sürprizleri için. bütün gün dolandım sahilde bekledim ama gelmedi daha sonraki günlerde de , anladım ki rüyaymış…